Yurt dışında (Gürcistan) çalışan işçinin kıdem ve diğer alacakları davasında uygulanacak hukuk, kamu düzeni ve hesaplama hataları üzerine Yargıtay incelemesi.
Özet: Bu hukuki evrak, Gürcistanda çalışan bir işçinin iş sözleşmesinin haksız feshi sebebiyle kıdem, ihbar, fazla mesai gibi işçilik alacakları talebine ilişkin davada, alt mahkemelerin Gürcistan hukukunu uygulayarak bazı alacakları reddetmesi ve zamanaşımına uğradığına karar vermesi üzerine, davacının Türk hukukunun uygulanması gerektiğini ve yabancı hukuka atfın kamu düzenine aykırı olduğunu ileri sürerek yaptığı temyiz başvurusunu değerlendirmekte olup, uyuşmazlığın temelini somut olaya hangi ülke hukukunun tatbik edilmesi gerektiği sorunu oluşturmaktadır.

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/1036 E., 2025/1271 K.İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 54. İş MahkemesiSAYISI : 2024/47 E., 2025/43 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda gereği düşünüldü:Miktar veya değeri temyiz kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352/1-(b) hükmü uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Dosya içeriğine göre hüküm altına alınan ve davalı tarafça temyize konu edilen toplam miktarın (Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihindeki ... Bankası efektif satış kuru üzerinden Türk lirası karşılığı dikkate alınarak), karar tarihi itibarıyla bölge adliye mahkemeleri tarafından verilen kararların kesinlik sınırı olan 544.000,00 TL'nin altında kaldığı anlaşılmakla; davalı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar vermek gerekmiştir.Davacı vekilinin gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 20.10.2014-28.02.2017 tarihleri arasında davalının Gürcistan'da bulunan işyerinde beton santral operatörü olarak çalıştığını, haftanın her günü 07.00-19.00/19.00-07.00 saatleri arasında 15 günde bir vardiya değişimi ile çalıştığını, iş sözleşmesinin haksız feshedildiğini ileri sürerek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ile hafta tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde; uyuşmazlığa Gürcistan hukuku uygulanması gerektiğini, alacakların zamanaşımına uğradığını, davalı Şirketin Batum'da kayıtlı işyerinin olmadığını, davacının ... Firması ile sözleşme imzaladığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının davalıya ait işyerinde beton santral operatörü olarak 20.10.2014-28.02.2017 tarihleri arasında çalıştığı, uyuşmazlığa Gürcistan İş Kanunu'nun uygulanması gerektiği, Gürcistan İş Kanunu'nda kıdem tazminatı düzenlemesi bulunmadığı, bu nedenle kıdem tazminatının reddedildiği, diğer alacakların ise bilirkişi raporu doğrultusunda hüküm altına alındığı belirtilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının davalıya ait Gürcistan’da bulunan işyerinde 20.10.2014- 27.02.2017 tarihleri arasında çalıştığı, davacının tüm çalışma süresinin Gürcistan’da geçtiği, davacının başka bir ülkede çalışmasının bulunmadığı, buna göre Mahkemece taraflar arasındaki uyuşmazlığa Gürcistan hukukunun uygulanmasında hukuka aykırılık bulunmadığı, 27.02.2017 tarihinde iş sözleşmesi son bulan davacının Gürcistan mevzuatına göre 3 yıl içerisinde iş sözleşmesinden kaynaklı her türlü alacağını talep etmesi gerektiği, 30.05.2019 tarihinde dava açtığının anlaşıldığı, Mahkemece zamanaşımına dair yapılan değerlendirmede hata bulunmadığı, davacının iş sözleşmesinin işveren tarafından iş bitimi sebebiyle feshedildiği, davacı ile davalının yurt dışında bulunan ... Limited Şirketi arasında imzalanan sözleşmenin "Sözleşme fesih dayanakları" başlıklı 9. maddesinde Gürcistan mevzuatının uygulanacağının belirtildiği, iş sözleşmesinde davacının saatlik ücretinin 6,25 USD olduğunun belirtildiği, Gürcistan İş Kanunun'da kıdem tazminatı düzenlemesinin bulunmadığı, davacının Gürcistan İş Kanunu'nun 38/II hükmü gereğince 2 aylık ücret tutarında ihbar tazminatına hak kazandığının tespit edildiği gerekçeleriyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; a. Uyuşmazlığa Türk hukuku uygulanması gerektiğini, b. Davalı işveren tarafından içeriğine dair hiçbir bilgi vermeden imzalatılan ve Gürcistan hukukuna göre düzenlemeler içeren iş sözleşmelerinin Türk kamu düzenine açıkça aykırı olduğunu, c. Davalının hukuk seçimine ilişkin bir itirazının olmadığını,d. Gürcistan hukukuna göre yapılan hesaplamaların hatalı olduğunu ve alacaklarının eksik hesaplandığını ileri sürmüştür.2. Davalı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar verildiğinden, temyiz sebeplerine yer verilmemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, uyuşmazlığa uygulanacak hukuk ile dava konusu alacakların ispat ve hesaplanmasına ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; A. Davalı Temyizi YönündenDavalı vekilinin temyiz isteminin miktardan REDDİNE,Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davalı tarafa iadesine, B. Davacı Temyizi Yönünden Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 19.11.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. K A R Ş I O YDavacı işçi aylık net 2.000,00 USD ücretle davalı işveren nezdinde Gürcistan'da çalıştığını, iş sözleşmesinin haksız feshedildiğini iddia ederek işçilik alacaklarının hüküm altına alınmasını istemiştir.Taraflar arasında imzalanan iş sözleşmesinde davacıya her ay 2.000,00 USD ödeneceği ancak bunun 1.000,00 USD'lik kısmının aylık ücret (temel ücret) karşılığı olduğu, saat ücretinin ise 6,25 USD olduğu belirtilmiştir. İlk Derece Mahkemesince, bilirkişi raporunda Gürcistan hukukuna göre yapılan hesaplama seçeneği dikkate alınarak davacının aylık temel ücretinin 1.000,00 USD olduğu kabul edilmek suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Taraf vekillerinin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.Karar taraf vekillerince temyiz edilmiş, Dairemizce davalının temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar verilmiş, davacı temyizi yönünden ise oy çokluğu ile kararın onanmasına karar verilmiştir.Yabancı unsurlu uyuşmazlıklarda kamu düzeni, 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkındaki Kanun (5718 sayılı Kanun) 5. maddesi uyarınca uygulama alanı bulmakta olup söz konusu hüküm "Yetkili yabancı hukukun belirli bir olaya uygulanan hükmünün Türk kamu düzenine açıkça aykırı olması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz; gerekli görülen hâllerde, Türk hukuku uygulanır." şeklindedir. Yabancılık unsuru taşıyan hukuki uyuşmazlığa uygulanacak hukuk yabancı devletin hukuku ise kural, yabancı hukukun uygulanmasıdır. Bununla birlikte yabancı hukukun uygulanmasının sınırı, doğacak hukuki sonuçların Türk kamu düzenine açıkça aykırı olmamasıdır. Bir yabancı hukuk kuralı Türk hukukunun temel değerlerine, genel adap ve ahlak anlayışına, Türk kanunlarının dayandığı temel adalet anlayışına ve hukuk siyasetine, 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nda (Anayasa) yer alan temel hak ve özgürlüklere, milletlerarası alanda geçerli ortak ve kabul görmüş hukuk prensiplerine, ahlâk ve adalet anlayışına, medeniyet seviyesine siyasi ve ekonomik rejimine aykırı olması hâlinde kamu düzenimize aykırılığı söz konusu olabilir (Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu Kararı, 10.02.2012 tarihli ve 2010/1 Esas, 2012/1 Karar sayılı kararı).Avrupa Adalet Divanının bir kararında belirtildiği üzere azami çalışma süresi işçi sağlığı ve güvenliği ile ilgilidir (14.10.2010, Günter Fuß v Stadt Halle, Case C-243/09, EU:C:2010:609, p. 32-33). Ülkemizde de çalışanların sağlık ve güvenliğini korumak amacıyla çalışma süreleri sınırlandırılmıştır. Bu kapsamda 4857 sayılı İş Kanunu'nda (4857 sayılı Kanun) günlük çalışma için en çok 11 saat, haftalık çalışma için ise en çok 45 saatlik bir süre öngörülmüştür. İşçinin onayı ile yılda 270 saati geçmemek üzere fazla çalışma yapılabileceği göz önünde bulundurulduğunda 4857 sayılı Kanun'a tâbi işçiler bakımından haftalık azami çalışma süresinin 50 saat olduğu söylenebilir. Dairemiz uygulamasına göre aylık ücretin asgari ücretten ayda en az 22,5 saatlik fazla çalışmayı karşılayacak miktarda yüksek olması kaydıyla fazla çalışma ücretinin aylık ücrete dâhil olduğuna yönelik sözleşme hükmü geçerlidir. Böyle bir durumda yılda 270 saat fazla çalışma karşılığının aylık ücret içinde ödendiği kabul edilmektedir. Yine Dairemiz uygulamasına göre aylık ücretin fazla çalışmayı da kapsadığı şeklinde bir düzenleme olması durumunda temel ücret yılda 270 saatlik fazla çalışmayı de içine alan ücrettir. İşçilik alacakları bu temel ücret üzerinden hesaplanmaktadır. Yani temel ücret belirlenirken fazla çalışma karşılığı olarak ödenen miktar ayrıştırılmamaktadır. Gerçekten işçiye, fazla çalışma yapmasa dahi aynı ücretin ödenmesi, ayrıştırma yapılmamasını gerektirir.Somut olayda; iş sözleşmesinde davacı işçiye her ay 2.000,00 USD ücret ödeneceği ve bunun için davacının ayda iki hafta haftalık 57 saat, iki hafta ise haftalık 67 saat çalışacağı düzenlenmiştir. İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunda; 2.000,00 USD'nin içinde aylık 80 saat fazla çalışma ücreti ve ayda 2 hafta hafta tatili çalışması karşılığı 20 saatlik hafta tatili ücretinin bulunduğu, davacının aylık net ücretinin 1.000,00 USD olduğu, Gürcistan İş Kanunu'nda 270 saatlik yıllık bir sınır bulunmadığının kabulü ile tanık beyanlarına göre haftalık 63 saatlik çalışmanın 40 saati aşan 23 saatlik kısmının fazla çalışma olduğu, aylık 80 saatlik ödenen fazla çalışma ücretinin mahsubu ile fazla çalışma ücretinin hesaplandığı; tanık beyanlarına göre işyerinde günlük 12 saat çalışma yapıldığı ve 1,5 saat ara dinlenmesinin düşülmesi ile davacının günde 10,5 saat çalıştığı, davalı tarafça çalışılan hafta tatilleri için 10 saat üzerinden ödeme yapıldığı ve ödenmeyen haftalık yarım saat üzerinden de hafta tatili ücretinin hesaplandığı görülmektedir. Davacının sürekli biçimde bu şekilde çalıştırılması Türk hukukunda öngörülen azami çalışma süresini ihlal eden bir durumdur. Türk hukuku bakımından da azami çalışma sürelerine ilişkin kurallar iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanabilmesinin bir gereğidir. Azami çalışma süresi, ihlali hâlinde ortaya çıkabilecek kazalar dikkate alındığında, sadece işçinin değil üçüncü kişilerin de sağlık ve güvenliğini ilgilendirdiğinden Anayasa’nın 17. maddesinde düzenlenen yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkı ve vücut bütünlüğünün dokunulmazlığı ile doğrudan bağlantılıdır. Bu nedenle kamu düzenine ilişkin bir düzenleme olarak kabul edilmelidir. Yukarıda belirtildiği üzere 5718 sayılı Kanun’un 5. maddesi uyarınca belirli bir uyuşmazlığa uygulanacak yabancı hukuk hükmünün Türk kamu düzenine açıkça aykırı olması hâlinde, gerekli görülen hâllerde, o kural yerine Türk hukuku uygulanmalıdır. Davacı işçinin her ay sürekli olarak iki hafta 57 saat, iki hafta ise 67 saat çalışması gerektiğinin kararlaştırılması, Türk hukukunda yer alan ve kamu düzenine ilişkin azami çalışma süresini açıkça ihlal ettiğinden, uyuşmazlığa Türk hukukunun uygulanması ve davacı tarafından kanıtlanan 270 saati aşan fazla çalışma alacağının temel ücret olan 2.000,00 USD üzerinden hesaplanıp hüküm altına alınması gerekir. Bu durumda aylık temel ücretin 2.000,00 USD olduğu ve bunun sadece yıllık 270 saat fazla çalışma ücretini kapsadığı kabul edilmeli, işçilik alacakları da buna göre hesaplanmalıdır. Belirtilen nedenlerle kararın bozulması gerektiği kanaatinde olduğumdan, Sayın Çoğunluğun onama yönündeki görüşüne katılamıyorum.