Cezayirde çalışan işçinin ücret, fazla çalışma ve diğer alacak talepleri ile asıl işverenlik itirazları ve temyiz kesinlik sınırı üzerine Yargıtay incelemesi.
Özet: Yargıtay, bir işçinin ödenmemiş ücret, fazla çalışma, ihbar tazminatı ile ulusal bayram ve genel tatil alacaklarına ilişkin açtığı davada verilen istinaf kararını incelemiş olup, davacının temyiz dilekçesini miktar nedeniyle kesinlik sınırının altında kaldığı gerekçesiyle reddederken, davalının; işveren sıfatına, ücret brütleştirme hesaplamalarına ve menfaat birliği içinde olduğunu iddia ettiği tanık beyanlarının esas alınmasına yönelik itirazlarını içeren temyiz dilekçesini kabul ederek esastan incelemeye almıştır.
9. Hukuk Dairesi         2025/5832 E.  ,  2025/8953 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 29. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2021/2971 E., 2025/581 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 9. İş Mahkemesi
SAYISI : 2020/224 E., 2021/848 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda gereği düşünüldü:
Miktar veya değeri temyiz kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352/1-(b) hükmü uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
Dosya içeriğine göre reddedilen ve davacı tarafça temyize konu edilen toplam miktarın (Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihindeki ... Bankası efektif satış kuru üzerinden Türk lirası karşılığı), karar tarihi itibarıyla bölge adliye mahkemeleri tarafından verilen kararların kesinlik sınırı olan 544.000,00 TL'nin altında kaldığı anlaşılmakla; davacı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar vermek gerekmiştir.
Davalı vekilinin gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 11.04.2015-23.08.2016 tarihleri arasında davalının Cezayir'de bulunan işyerinde dış cephe alüminyum doğrama ustası olarak 2.000,00 USD net ücret ile çalıştığını, haftanın her günü 08.00-23.00 saatleri arasında çalışma olduğunu, iki haftada 1 gün izin kullandırıldığını, dinî bayramların ilk günü dışında genel tatillerde çalıştığını, 20 16... , 5, 6, 7, 8 ve 9. aylara ilişkin ücret ödemelerinin yapılmadığını ileri sürerek ihbar tazminatı, ücret, fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ile hafta tatili ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava dilekçesinde iddia edilen işin ... Yapı Sistemleri San. ve Tic. Ltd. Şti.ne (... Yapı Şirketi) bırakıldığını, bu sebeple kendilerine husumet yöneltilemeyeceğini, davalının ana yüklenici olduğunu, davacının ... Yapı Şirketi çalışanı olduğunu, alacaklardan bu Şirketin sorumlu olduğunu, davacı ile işçi-işveren ilişkisi bulunmaması sebebi ile fesih işleminin davalı tarafından yapılmadığını, dava dilekçesinde ileri sürülen çalışma sürelerinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının 30.10.2015-23.08.2016 tarihleri arasında olmak üzere toplam 9 ay 23 gün davalı işyerinde işçi olarak çalıştığı, davacının asıl işveren olarak davacının alacaklarından sorumlu olduğu, davacının iş sözleşmesinin davalı tarafça tazminata hak kazanamayacak şekilde feshedildiğinin ispatlanamadığı, davacının ücret, fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarına hak kazandığı gerekçeleriyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının davalı ve dava dışı ... Yapı Şirketine ait işyerinde çalıştığı, davalı Şirketin asıl işveren olduğu, aylık ücretin ihtilaflı olması nedeniyle davanın belirsiz alacak olarak açılmasında hukuki yarar bulunduğu, ihbar tazminatına uygulanan faiz türünün kanunlara uygun olduğu, dosyadaki delil durumu dikkate alındığında davacı tanıklarının davalıya karşı davaları olmasının başlı başına sonuca etkisinin bulunmadığı, Dairelerince aldırılan bilirkişi raporundaki aylık brüt ücretin ve giydirilmiş brüt ücretin tespit ve hesaplamasının delil durumu ve Yargıtay içtihatlarına uygun olduğu, davalı vekilinin hesaplamalara yönelik itirazlarının kısmen haklı olduğu, ücret alacağının hem Dairelerince aldırılan bilirkişi raporunda hem de İlk Derece Mahkemesince aldırılan bilirkişi raporunda 6.599,00 USD olarak hesaplandığı, davacının da bu miktar üzerinden ıslah yaptığı ancak İlk Derece Mahkemesince bu alacağın 6.594,00 USD olarak hükmedilmesine karşın davacı vekilinin istinafının bulunmadığından aynı şekilde karar verildiği gerekçeleri ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve esas hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
a. Davacının, müvekkili Şirket çalışanı olmadığından alacaklarından sorumlu olmadıklarını,
b. Ücretin brütleştirilmesinin hatalı olduğunu,
c. Davacı ile menfaat birliği içerisinde olan tanık beyanlarının hükme esas alınmasının hatalı olduğunu,
d. Tanık beyanları dikkate alınarak hesaplanan fazla çalışma saatinin 18 saati aşamayacağını,
e. Yerleşik Yargıtay kararlarına göre bir işçinin hafta tatili yapmaksızın ve dinlenmeksizin fazla çalışmalar ile çalıştığı iddiasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu,
f. Yapılan indirim oranının az olduğunu ileri sürmüştür.
2. Davacı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar verildiğinden, temyiz sebeplerine yer verilmemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, uygulanacak hukuk, dava konusu alacakların ispat ve hesaplanması ile bu alacaklardan davalının sorumlu olup olmadığına ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkındaki Kanun'un 24/1 hükmüne göre hukuk seçimi, taraflarca açıkça yapılabileceği gibi zımni olarak da yapılabilir. Yabancılık unsuru taşıyan bir iş sözleşmesinin varlığı karşısında, Türk hukukuna göre açılmış bir davada davalı tarafça en geç cevap dilekçesi ile yabancı hukukun uygulanması gerektiği yönünde itirazda bulunulmaması yahut en geç ön inceleme duruşmasında tarafların hukuk seçimi konusunda anlaşmamış olmaları durumunda uyuşmazlığa uygulanacak olan hukukun Türk hukuku olarak zımnen seçilmiş olduğunun kabulü gerekir. Buna göre somut uyuşmazlığa Türk hukukunun uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
A. Davacı Temyizi Yönünden
Davacı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davalı tarafa iadesine,
B. Davalı Temyizi Yönünden
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
19.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.