KHK 696 ile sürekli işçi kadrosuna geçirilen çalışanın ücret farkı, fazla mesai ve diğer işçilik alacakları taleplerinin temyiz kesinlik sınırı değerlendirmesi.
Özet: 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname kapsamında sürekli işçi kadrosuna geçen bir çalışanın, ücretinin eksik ödendiği iddiasıyla açtığı fark ücreti, ikramiye, ilave tediye farkları, fazla mesai, ulusal bayram, hafta tatili ve gece zammı alacakları davasında, ilk derece mahkemesi bazı fark alacakları ile ulusal bayram ücretini reddederken, fazla mesai, gece zammı ve hafta tatili alacaklarını kısmen kabul etmiş; davalı tarafın parasal kesinlik sınırı altında kalan temyiz talebi reddedilmiş, davacının temyizi ise incelenmek üzere kabul edilmiştir.

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/1163 E., 2025/1529 K.İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 51. İş MahkemesiSAYISI : 2024/154 E., 2024/702 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda gereği düşünüldü:Miktar veya değeri temyiz kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352/1-(b) hükmü uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.Somut uyuşmazlıkta, 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (696 sayılı KHK) kapsamında 02.04.2018 tarihinde sürekli işçi kadrosuna geçen davacının ücretinin eksik ödendiği iddiasına bağlı fark alacak taleplerinin reddine karar verildiği, hükmün davalı bakımından temyiz kesinlik sınırını aşacak mahiyette ileriye yönelik bir etkisinin bulunmadığı anlaşılmıştır. Hüküm altına alınan ve temyize konu edilen toplam miktar, Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi dikkate alındığında, 04.06.2025 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7550 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 20. maddesi ile değiştirilen 6100 sayılı Kanun'un ek madde 1/2 hükmü uyarınca dava tarihi itibarıyla kesinlik sınırı olan 78.630,00 TL’nin altında kalan davalı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar vermek gerekmiştir.Davacı vekilinin gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı ... Bakanlığına (Bakanlık) ait bakım, rehabilitasyon ve aile danışma merkezinde bakım personeli olarak dava dışı alt işverenler arasında imzalanan hizmet alım sözleşmesi kapsamında alt işverenler nezdinde çalışırken 02.04.2018 tarihinde 696 sayılı KHK kapsamında sürekli işçi kadrosuna geçirildiğini, ... Sendikası üyesi olan davacının yanı sıra işyerinde yürürlükte olan ... Sendikası ile bağıtlanan toplu iş sözleşmesinden de yararlandığını, sürekli işçi kadrosuna geçirildikten sonra ücretinin düşürüldüğünü, bundan dolayı fark alacaklarının bulunduğunu, ayrıca davacının salgın döneminde davalı Bakanlık tarafından yayımlanan Genelge çerçevesinde 7, 10... 'er günlük nöbetler hâlinde, gece gündüz yirmi dört saat kapalı sistem çalıştığını, bu çalışma şeklinde fazla çalışma yapıp ulusal bayram ve genel tatil günleri ile hafta tatillerinde çalıştığını ve gece çalışması yaptığını ancak bu çalışmalara ilişkin zamlı ücretlerinin ödenmediğini ileri sürerek fark ücret, ikramiye, ilave tediye alacakları, fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil, hafta tatili ile gece zammı ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu alacakların zamanaşımına uğradığını, davacının çalıştığı işyerinin ev tipi sosyal hizmet birimi olması sebebiyle uyuşmazlığın 4857 sayılı İş Kanunu hükümlerinin kapsamı dışında olduğunu, davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, ücret politikasının hukuka uygun olduğunu ve davacının ödenmeyen alacağının bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 20.10.2022 tarihli kararının Bölge Adliye Mahkemesinin 19.03.2024 tarihli kararı ile; ortadan kaldırılarak geri gönderilmesi üzerine yeniden yapılan yargılama neticesinde İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; kadroya geçiş aşamasında taraflar arasında imzalanan belirsiz süreli iş sözleşmesinde ücret ve ödeme şekline ilişkin düzenlemede davacının ücreti asgari ücretin belli bir oran fazlası seviyesinde tespit edilmediğinden davacının ücret farkı, ikramiye farkı ve ilave tediye fark alacağı taleplerinin reddinin gerektiği, davalı tarafça puantaj kayıtları ve ücret bordrolarının dosyaya sunulduğu, Bölge Adliye Mahkemesinin 19.03.2024 tarihli kaldırma kararı doğrultusunda yeni bilirkişiden alınan 20.11.2024 tarihli raporda; davacının 24 saat çalışma 48 saat dinlenme esasına göre fiilen 14 saat çalışma yaptığı kabul edilen dönemlerde günlük yasal 11 saatlik çalışma süresini aşan 3 saat fazla çalışmasının bulunduğu kabulüne göre değerlendirme yapıldığının anlaşıldığı gerekçesiyle ücret farkı, ikramiye farkı, ilave tediye farkı ile ulusal bayram ve genel tatil ücret alacakları reddedilmek suretiyle, fazla çalışma ücreti, gece zammı alacağı hafta tatili ücreti alacakları bakımından davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı işçinin kadroya alınması ile birlikte işverenle imzalanan iş sözleşmesinde asgari ücretin belli bir oranı seviyesinde ücret ödeneceğinin açıkça öngörülmediği, davalı Bakanlık uygulamasının yerinde olduğu, dava konusu alacaklara ilişkin puantaj kayıtlarına göre hüküm kurulduğu ve bordrolarda yapılan sendika kesinti tarihlerine göre toplu iş sözleşmesinin uygulamasında hukuka aykırılık bulunmadığı, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden isabetli olduğu gerekçesiyle davacı ... davalı vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; a. Davacının çalıştığı Kurumda bakıma muhtaç kişilerin bulunduğunu ve 7/24 bu kişilerin ihtiyaçlarının karşılanması gerektiğinden nöbet dönemlerinde davacının dinlendiğinin kabulünün hatalı olduğunu,b. 11 saati geçen çalışmalar ile gece 7,5 saati geçen çalışmaların ödenmediğini, yılda 270 saati geçen fazla çalışmaların ödenmediğini,c. Davacının işyerinde yaptığı çalışmalar karşılığı hafta tatili ücreti ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının toplu iş sözleşmesine göre zamlı ödenmesi gerektiğini,d. Hesaplamalarda ilgili aylara ilişkin fazla ödeme var ise bu ödemelerin sadece ilgili aydan mahsup edilmesi gerektiği, fazla ödeme olan ayların genel toplama 0 (sıfır) olarak dâhil edilmesi gerektiğini, yapılan ödemelerin toplanarak davacının hak kazandığı alacaklar toplamından çıkarılması hatalı olup ödemelerin sadece ödemenin yapıldığı o ayın alacağından mahsup edilmesi gerektiğini,e. Ücret farkı, ilave tediye ve ikramiye alacaklarının reddinin hatalı olduğunu, ücrette tek taraflı indirim yapıldığını ve hâlen eksik ücret ödendiğini ileri sürmüştür.2. Davalı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar verildiğinden, temyiz sebeplerine yer verilmemiştir.B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 696 sayılı KHK kapsamında sürekli işçi kadrosuna geçirilen davacının, kadroya geçişte düzenlenen belirsiz süreli iş sözleşmesi hükümlerine göre ücretinin tespiti ile fark ücret, ikramiye, ilave tediye ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının bulunup bulunmadığı, fazla çalışma, gece zammı alacağı, hafta tatili alacaklarının ispat ve hesaplanmasına ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; A. Davalı Temyizi YönündenDavalı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE,B. Davacı Temyizi YönündenTemyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 20.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.