Protokolle tadil edildiği iddia edilen bono nedeniyle borçsuzluk ve istirdat taleplerinin, önceki kararlar ile suçlamalar ışığında reddi.
Özet: Davacılar, takibe konu bononun 19.12.2018 tarihli protokolle geçersiz hale geldiğini, bu protokol kapsamında mal teslimiyle borcun ödendiğini iddia ederek borçlu olmadıklarının tespiti ve fazla ödemelerin iadesini talep etmiş; ancak ilk derece mahkemesi, protokoldeki hesaplamaların hatalı olması, eşyaların davacılardan alındığı iddiasının ispatlanamaması, temel ilişkinin soyutluğu ve davalıya verilen zararın bonodan fazla olduğu gerekçeleriyle davayı reddetmiş; istinaf mahkemesi de bononun protokolle geçersizliğinin daha önce kesinleşen bir kararla reddedilmiş olması, davacının ceza davasındaki mahkumiyeti ve aval veren sorumluluğu nedeniyle kararı doğru bularak davacıların istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.
9. Hukuk Dairesi         2025/8295 E.  ,  2025/9084 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2025/671 E., 2025/968 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Uşak 2. İş Mahkemesi
SAYISI : 2024/109 E., 2024/575 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; 13.12.2018 tarihinde bono tanzim eden tarafların daha sonra 19.12.2018 tarihinde protokol imzaladıklarını, takibe konu bononun likit olma fonksiyonunun alacaklı tarafça tadil edildiğini, takibe konu bononun kayıtsız şartsız bir para borcu için düzenlenmediğini, takip öncesi 19.12.2018 tarihli protokolde bildirilen mal verilerek alacaklıya ödeme yapıldığını, toplam tahsilatın 723.000,00 TL olduğunu ileri sürerek davacıların Eşme İcra Müdürlüğünün 2018/624 Esas sayılı takibe konu bonodan dolayı borçlu olmadıklarının tespitine ve yargılamada ortaya çıkacak olan miktarı tespit edilecek fazla veya haksız ödemenin en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte davalıdan istirdatına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; takibe konu bononun 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 776. maddesi gereğince taşıması gereken nitelikleri taşıdığını, hazırlanan protokolün bononun kayıtsız şartsız bir borç ikrarı niteliğinde olduğunu desteklediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı vekilinin dava dilekçesindeki 19.12.2018 tarihli protokolde belirtilen miktarlar yönünden hesaplamanın doğru olmadığı, el konulan eşyaların değerinin 150.000,00 TL, hayvanların değerinin 573.000,00 TL, toplam tahsilatın 723.000,00TL olduğu, tarafların 195.000,00TL'yi icradan düşüldükten sonra 195.000,00TL'yi mahsup ettikleri şeklindeki itirazı yönünden protokol ekindeki "Çalınan eşyalar listesi" başlıklı listedeki eşyaların altında davacıların isim ve imzasının bulunduğu, dolayısıyla Şirketin davacılardan aldığı eşyalar olduğuna ilişkin kayıt içermediği, davalı tanığının bu eşyaların davacılardan alınması gibi bir durum olmadığını beyan ettiği, davacı tanığının bu hususta görgüye dayalı bilgisinin bulunmadığı, protokolün içeriğine ilişkin olarak irade fesadı iddiasında bulunulmadığı, davacı tanığının bu yönde görgüye dayalı tanıklığının bulunmadığı, senet bakımından temel ilişkiden soyutluk hususunun ispatlanamadığı, ceza dosyasında davacı ... yönünden Şirket zararının 1.009.226,27 TL olduğuna ilişkin tespit ve davacı vekilinin dava dilekçesindeki hayvanların değerinin 573.000,00 TL olduğu iddiası yönünden bakiye bedelin icra takibine konu takip çıkışındaki bedeli aştığı, dolayısıyla bu yönden davacı iddiasının da ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Eşme İcra Hukuk Mahkemesinin 2018/31 Esas, 2019/35 Karar sayılı dosyasında, işbu dava konusu bononun protokole bağlanması nedeniyle geçersizliğinin tespitine ilişkin açılan davada, Mahkemece davanın reddine dair verilen kararın istinaf ve Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleştiği, davacılar vekilinin bononun protokole bağlanması sebebiyle geçersiz olduğu yönündeki savunmasına itibar edilemeyeceği, davacı ... ve bir kısım sanıklar hakkında davalıya yönelik eylemleri nedeniyle ağır ceza mahkemesinde sahtecilik, dolandırıcılık ve hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçlarından yapılan yargılamada davacının mahkumiyetine karar verildiği, bu hâlde tüm dosya kapsamı ve davacı ...'in aval veren sorumluluğu olduğu dikkate alındığında Mahkeme kararının yerinde olduğu, protokolün zorla imzalatıldığı yönünde iddia ve ispat bulunmadığı, bedel tespitinin taraflarca yapılarak belirlendiği ve imza altına alındığı anlaşıldığından davacılar vekilinin bilirkişi marifetiyle tespit edilmesi gerektiği yönündeki istinafına itibar edilmediği gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde;
1. 19.12.2018 tarihli protokol ile dava konusu bononun kayıtsız ve şartsız bir para borcunu içermekten çıktığını,
2. Davacı ...'in hiçbir haksız fiilin sorumlusu olmadığını, bu nedenle kamu davalarından doğduğu iddia edilen zarara karşı bir sorumluluğunun da mevcut olmadığını,
3. Bononun tanzim tarihinde davacı ... hakkında açılan bir kamu davası olmadığını, bu nedenle zarar iddiasında bulunulamayacağını,
4. Uşak 3. Ağır Ceza Mahkemesi dosyasının hâlen derdest olduğunu,
5. İcra Hukuk Mahkemesi kararının maddi anlamda kesin hüküm olmadığını,
6. 19.12.2018 tarihli protokole göre el konulan eşyalar hakkındaki talepleri incelenmeksizin karar verilmesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davacıların Eşme İcra Müdürlüğünün 2018/624 Esas sayılı takibe konu bonodan dolayı borçlu olup olmadıkları hususundadır.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
24.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.