Evlilik nedeniyle iş sözleşmesini fesheden işçinin alacaklarına karşı işverenin zimmet kaynaklı zararını takas talebinin Yargıtay bozması sonrası kabulü.
Özet: Evlilik nedeniyle iş akdini sonlandırdığını belirterek kıdem tazminatı ile ücret ve tatil alacaklarını talep eden davacı işçinin davasında, davalı işverenin çalışanın usulsüz işlemlerle mağazayı zarara uğrattığı ve bu zararın işçilik alacaklarından takas edilmesi gerektiği yönündeki savunması üzerine ilk derece mahkemesinin kısmen kabul kararı, Yargıtay tarafından işverenin takas savunmasının yeterince değerlendirilmediği gerekçesiyle bozulmuş, bozma sonrası yapılan yargılamada ise mahkeme, işçinin neden olduğu zararın alacaklarından mahsup edilmesi sonucunda işverenin borcunun kalmadığına hükmederek davayı reddetmiştir.
9. Hukuk Dairesi         2025/8207 E.  ,  2025/9081 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ:İş Mahkemesi

SAYISI: 2021/380 E., 2022/65 K.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 25.02.2015 tarihinde evlilik sebebiyle iş sözleşmesine son verdiğini ve dava tarihine kadar geçen sürede davacıya hırsızlık suçlaması ile baskı altında senet imzalatıldığını ileri sürerek kıdem tazminatı, ücret, yıllık ücretli izin ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalı Şirkette belirli dönemlerde mağazalarda envanter sayımı yapıldığını, her bir sayım sonrasında fark raporu düzenlenip ilgili raporda envanter açık miktarının belirlendiğini, envanter sayımından bir sonraki gün açık olmaksızın mağazanın personellere teslim edildiğini, davacının ... Mağazası Şubesinde master elemanı olarak çalıştığını, 14.01.2015 tarihi itibarıyla envanter sayımı sonrasında envanter açığının sıfırlandığını, mağazanın envanter açığı olmaksızın mağaza yöneticisine Mağaza Stok Teslim Tesellüm Tutanağı ile teslim edildiğini, daha sonra 03.03.2015 tarihinde yapılan envanter sayımında mağazada 7.602,18 TL'lik envanter açığı olduğunun tespit edildiğini, bölge yöneticisi A.Ç. ve mağaza yöneticisi E.Ç. tarafından yapılan incelemede, davacı tarafından gerek kendi kasasından gerekse diğer personellerin kasalarından usulsüz fış iptalleri yapıldığının tespit edildiğini, davacının savunmasında fış iptalleri yapmak sureti ile zimmetine para geçirdiğini ikrar ettiğini, akabinde hiçbir baskı altında kalmadan kendi el yazısı ile yazılı ve imzalı istifa dilekçesini müvekkili Şirkete vererek işten ayrıldığını, iş sözleşmesinin istifa etmek suretiyle sona ermesinden dolayı davacının evlilik sebebiyle işten ayrıldığı yönündeki iddialarının gerçeği yansıtmadığını, davacı tarafından imzalanan 14.08.2012 tarihli iş sözleşmesinin 15. maddesinde, Şirketi zarara uğratması hâlinde kendisine rücu edileceği, işveren tarafından yapılacak ödemelerde takas ve mahsup yapılabileceği hususlarının düzenlendiğini, sözleşmede yer alan hüküm nedeniyle davacının istifası sonrasında hesaplanan kalan ücret ve kullanılmayan yıllık ücretli izin ile ulusal bayram ve genel tatil alacakları bakımından takas işleminin uygulandığını, bu kalemler bakımından tüm taleplerin reddi gerektiğini, Mahkemece davacı lehine alacağa hükmolunması hâlinde davacının uğrattığı zarar nedeniyle takas mahsup def'inde bulunduklarını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 13.04.2016 tarihli kararı ile; toplanan delillere göre ve bilirkişi raporu doğrultusunda yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Mahkemenin 13.04.2016 tarihli kararının süresi içinde taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece, davacının tüm davalının diğer temyiz itirazlarının reddine karar verilerek, davalı tarafından davacının işvereni zarara uğrattığı gerekçesiyle işçilik alacaklarına karşılık cevap dilekçesinde süresi içerisinde takas def'i ileri sürülmüş ise de Mahkemece bu hususun dikkate alınmadığı, davalı tarafından ileri sürülen takas def'i kapsamında, davacının, cevap dilekçesinde ileri sürülen eylemleri ile işvereni zarara uğratıp uğratmadığı ve uğratmışsa zararın miktarı ile bu husustaki kusuru belirlenerek sorumluluğun tespit edilmesi ve oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemenin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bilirkişi raporunda davacının, cevap dilekçesinde ileri sürülen eylemleri ile davalıyı 7.602,18 TL zarara uğrattığının, Şubede 1 mağaza müdürü ve 1 master elemanı olduğunun, Şubenin yönetimi, denetimi ve idaresi ile görevli mağaza müdürünün zarar yönünden master eleman olan davacı ile birlikte müteselsil sorumlu olabileceğinin belirtildiği, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’na göre müteselsil sorumlulukta, alacaklının, borcun tamamının veya bir kısmının ifasını, dilerse borçluların hepsinden, dilerse yalnız birinden isteyebileceği, buna göre davalı işverenin zararın tamamının davacının alacağından takas mahsubunu talep etmesinin önünde hukuki bir engel bulunmadığı, buna göre yasal süresi içerisinde ileri sürülen davalının takas mahsup talebinin kabul edildiği, davacı işçinin yıllık ücretli izin, ücret ve ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının toplamı olan 2.797,11 TL'nin davalının zararından mahsubu sonucu davalı işverenin davacı işçiye borcunun bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Olduğu iddia edilen zararın tek sorumlusunun müvekkili olmadığını, müvekkili ile birlikte ürünleri eksiksiz teslim alan E.Ç. ile müvekkili arasında müştereken sorumluluk bulunduğunu, mağaza yöneticisinin bir görevinin de mağazayı denetim olduğu dikkate alınırsa yöneticinin mağazayı denetlemekte eksik kaldığını ve sonucunda bu denli bir fark ortaya çıktığını,
2. Her sayım sonucu açığın ortaya çıkmasının oldukça normal bir durum olduğunu, o dönem içerisinde ziyan olan mallar veya bozulan kırılan mallar olduğu ve akabinde açık ortaya çıkmış olma ihtimali göz önünde tutulmadan bütün açığın müvekkiline yükletildiğini,
3. Bilirkişi tarafından eksik inceleme ile hesaplama yapıldığını,
4. Müvekkilinin çalışmadığı dönemdeki zararlardan sorumlu tutulduğunu,
5. Müvekkilinin söz konusu borçtan sorumlu olmadığını, sorumluysa dahi tek başına sorumlu tutulmaması gerektiğini, tek başına sorumlu tutulacaksa dahi borcun tamamından değil normalde çıkan açık tutarı ortalamasının genel açıktan düşürülerek geriye kalan kısmından sorumlu tutulması gerektiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, takas def'i ve davacının davalıdan alacağının bulunup bulunmadığına ilişkindir.
Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3/2 hükmü atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428. maddesi ile 439/2 hükmünde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
24.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.