Temyiz kesinlik sınırı sebebiyle davacı temyizinin reddi ile işe iade sonrası işçilik alacaklarına ve icra inkar tazminatına ilişkin itirazın iptali davası.
Özet: İş sözleşmesi haksız feshedilen ve işe iade davasını kazanan davacının, işverence işe başlatılmaması ve işe iade kaynaklı iş güvencesi tazminatı, boşta geçen süre ücreti, kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık ücretli izin alacağı gibi haklarının ödenmemesi üzerine başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptali davasında, ilk derece mahkemesi toplam 21.384,55 USD tutarındaki alacaklar için itirazın iptaline ve takibin devamına karar vermiş olup, bu karar davalı işveren tarafından Bölge Adliye Mahkemesinden sonra Yargıtay nezdinde temyiz edilmiştir.
9. Hukuk Dairesi         2025/4835 E.  ,  2025/9086 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 29. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2021/3623 E., 2025/362 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 15. İş Mahkemesi
SAYISI : 2017/754 E., 2021/543 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda gereği düşünüldü:
Miktar veya değeri temyiz kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352/1-(b) hükmü uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
Dairemiz uygulamasına göre temyiz kesinlik sınırı belirlenirken yalnız alacağın değeri dikkate alınır. Faiz, icra inkar tazminatı, vekâlet ücreti ve yargılama giderleri hesaba katılmaz.
6100 sayılı Kanun'un 362/2 hükmü uyarınca alacağın tamamının dava edilmesi hâlinde, kararda asıl talebinin kabul edilmeyen bölümü kesinlik sınırını aşmayan tarafın temyiz hakkı bulunmamaktadır. Bu nedenle talebinin kabul edilmeyen bölümü kesinlik sınırını aşmayan tarafın, icra inkar tazminatı, vekâlet ücreti, yargılama giderleri veya gerekçeye yönelik temyizi de incelenmez. Ancak, talebin kabul edilmeyen bölümü kesinlik sınırını aşmamakla birlikte, temyiz konusu yapılan icra inkar tazminatı, yargılama gideri veya vekâlet ücretinin değerinin tek başına kesinlik sınırını aşması hâlinde, dava değerine ilişkin kesinlik sınırı kıyas yoluyla uygulanarak temyiz incelemesi yapılabilir (Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, Cilt IV, İstanbul, İlaveli Beşinci Bası, 1991, s. 4217).
Dosya içeriğine göre Bölge Adliye Mahkemesi tarafından reddedilen ve davacı mirasçıları tarafından temyize konu edilen toplam miktar veya tek başına temyiz konusu yapılan icra inkar tazminatı miktarı karar tarihi itibarıyla bölge adliye mahkemeleri tarafından verilen kararların kesinlik sınırı olan 544.000,00 TL'nin altında kaldığından; davacı mirasçıları vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar vermek gerekmiştir.
Davalı vekilinin gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin iş sözleşmesinin geçersiz olarak feshedilmesi üzerine Bakırköy 32. İş Mahkemesinin 2016/177 Esas sayılı dosyasında işe iade davası açıldığını, davanın kabul edildiğini ve kesinleştiğini, davacının işe başlatılmadığı gibi işe iadeden kaynaklanan hakları ödenmediği için alacaklarının tahsili için Bakırköy 3. İcra Müdürlüğü'nün 2017/19892 Esas sayılı dosyasında ilâmsız takip yapıldığını, davalı Şirketin takibe haksız olarak itiraz etmesi üzerine takibin durduğunu, davacının net ücretinin 2.000,00 USD olduğunu ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına, davalı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının davalıya ait işyerinde ambar sorumlusu olarak çalıştığını, davacının saatlik ücretinin 4,75 USD olarak belirlendiğini, icra takibine konu edilen iş güvencesi tazminatı ve 4 aylık boşta geçen süre ücreti ve diğer haklar alacağının haksız olduğunu, icra takibinde yer alan ve tümüyle dayanaksız olan kıdem ve ihbar tazminatları ve yılık ücretli izin alacaklarını da kabul etmediklerini, müvekkilinin davacıya herhangi bir borcu bulunmadığını, alacağın likit olmaması nedeni ile icra inkar tazminatının reddi gerektiğini, davalı aleyhine başlatılan icra takibinin haksız olduğunu savunarak davanın reddi ile kötüniyetli icra takibi nedeni ile davacı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının iş sözleşmesinin davalı tarafından feshi üzerine davacının açtığı işe iade davasında davanın kabulüne, davacının işe iadesine karar verildiği, davacının kesinleşen işe iade davası sonucunda davalıya başvurusuna rağmen işe başlatılmaması üzerine davacının kıdem ve ihbar tazminatları ile iş güvencesi tazminatı ve boşta geçen süre ücreti ve diğer haklar alacağı olduğu, ayrıca davacının hizmet süresi, işe iade davası nedeni ile eklenen 4 aylık süre ile bir yılı aştığından davacının yıllık ücretli izin hakkı bulunduğu, davacının belirtilen alacakların tahsili için takip yapmakta haklı olduğu gerekçesiyle davalının takibe yaptığı itirazın 9.439,49 USD iş güvencesi tazminatı, 7.657,78 USD boşta geçen süre ücreti ve diğer haklar alacağı, 1.467,06 USD kıdem tazminatı, 2.026,89 USD ihbar tazminatı ve 793,33 USD yıllık ücretli izin alacağı olmak üzere toplam 21.384,55 USD üzerinden iptali ile takibin devamına, davalının takibe itirazı haksız olduğundan hükmedilen alacağın %20’si oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesince karar verildikten sonra dosyaya sunulan mirasçılık belgesine göre davacının 22.08.2024 tarihinde vefat ettiği, mirasçılarının davacı olarak kabul edilmeleri için talepte bulundukları, buna göre taraf teşkilinin sağlandığı, davacının yasal süresi içerisinde işe başlatılması istemiyle başvurmasına rağmen işe başlatılmaması nedeniyle davacının iş güvencesi, kıdem ve ihbar tazminatlarına hak kazandığı, davacının yasal süre içerisinde kesinleşen işe iade kararı sonrası işe başlatılması için davalıya başvurması nedeniyle 4 ay boşta geçen süre ücreti ve diğer haklar alacağı ve ayrıca çalıştığı süre içerisinde hak kazandığı ve ödendiği ispat olunamayan yıllık ücretli izin alacağına hak kazandığı, davacının aylık ücretinin 1.700,00 USD olduğu, İlk Derece Mahkemesinin davalının sair istinaf sebeplerini karşılar nitelikteki karar gerekçesinin yerinde olduğu, ancak dava dilekçesinde aylık ücretin 2.000,00 USD olduğunun iddia edildiği, davalı tarafından saatlik ücretin 4,75 USD olduğunun savunulduğu, dava dosyasında yer alan bazı ücret bordrolarında saatlik ücretin 5,59 USD olduğu, taraflar arasındaki bir kısım alacaklara yönelik verilen kararda davacının aylık ücretinin 1.700,00 USD olduğunun kabul edilmesi ve eldeki dava dosyasında da aylık ücretin 1.700,00 USD olduğunun kabul edilmesi karşısında ücret miktarının tartışmalı olup yargılamayı gerektirdiği, bu durumda alacağın likit olmaması nedeniyle icra inkâr tazminatı talebinin reddi yerine kabulünün hatalı olduğu gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
a. Ücret tespitinin hatalı olduğunu, davacının imzaladığı iş sözleşmesi ve bordro kayıtlarının esas alınması gerektiğini, yazılı deliller varken tanık beyanlarıyla veya başka bir mahkemedeki tespit edilen ücret miktarıyla sonuca gidilemeyeceğini,
b. Davacının çalıştığı Gana’daki proje sona erdiğinden davacının işe tekrar başlatılmadığını, bu nedenle işverenin objektif nedenlerle işe başlatmaması nedeniyle tazminat yükümlülüğü bulunmadığını,
c. İcra takibine eklenerek talep edilen kıdem, ihbar tazminatı ve yıllık izin alacaklarıyla ilgili olarak işe iade kararında hüküm kurulmadığından, bu alacakların reddi yerine kabulünün hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
2. Davacılar vekilinin temyizi miktardan reddedildiğinden temyiz sebeplerine yer verilmemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk, davacının ücreti ile itirazın iptali davasına konu alacakların ispatına ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Somut uyuşmazlıkta kesinleşen işe iade davası nedeniyle itirazın iptali davasına konu edilen iş güvencesi tazminatı ve boşta geçen süre ücreti ve diğer haklar alacağı bakımından Türk hukukunun uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı gibi 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk Ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un 24/1 hükmüne göre hukuk seçiminin taraflarca açıkça yapılabileceği gibi zımni olarak da yapılabileceği, yabancılık unsuru taşıyan bir iş sözleşmesinin varlığı karşısında Türk hukukuna göre açılmış bir davada davalı tarafça en geç cevap dilekçesi ile yabancı hukukun uygulanması gerektiği yönünde itirazda bulunulmaması yahut en geç ön inceleme duruşmasında tarafların hukuk seçimi konusunda anlaşmamış olmaları durumunda uyuşmazlığa uygulanacak olan hukukun Türk hukuku olarak zımnen seçilmiş olduğunun kabulü gerektiği dikkate alındığında, davaya konu kıdem ve ihbar tazminatları ile yıllık ücretli izin alacakları bakımından da Türk hukukunun uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
A. Davacılar Temyizi Yönünden
Davacılar vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
B. Davalı Temyizi Yönünden
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
24.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.