HMK 362/1-a gereği miktardan temyiz reddinin kaldırılmasıyla, işçinin evlilik nedeniyle fesih sonrası arabuluculukta baskı iddiasıyla alacak talebi.
Özet: Yüksek mahkeme, evlilik nedeniyle iş sözleşmesini fesheden davacının kıdem, ücret, fazla mesai ve ulusal bayram genel tatil alacakları talebiyle açtığı ve ilk derece mahkemesince, davacının baskı iddiasını ispatlayamadığı ve arabuluculuk anlaşmasının geçerli olduğu gerekçesiyle reddedilen davada, bölge adliye mahkemesinin temyiz dilekçesini miktar nedeniyle reddetme yönündeki ek kararını, HMKnın ilgili maddesi uyarınca hatalı bularak bozmuş ve asıl karara ilişkin temyiz incelemesinin dosya üzerinden yapılmasına hükmetmiştir.
9. Hukuk Dairesi         2025/7645 E.  ,  2025/8965 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 51. Hukuk Dairesi

EK KARAR TARİHİ : 01.08.2025
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 22. İş Mahkemesi
SAYISI : 2018/698 E., 2020/672 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince 01.08.2025 tarihli ek karar ile kararın miktar itibarıyla kesin olduğu gerekçesiyle temyiz dilekçesinin reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriğine göre Bölge Adliye Mahkemesince davacının temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar verilmiş ise de dava dilekçesi içeriğindeki iddialar ile dava konusu alacaklar dikkate alındığında, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 362/1-(a) hükmünde belirtilen miktar itibarıyla kesinlik sınırına bakılmaksızın temyizinin olanaklı bulunduğu kabul edilmelidir. Bu durumda temyiz dilekçesinin miktardan reddine ilişkin ek kararın hatalı olduğu anlaşılmakla 01.08.2025 tarihli ek kararın bozularak ortadan kaldırılması gerekmektedir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen asıl kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle, ek kararın kaldırılmasına karar verildikten sonra; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi.
Davacı vekili tarafından temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmiş ise de 6100 sayılı Kanun'un 369/2 hükmü gereğince duruşma isteğinin miktardan reddi ile incelemenin dosya üzerinden yapılmasına karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 31.08.2007-16.09.2018 tarihleri arasında davalı işverenlikte çalıştığını, en son 1.600,00 TL ücret ve 600,00-900,00 TL prim aldığını, müvekkilinin fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ücret alacaklarının ödenmemesi ile evlilik nedeniyle iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiğini, davalının müvekkiline baskı ile arabuluculuk tutanağı imzalattırdığını ileri sürerek kıdem tazminatı, ücret, fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının tüm taleplerinin zamanaşımına uğradığını, arabuluculuk başvurusunun davacı tarafça yapıldığını, yapılan arabuluculuk görüşmeleri neticesinde davacı ve müvekkilinin anlaşarak alacaklarının ödendiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı ile davalı arasında iş sözleşmesinin feshinden sonra ihtiyari arabulucu görüşmesi yapıldığı, 21.09.2018 tarihinde anlaşma belgesinin düzenlendiği, davacının görüşmede fiziken hazır bulunduğu, davalı vekilinin telekonferans yoluyla görüşmeye katıldığı, tarafların görüşme sonucunda davacının 45 saati aşan çalışma ve ulusal bayramlar ile genel tatil günlerinde çalışma yapmadığı, yıllık izinlerin tamamını kullandığı, ihbar tazminatı alacağının bulunmadığı, hafta tatili ücreti ve bakiye ücret adı altında herhangi bir ücret alacak talebinin bulunmadığı, davacının davalı işverene karşı olan 570,00 TL borcunun, kıdem tazminatı miktarından mahsup edileceği, bu mahsup sonunda kalan 22.094,85 TL nin 10 gün içinde başvurucunun işveren yanında çalıştığı dönemde ücretinin yatırıldığı banka hesabına ödenmesi konusunda anlaştıkları, davacının anlaşma belgesinde imzasının bulunduğu, yargılama sırasında imzaya itiraz etmediği, sadece baskı ile belgeyi imzaladığını beyan ettiğinin görüldüğü, davacının davalı işveren bünyesinde satış danışmanı olarak çalıştığı, tarafların arabulucu görüşmesi sonucunda belli bir miktar üzerinde anlaştığı, borcun ifa edildiği, davacının bu hususlara itirazı olmadığı, görüşme sonucunda davacının menfaat elde ettiği, yargılama aşamasında davacının irade fesadı ve baskı iddiasına dair somut delil ibraz etmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı tarafın ihtiyari arabuluculuk yoluna kendi iradesi dışında gönderildiğini, davalı işverenin kendi ayarladığı bir arabulucuya gittiklerini, imzalanan ihtiyari arabuluculuk anlaşma belgesinin baskı yoluyla imzatıldığını, irade fesadı bulunduğunu iddia ettiği, ancak iş sözleşmesinin 15.09.2018 tarihinde 13 kodu ile (kadın işçinin evlenmesi) feshedildiği, davacı tarafından da dava dilekçesinde iş sözleşmesinin davacı tarafından evlilik ile fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ücretlerinin ödenmemesi sebepleriyle feshedildiğinin bildirildiği, ihtiyari arabuluculuğa 21.09.2018 tarihinde başvurulduğu, taraflar arasında 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun (6325 sayılı Kanun) 18/5 hükmü kapsamında bir anlaşmanın varlığından söz edebilmek için öncelikle bir uyuşmazlığın ortaya çıkmış olması ve bundan sonra arabulucuya başvurulmuş olması gerektiği, taraflar arasında uyuşmazlık çıktığından söz edilebilmesi için, taraflardan birinin diğer tarafa karşı alacak, tazminat ve işe iade gibi bir hak iddiasında bulunması, bunu ileri sürmesi; ancak karşı tarafın bu iddia ve talebi kabul etmemesi sonucunda kendi aralarında anlaşamamış olmaları gerektiği, somut olayda davacının kendi isteği ile işten ayrıldıktan sonra işçilik alacakları konusunda anlaşmazlık çıkması üzerine arabulucuya başvurulduğu, davacının irade fesadını ispatlayamadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Dosyanın bilirkişiye gönderilmeden kesin olarak karar verilmesinin hatalı olduğunu,
2. Müvekkilinin tazminatlarını alabilmesi için kendi belirledikleri arabulucuya baskı ile yönlendirildiğini ve tutanak imzalatıldığını,
3. Davacının iradesinin fesada uğratıldığını,
4. Yargılama aşamasındaki delillerinin eksik toplandığını, dava konusu alacaklar bakımından 6 tane tanık bildirilmesine karşın tanıklarının dinlenmediğini,
5. Dosyanın bilirkişiye gönderilmediğini ve ıslah için kendilerine süre verilmediğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, ihtiyari arabuluculuk anlaşma belgesinin 6325 sayılı Kanun'ın 18/5 hükmü bağlamında geçerli olup olmadığına, buna göre davacının kıdem tazminatı, ücret, fazla çalışma ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ispatına ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
1. Bölge Adliye Mahkemesince verilen 01.08.2025 tarihli ek kararın BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Ek karar yönünden alınan temyiz harçlarının istek hâlinde ek kararı temyiz edene iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
19.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.