Yurt dışı şantiyesinde çalışan işçinin alacak talebinde Türk ve yabancı hukukun uygulanabilirliği, zamanaşımı itirazları ve usuli kazanılmış hak prensibi uyarınca değerlendirme.
Özet: Yurt dışında (Türkmenistan) çalışan bir işçinin işçilik alacakları davasında, uyuşmazlık, iş sözleşmesine uygulanacak hukuk ve zamanaşımı süresi üzerinde odaklanmıştır; ilk derece mahkemesi işçi lehine Türkmenistan İş Kanununun zamanaşımı süresini uzatma hükmünü ve Yargıtayın işçi koruyucu ilkesini uygulayarak davayı kısmen kabul etmişken, istinaf mahkemesi Türkmenistan İş Kanunundaki kısa zamanaşımı süresini katı bir şekilde uygulayarak davanın reddine karar vermiş ve bu durum davacı tarafından Türk hukuku uygulanması veya yabancı hukukun daha esnek yorumlanması gerektiği gerekçesiyle temyiz edilmiştir.

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/171 E., 2025/790 K.İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 29. İş MahkemesiSAYISI : 2023/1 E., 2024/82 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 2010-2014 tarihleri arasında davalı Şirketin yurt dışı şantiyelerinde ince işler kalfası olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin davalı tarafından feshedildiğini, çalışma süresince fazla çalışma yaptığını, hafta ve genel tatil günlerinde çalıştığını, karşılığı ücretlerin ödenmediğini, aylık net ücretinin 11.12.2012 - 01.06.2013 tarihleri arasında 2.000,00 USD, 01.06.2013 sonrasında 2.400,00 USD olduğunu, barınma, elektrik, temizlik hizmetleri ile her gün üç öğün yemeğin işverence sağlandığını ileri sürerek kıdem, ihbar tazminatı, yıllık izin, ulusal bayram ve genel tatil, fazla çalışma ile hafta tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; husumet itirazlarının bulunduğunu, davacının müvekkili Şirkette çalışmadığını, somut olaya Türk hukukunun uygulanmaması gerektiğini, organik bağ bulunmadığını, zamanaşımı def'inde bulunduklarını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesinin 24.11.2022 tarihli kaldırma kararı üzerine İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; somut uyuşmazlığın çözümünde Türkmenistan İş Kanunu uygulandığı, Türkmenistan İş Kanunu'nda yer alan zamanaşımına ilişkin sürelere bakıldığında 3 aylık sürenin dava ve fesih tarihi itibarıyla geçtiği ancak Türkmenistan İş Kanunu'nda bu sürelerin geçerli sebeplerle kaçırılması durumunda, bu sürelerin yeniden tanınabileceği hükmü gereği ve dava tarihi 11.12.2017 itibarıyla Türk hukuku uygulanmasına ilişkin Yargıtayın yerleşik kararları dikkate alındığında, işçinin içtihat değişikliğini bilmesinin kendisinden beklenemeyeceği, işçinin korunması ve hukuka güven ilkesi gereğince davacının Türkmenistan hukukunu bilmesinin kendisinden beklenemeyeceği dikkate alınarak iş sözleşmesinin sona ermesinden itibaren Türkiye'ye gelen işçinin, dava açma süresinin uzatılması uygun görülerek davanın yasal süresinde açıldığının kabul edildiği, dosya kapsamı ve emsal kararlara göre davalının davacının işçilik alacaklarından sorumlu olduğu, iş sözleşmesinin davalı tarafından haksız olarak feshedildiği, davacının karşılığı ödenmeyen fazla çalışma ve hafta tatili ücretleri bulunduğu, ispatlanamayan ulusal bayram ve genel tatil ile yıllık izin ücreti taleplerinin reddi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalının süresinde verdiği cevap dilekçesinde, uyuşmazlığa çalışılan ülke iş mevzuatının uygulanması gerektiğini savunduğu, davacının davalıya ait yurt dışı işyerinde 19.01.2011-05.01.2014 tarihleri arasında çalıştığı, davanın 11.12.2017 tarihinde açıldığı, Türkmenistan İş Kanunu'nun 382. maddesi uyarınca talep edilen alacakların zamanaşımına uğradığı, davanın reddi gerektiği, davacı aleyhine vekâlet ücreti ile yargılama giderine hükmedilmediği gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun esastan reddine, davalının istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde: 1. Davalının cevap dilekçesinde dava konusu işçilik alacaklarına 5 yıllık zamanaşımı uygulanması gerektiğini öne sürerek itirazda bulunduğunu, bu kapsamda davacı lehine usuli kazanılmış hak doğduğunu, usulî kazanılmış hakkın korunması gerektiğini, 2. Dava konusu uyuşmazlığa Türk hukuku uygulanması gerektiğini, 3. Yabancı hukuktaki zamanaşımının uygulanmasının hakkaniyete aykırı olacağını, 4. ... iş hukukunda zamanaşımı sürelerinin yeniden başlatılmasına ilişkin hâkime takdir yetkisi verildiğini, sürelerin yeniden başlatılması gerektiğini, 5. Taraflar arasında imzalanan matbu sözleşmeye dayanılarak hukuk seçimi yapıldığından söz edilemeyeceğini,6. Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davalıya yüklenmesi gerektiğini ileri sürmüştür.B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, iş sözleşmesine uygulanacak hukuk, zamanaşımı def'i, davanın süresinde açılıp açılmadığı ile yargılama gideri hususlarına ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Yabancı unsurlu uyuşmazlıklarda kamu düzeni, 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un (5718 sayılı Kanun) 5. maddesi uyarınca uygulama alanı bulmakta olup söz konusu hüküm “Yetkili yabancı hukukun belirli bir olaya uygulanan hükmünün Türk kamu düzenine açıkça aykırı olması halinde bu hüküm uygulanmaz; gerekli görülen hallerde Türk hukuku uygulanır.” şeklindedir.Türk kamu düzeninin ihlali sonucunu doğuracak hâller çoğunlukla emredici bir hükmün açıkça ihlali hâlinde söz konusu olmaktadır. Ancak her emredici hükmün ihlalinin veya her emredici hükmü ihlal eden bir (yabancı) kuralın, Türk kamu düzenine aykırı bulunduğunu söylemek olanaklı değildir. Öyleyse iç hukuktaki kamu düzeninin çerçevesi; Türk hukukunun temel değerlerine, Türk genel adap ve ahlak anlayışına, Türk kanunlarının dayandığı genel siyasete, 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nda yer alan temel hak ve özgürlüklere, milletlerarası alanda geçerli ortak prensiplere ve özel hukuka ait iyiniyet prensibine dayanan kurallara, medeni toplulukların müştereken benimsedikleri ahlak ilkeleri ve adalet anlayışının ifadesi olan hukuk prensiplerine, toplumun medeniyet seviyesine, insan hak ve özgürlüklerine aykırılık şeklinde çizilebilir. İç hukukta kamu düzeninin, tarafların uymak zorunda oldukları kamu hukukundan ve özel hukuktan doğan ancak tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyecekleri kurallar olarak anlaşılması gerekir. Zamanaşımı süresi, kamu düzenine ilişkin olmadığından dava konusu uyuşmazlığa uygulanan yabancı hukuktaki zamanaşımı süresinin uygulanması gerekmiştir. Nitekim iç hukukumuzda işe iade davalarında 1 aylık arabulucuya başvuru süresi, işe iade davalarında arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamaması hâlinde son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren iki hafta içinde iş mahkemesinde dava açılabileceğine ilişkin süre, yine idare mahkemesinde dava açmak için öngörülen 60 günlük dava açma süresi daha kısa olup iç hukukumuzdaki 3 aydan daha kısa sürelerle yapılan uygulamaların kamu düzenine aykırı olmadığı kabul edildiğinden, dava konusu uyuşmazlığa uygulanan Türkmenistan hukukundaki 3 aylık zamanaşımı sürelerinin kamu düzenini ihlal eder nitelikte olmadığı değerlendirilmiştir.Diğer taraftan dosyadaki bilgi ve belgelere göre davacı 19.01.2011-10.01.2012 tarihleri arasında Türkmenistan'da, 08.06.2012-22.05.2013 tarihleri arasında Türkmenistan'da ve 22.09.2013-05.01.2014 tarihleri arasında ...'da çalışmış olmasına rağmen, İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adiye Mahkemesi tarafından her üç çalışma dönemininde Türkmenistan'da geçtiği kabulüyle Türkmenistan İş Mevzuatına göre değerlendirme yapılması hatalı olmuştur.Ne var ki fesih tarihi ve dava tarihi itibarıyla gerek Türkmenistan İş Kanunu'nun 382/1 hükmünde öngörülen gerekse ... Federasyonu İş Kanunu'nun 392. maddesinde öngörülen 3 aylık sürenin geçtiği, bu süreler dolduktan sonra dava açıldığı ve davalı tarafça süresinde zamanaşımı def'inde bulunulduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamakta olup, bu hata sonuca etkili olmadığından, bozma nedeni yapılmamıştır. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARAR Açıklanan sebeplerle;Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 24.11.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.K A R Ş I O YTürk hukukunda maddi hukukun bir müessesesi olan zamanaşımına uygulanacak hukuk, 5718 sayılı Kanun'un 8. maddesinde, "Zamanaşımı, hukukî işlem ve ilişkinin esasına uygulanan hukuka tâbidir." şeklinde düzenlenmiştir.Yabancı unsurlu uyuşmazlıklarda kamu düzeni, 5718 sayılı Kanun’un 5. maddesi uyarınca uygulama alanı bulmakta olup söz konusu hüküm "Yetkili yabancı hukukun belirli bir olaya uygulanan hükmünün Türk kamu düzenine açıkça aykırı olması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz; gerekli görülen hâllerde, Türk hukuku uygulanır." şeklindedir.Yabancılık unsuru taşıyan hukuki uyuşmazlığa uygulanacak hukuk yabancı devletin hukuku ise kural, yabancı hukukun uygulanmasıdır. Bununla birlikte yabancı hukukun uygulanmasının sınırı, doğacak hukuki sonuçların Türk kamu düzenine açıkça aykırı olmamasıdır. Bir yabancı hukuk kuralı Türk hukukunun temel değerlerine, genel adap ve ahlak anlayışına, Türk kanunlarının dayandığı temel adalet anlayışına ve hukuk siyasetine, Anayasa'da yer alan temel hak ve özgürlüklere, milletlerarası alanda geçerli ortak ve kabul görmüş hukuk prensiplerine, ahlak ve adalet anlayışına, medeniyet seviyesine siyasi ve ekonomik rejimine aykırı olması hâlinde kamu düzenimize aykırılığı söz konusu olabilir (Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu, 10.02.2012 tarihli ve 2010/1 Esas, 2012/1 Karar sayılı kararı). Zamanaşımının bizzat kendisi kural olarak kamu düzenini ilgilendiren bir konu olmadığından yabancı hukukta zamanaşımı süresinin Türk hukukundan farklı düzenlenmiş olması, 5718 sayılı Kanun’un 5. maddesi kapsamında kamu düzeni müdahalesi gerektirmez. Buna karşılık, uyuşmazlığa uygulanacak olan yabancı hukukta talep hakkının hiç zamanaşımı süresine tâbi tutulmaması, Türk hukukuna nispetle fevkalade kısa bir zamanaşımı süresine tâbi tutulması veya talep hakkında aşırı derecede uzun bir zamanaşımı süresi öngörülmesi hâllerinde 5718 sayılı Kanun’un 5. maddesi gereğince kamu düzeni müdahalesinin kabul edilmesi gerekmektedir (Ergin Nomer, Devletler Hususi Hukuku, İstanbul, Yirmi Birinci Baskı, 2015, s.214; Vahit Doğan, Milletlerarası Özel Hukuk, ..., Sekizinci Baskı, 2022, s.314; Gülin Güngör, Türk Milletlerarası Özel Hukuku, ..., İkinci Bası, 2021, s.126; Mesut Aygün, Ali Önal, "Yargıtay Kararları Işığında Milletlerarası Özel Hukukta Zamanaşımı", Legal Hukuk Dergisi, C. 14, 2016, S. 165, s. 4914). Somut olayda davacının Türkmenistan'da geçen çalışması yönünden uyuşmazlığa uygulanan Türkmenistan İş Kanunu'nun 382/1 hükmünde, iş anlaşmazlıklarının çözülmesi bakımından mahkemeye veya iş anlaşmazlıkları görüşme komisyonuna başvurulması için gereken süreler "1) Eski işine geri alınması hakkındaki anlaşmazlıklarda – kendisiyle iş sözleşmesinin feshedildiği hakkındaki buyruğun kopyasının çalışana verildiği tarih itibariyle bir ay; 2) Çalışan tarafınca işverene verilmiş olan maddi zararın tazmin edilmesi hakkındaki anlaşmazlıklarda – işveren tarafınca kendisine verilmiş olan maddi zararın tespit edildiği tarih itibariyle bir yıl; 3) Diğer iş anlaşmazlıklarında – çalışanın kendisinin haklarının ihlal edildiğini öğrendiği veya öğrenmiş olması gereken tarih itibariyle üç ay. ..." şeklinde açıklanmaktadır. Mahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığı ve uyuşmazlık kapsamında bir talebi mahkeme önüne taşıyabilmek ve bunların etkili bir şekilde karara bağlanmasını isteyebilmek anlamına gelmektedir. Anayasa'nın 36/1 hükmünde, herkesin yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddiada bulunma ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla, mahkemeye erişim hakkı Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğünün bir unsurudur. Türkmenistan İş Kanunu'nun 382/1 hükmünde öngörülen 3 aylık zamanaşımı süresinin fevkalade kısa olduğu, yurt dışında yaptığı çalışmalardan kaynaklı alacakları için Türkiye’de dava açan işçinin mahkemeye erişim hakkını oldukça kısıtladığı açıktır. Sonuç olarak, Anayasa’da temel hak ve özgürlükler arasında yer alan hak arama özgürlüğüne aykırı olan 3 aylık zamanaşımı sürelerinin kamu düzenini ihlal edici nitelikte olduğu anlaşılmaktadır. Dolayısıyla Türkmenistan İş Kanunu'nun 382/1 hükmünde 3 aylık zamanaşımı süresi öngören kural, 5718 sayılı Kanun’un 5. maddesi uyarınca kamu düzeni müdahalesi ile bertaraf edilmelidir. Kamu düzeni müdahalesi neticesinde yabancı hukukunun ilgili hükmünün olayda uygulanmaması ile ortaya çıkan boşluğun ise öncelikle yetkili yabancı hukuktaki başka bir hüküm ile doldurulması gerektiği prensip olarak kabul edilmektedir. Bu şekilde söz konusu boşluğun doldurulamaması hâlinde hâkimin kendi hukukunu olaya uygulayarak uyuşmazlığı çözmesi gerekmektedir (Nomer, s.179-180; Doğan, s.260-261). Somut olayda, Türk kamu düzenine aykırı olduğu için Türkmenistan'da geçen çalışma dönemleri için uyuşmazlıkta uygulanmaması gereken 3 aylık zamanaşımı sürelerinin yerine, öncelikle yetkili yabancı hukuklardaki uygulanan genel zamanaşımı süreleri araştırılmalıdır. Tespit edilen genel zamanaşımı süreleri, Türk kamu düzenine aykırı olmadığı sürece, genel zamanaşımı sürelerine öncelik verilmelidir. Ancak yetkili yabancı hukuklarda öngörülen genel zamanaşımı sürelerinin dahi Türk kamu düzenine aykırı olduğu tespit edilirse, bu durumda hâkimin hukuku olan Türk hukukunda uygulanan zamanaşımı süreleri dikkate alınmalıdır. Ayrıca belirtmek gerekir ki ... hukukuna tâbi çalışma dönemi yönünden de Türk kamu düzenine aykırı olduğu için uyuşmazlıkta uygulanmaması gereken 3 aylık zamanaşımı süresinin yerine dava tarihinde yürürlükte olan ... Federasyonu İş Kanunu'nun 392/2 hükmünde yer alan 1 yıllık zamanaşımı süresinin uyuşmazlıkta uygulanması, 5718 sayılı Kanun’un 5. maddesi hükmüne uygun düşecektir. Ancak dava tarihi itibarıyla 1 yıllık zamanaşımı süresinin de dolmuş olduğu dikkate alındığında kararın Rus hukukuna tâbi dönem bakımından sonuç itibarıyla yerinde olduğu görüşündeyim.Açıklanan nedenlerle Türkmenistan'da geçen çalışma dönemleri için Türkmenistan hukukunda yer alan 3 aylık zamanaşımı sürelerinin kısa olmadığı ve 5718 sayılı Kanun’un 5. maddesi uyarınca kamu düzeni müdahalesini gerektirmediği yönündeki Sayın Çoğunluğun kararına katılamıyorum.