Nakledilen işçinin önceki ve yeni işyerlerindeki farklı toplu iş sözleşmelerinden kaynaklanan eksik ücret ve diğer alacak farklarının tespiti ile Yargıtayın TİSlerin uygulama dönemine ilişkin bozma kararı.
Özet: Belediyeden bakanlığa nakledilen işçinin, nakil öncesi yararlandığı toplu iş sözleşmesinden, nakil olunan işyerindeki yeni toplu iş sözleşmesinin imza tarihine kadar faydalanmaya devam etmesi; bu tarihten sonraki dönem için ise yeni toplu iş sözleşmesinin imza tarihi esas alınarak, üyelik tarihi yerine, ücret ve diğer alacaklarının hesaplanması gerektiği halde, yerel mahkemenin hatalı bir metodolojiyle eksik alacak tespit etmesi nedeniyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2024/382 E., 2025/401 K.İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin dava dışı ... Belediyesinde işe başladığını, bu işyerinde çalıştığı sırada sendikaya üye olarak ... Belediyesi ile ... Sendikası arasında bağıtlanan 15.12.2010 -14.12.2012 dönemine ilişkin toplu iş sözleşmesinden yararlanmaya başladığını, ancak 2011 yılında kadro fazlalığı nedeniyle ... Bakanlığına nakledildiğini, bu işyerinde yürürlükte olan toplu iş sözleşmesinin tarafı olan ... Sendikasına üye olduğunu, davacının nakil öncesinde Şubat 2010 dönemine ilişkin ücretinin 46,86 TL olduğunun Mahkeme kararı ile sabit olduğunu, ancak sonraki dönem ücretinin ne nakil tarihinde ne sonrasında doğru hesaplandığını, davalının nakil öncesi yararlanılan ... Sendikasının taraf olduğu toplu iş sözleşmesini süresi sona erene kadar uygulaması, ardından da mevcut işyerinde yürürlükte olan ... Sendikasının taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan zamları uygulaması gerektiğini; ancak hatalı uygulama yapılarak eksik ücret ödendiğini, bu sebeple davacının diğer alacaklarının da eksik belirlendiğini iddia ederek nakil tarihindeki ücretinin tespiti ile bu ücrete göre hesaplanacak fark ilave tediye, ikramiye ve kıdemli işçiliği teşvik primi alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; alacakların zamanaşımına uğradığını ve davacının herhangi bir alacağının bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 28.10.2021 tarihli kararıyla; Çandır Asliye Hukuk (İş) Mahkemesinin 2010/32 Esas, 2011/73 Karar sayılı kararı ile davacının ... Belediyesindeki 2010 Haziran ayına kadar yevmiyesinin 46,86 TL olarak saptandığı, 14.12.2010 itibarıyla ve dolayısıyla devir yevmiyesinin %15 belediye toplu iş sözleşmesi zammı uygulanarak 53,89 TL olarak hesaplandığı, ... Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesinin 10.03.2020 tarihli kararı doğrultusunda hesaplama yapıldığı, Belediye toplu iş sözleşmesinin 43. maddesinde 5 yılını dolduran işçilere kıdemli işçiye teşvik primi verileceğinin düzenlendiği, bu ikramiyenin bir defa verilebilecek nitelikte olduğu; ancak davalı toplu iş sözleşmesinde bu prim ile ilgili bir düzenleme mevcut olmadığı, devirden önce doğmuş olan bu alacak için devralan davalının sorumluluğu olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 28.10.2021 tarihli kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, ... Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesinin 27.01.2022 tarihli kararı ile tarafların istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ ... 9. Hukuk Dairesi Bölge Adliye Mahkemesinin 27.01.2022 tarihli kararının süresi içinde taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece, 25.05.2022 tarihli karar ile, davacının 15.03.2011 tarihinde davalı Bakanlığa nakledildiği, nakil tarihinden önce çalıştığı Belediyenin taraf olduğu 15.12.2010-14.12.2012 dönemini kapsayan toplu iş sözleşmesinden yararlandırıldığının uyuşmazlık konusu olmadığı, nakledilen işyerinde uygulanan ... Sendikasının taraf olduğu 01.07.2012-30.06.2015 dönemini kapsayan toplu iş sözleşmesinin imza tarihinin ise 29.03.2013 tarihi olduğu, 6111 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 166. maddesi uyarınca davacının nakil tarihinden önce yararlanmaya başladığı 15.12.2010-14.12.2012 dönemine ilişkin toplu iş sözleşmesinden bu sözleşmenin süresi sona erse dahi, nakil olunan işyerindeki toplu iş sözleşmesinin imza tarihi olan 29.03.2013 tarihine kadar yararlandırılması gerektiği, İlk Derece Mahkemesince Bölge Adliye Mahkemesi kararı üzerine davacının ... Sendikasına üyelik tarihi olan 03.04.2013 tarihine kadar hesaplama yapılmış ise de davacının hem ... Sendikasının taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden hem de ... Sendikasının taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden yararlandırılmadığını ileri sürerek dava tarihine kadar hak kazandığı alacaklarının hüküm altına alınmasını istediği, davacının ... Sendikasının taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden bu sözleşmenin imza (düzenleme) tarihinden önce yararlanamamasının Kanun gereği olduğu, bu tarihten sonraki dönem için üyelik tarihi dikkate alınarak yararlanacağının kabulünde isabetsizlik bulunmadığı, gerek İlk Derece Mahkemesi gerekse Bölge Adliye Mahkemesi kararında davacının 03.04.2013 tarihinden sonraki alacaklarının ödendiği ifade edilerek bu tarihten sonraki dönem için hesaplama yapılmasının hatalı olduğu ifade edilmiş ise de dosya kapsamından bu hususun denetiminin yapılamadığı gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin 27.06.2024 tarihli kararı ile; bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesine üzerine Dairemizin 07.10.2024 tarihli kararı ile; bozma kararı sonrasında İlk Derece Mahkemesince 01.01.2017-14.03.2017 tarihleri arasındaki dönem için fark alacakların hesaplandığı bilirkişi raporu hükme esas alınmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verildiği, ne var ki hükme esas alınan bilirkişi raporundan, Dairemizin 25.05.2022 tarihli bozma kararına uygun bir şekilde toplu iş sözleşmelerinin somut olaya uygulanması sonucu olması gereken ücret miktarının yöntemince tespit edilip edilmediğinin anlaşılamadığı gerekçesiyle hükmün ikinci kez bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozma kararı uyarınca yapılan yargılama doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Müvekkili lehine hükmedilen vekâlet ücretinin hatalı olduğunu, 2. Bilirkişi raporunda, cevap dilekçesinde belirtmiş oldukları davanın reddini gerektiren hususlar üzerinde yeterli inceleme yapılmadığını,3. Davacıya sözleşme hükümlerine binaen zam, tazminat ve yevmiye ödemelerinin eksiksiz bir şekilde yapıldığını ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık; davacının davalı İdareye nakil tarihindeki ücretinin hatalı belirlenip belirlenmediği, nakil tarihinden önceki ve sonraki toplu iş sözleşmelerinin doğru şekilde uygulanıp uygulanmadığı ve buna göre davacının fark alacaklara hak kazanıp kazanmadığı ile vekâlet ücretine ilişkindir. 1. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararında ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı ve bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davalı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin (AAÜT) 13. maddesinin ilgili kısmı şöyledir: "(1) Bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, davanın görüldüğü mahkeme için bu Tarifenin ikinci kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla (7 nci maddenin ikinci fıkrası, 10 uncu maddenin üçüncü fıkrası ile 12 nci maddenin birinci fıkrası, 16 ncı maddenin ikinci fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla) bu Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir.(2) Ancak, hükmedilen ücret kabul veya reddedilen miktarı geçemez...."Somut dosyada, reddedilen toplam miktar üzerinden İlk Derece Mahkemesinin karar tarihi itibarıyla yürürlükte olan AAÜT'ye göre davalı lehine 11.264,59 TL vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken eksik vekâlet ücreti takdir edilmesi hatalıdır.Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/2 hükmü uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir. VII. KARARAçıklanan sebeplerle;1. Davalı tarafın diğer temyiz itirazlarının reddine,2. Davalı tarafın İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik temyiz itirazının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının, hüküm fıkrasının (9) numaralı bendinde yer alan “Davalı kendini vekil ile temsil ettirdiğinden reddedilen miktar üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi 13/2 maddesi uyarınca 4.735,41 TL vekalet ücreti taktiri ile davacıdan alınarak davalıya verilmesine,” ibaresinin hükümden çıkartılarak yerine “Davalı kendini vekil ile temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca reddedilen miktar üzerinden hesaplanan 11.264,58 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,” ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,24.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.