Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin, 696 KHK ile kadroya geçen işçinin ücret ve alacak farkı taleplerinde davalının temyizini kesinlik sınırından reddedip davacınınkini kabul ettiği karar.
Özet: Bu hukuki evrak, 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile sürekli işçi kadrosuna geçen davacının, önceki alt işveren dönemindeki haklarına göre ücretinin eksik ödendiği ve pandemi dönemindeki kapalı sistem çalışmalardan kaynaklı fazla mesai, ulusal bayram, genel tatil ve hafta tatili alacaklarının ödenmediği iddialarına dayanarak açtığı dava hakkındadır; davalının temyiz başvurusu miktardan reddedilirken, davacının temyiz başvurusu kabul edilmiş, Bölge Adliye Mahkemesi kararında davacının kadroya geçerken imzaladığı sözleşmede asgari ücretin belli bir oran fazlasının ödeneceğine dair bir düzenleme bulunmadığına dikkat çekilmiş ve ilk derece mahkemesinin ücret ile ek ödeme farkı taleplerini reddederek yalnızca fazla mesai alacağını kısmen kabul eden hükmünün Yargıtayca esastan inceleneceği belirtilmiştir.
9. Hukuk Dairesi         2025/7348 E.  ,  2025/9010 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2024/2442 E., 2025/2034 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 59. İş Mahkemesi
SAYISI : 2022/74 E., 2024/145 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda gereği düşünüldü:
Miktar veya değeri temyiz kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352/1-(b) hükmü uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
Somut uyuşmazlıkta, 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (696 sayılı KHK) kapsamında 02.04.2018 tarihinde sürekli işçi kadrosuna geçen davacının ücretinin eksik ödendiği iddiasına bağlı fark alacak taleplerinin reddine karar verildiği, hükmün davalı bakımından temyiz kesinlik sınırını aşacak mahiyette ileriye yönelik bir etkisinin bulunmadığı anlaşılmıştır.
Hüküm altına alınan ve davalı tarafça temyize konu edilen toplam miktarın, Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi dikkate alındığında, 04.06.2025 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7550 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 20. maddesi ile değiştirilen 6100 sayılı Kanun'un ek madde 1/2 hükmü uyarınca dava tarihi itibarıyla kesinlik sınırı olan 107.090,00 TL’nin altında kaldığı anlaşılmakla; davalı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar vermek gerekmiştir.
Davacı vekilinin gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Bakanlığa ait yaşlı bakım ve rehabilitasyon merkezinde bakım personeli olarak dava dışı alt işverenler arasında imzalanan hizmet alım sözleşmesi kapsamında alt işverenler nezdinde çalışırken 02.04.2018 tarihinde 696 sayılı KHK kapsamında sürekli işçi kadrosuna geçirildiğini, ... Sendikası üyesi olan davacının yanı sıra işyerinde yürürlükte olan ... Sendikası ile bağıtlanan toplu iş sözleşmesinden de yararlandığını, müvekkilinin sürekli işçi kadrosuna geçirildikten sonra ücretinin düşürüldüğünü, bundan dolayı ücret farkı, ikramiye farkı, ilave tediye farkı alacaklarının bulunduğunu, ayrıca davacının pandemi döneminde davalı Bakanlık tarafından yayımlanan Genelge çerçevesinde başta 7 gün olmak üzere sonrasında 10... 'er günlük nöbetler ile yirmi dört saat kapalı sistem çalıştığını, bu çalışma şeklinde fazla çalışma yapıp ulusal bayram ve genel tatil günleri ile hafta tatillerinde çalıştığını ve gece çalışması yaptığını ancak bu çalışmalara ilişkin zamlı ücretlerin ödenmediğini ileri sürerek fark ücret, ikramiye, ilave tediye alacakları ile fazla çalışma ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti ile hafta tatili ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu alacakların zamanaşımına uğradığını, davacının ücretinin sürekli işçi kadrosuna geçirildikten sonra da ilgili düzenlemeler uyarınca eksiksiz ödendiğini, işyerinde denkleştirme esası uygulandığını, davacının ücret farkı ile buna bağlı ilave tediye, ikramiye alacakları, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti ile gece çalışması ücreti alacaklarının bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; taraflar arasında yapılan sözleşmede herhangi bir oran ya da miktar belirtilmediği, davacının önceki ihale şartnamelerinde belirtilen ve kararlaştırılan ücreti almasının mümkün olmadığı, davacının toplu iş sözleşmesi hükümlerine göre ücretlerinin, ikramiye ve ilave tediye alacaklarının ödendiği anlaşıldığından bu taleplerin reddine karar verildiği, diğer talepler bakımından puantaj kayıtları değerlendirilerek davacının ödenmemiş fazla çalışma alacağının bulunduğu, hafta tatili, gece zammı ile ulusal bayram ve genel tatil alacaklarının ödendiğinin anlaşıldığı gerekçesiyle 04.04.2024 tarihli bilirkişi raporunda yapılan hesaplamalar hükme esas alınarak ve taleple bağlı kalınarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı işçinin kadroya geçerken imzaladığı 02.04.2018 başlangıç tarihli iş sözleşmesinde davacıya asgari ücretin belli bir oran fazlası olarak ücret ödeneceğine dair bir düzenleme bulunmadığı anlaşıldığından davacının fark ücretten kaynaklanan tüm alacak taleplerinin reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı, diğer talepler yönünden yapılan incelemede ise hükme esas alınan bilirkişi raporunda; davacının çalışma sisteminin, çalıştığı gün ve saatlerin, puantaj kayıtları ve vardiya çizelgeleri ile belirlendiği, kayıtlara göre davacının alacaklarının belirlenmesi usulünde ve dava dilekçesindeki talebiyle sınırlı hüküm altına alınmasında bir isabetsizlik de bulunmadığı gerekçeleriyle davalının istinaf başvurusunun miktar itibarıyla kesinlikten reddine, davacının istinaf başvurusunun ise esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
a. Fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ile gece zammı yönünden toplu iş sözleşmelerinin uygulanması konusunda hata yapıldığını, fazla çalışma ücreti alacağının 31.10.2020 tarihinden sonraki dönem için de %60 oranında zamlı olarak hesaplanması gerektiğini,
b. Davacının dayanışma aidatı ile toplu iş sözleşmesi hükümlerinden faydalanıp faydalanmadığı noktasında gerekli inceleme yapılmadan eksik araştırma ve incelemeyle karar verildiğini, davacının çalıştığı Kurumun mahkemeye eksik evrak gönderdiğini,
c. Davacının çalıştığı Kurum bakıma muhtaç kimselerden oluştuğu ve günün her saati bakım ve gözetim gerektiği için davacının 7/24 ara dinlenme olmaksızın çalışmaya devam ettiğini, Mahkemenin aksi yöndeki gerekçesinin kabul edilemez olduğunu, tek kişi olarak nöbet tutan işçinin birden fazla kişinin bakımında belli bir saat diliminde uyumasının da işin gereği mümkün olmadığını,
d. Uyuşmazlık konusu yapılan her alacak kaleminin farklı olduğunu ve ücretin yükselmesi hâlinde bu alacak kalemlerinin de artacağını, yüzdelik fark nedeniyle ücrette bir artış olmasa ve ücret farkı alacağı reddedilse bile çalışmaya dayalı bu alacak kalemlerinin davacıya ödenmesi gerektiğini,
e. Davacıların alacak hesabı yapılırken 270 saat sınırının dikkate alması gerektiğini, hesaplamalarda haftalık 45 saat sınırı, günlük 11 saat sınırı, gece 7,5 saat sınırı ve yıllık 270 saat sınırı aşılmış olsa bile artan saatlerin de hesaplamaya dâhil edilmesi ve ayrı ayrı değerlendirme yapılarak hesaplama yapılması gerektiğini,
f. Hesaplamalarda ilgili aylara ilişkin fazla ödeme var ise bu ödemelerin sadece ilgili aydan mahsup edilmesi gerektiğini, yani fazla ödeme olan ayların genel toplama eksi olarak değil, sıfır olarak dâhil edilmesi gerektiğini, hesaplama döneminin hatalı değerlendirildiğini,
g. Davacının ücretinin düşürülmesinin kanuna aykırı olduğunu, ücret farkı, ilave tediye ile ikramiye alacaklarının bulunduğunu beyanla ve inceleme sırasında resen gözetilmesi gereken diğer nedenlerle kararın bozulması gerektiğini ileri sürmüştür.
2. Davalı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar verildiğinden, temyiz sebeplerine yer verilmemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davacı işçinin, kadroya geçişte düzenlenen belirsiz süreli iş sözleşmesi hükümlerine göre ücretinin tespiti ile buna bağlı fark alacak taleplerinin yerinde olup olmadığı, talep edilen ulusal bayram ve genel tatil, hafta tatili ile gece zammı ücreti alacaklarının bulunup bulunmadığı ve ispatı ile hesaplanması hususundadır.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 71. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
A. Davalı Temyizi Yönünden
Davalı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE,
B. Davacı Temyizi Yönünden
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
20.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.