İşçilik alacağı talepli muvazaalı alt işveren ilişkisi davasında bölge adliye mahkemesinin gerekçe değişikliğiyle usulden bozma kararı.
Özet: İşçi, belediye ile taşeron şirket arasındaki muvazaalı ilişki iddiasıyla belediyenin işçisi sayılma ve işçilik alacaklarını talep etmiş; ilk derece mahkemesi muvazaa tespitine rağmen toplu iş sözleşmesinden yararlanma şartları oluşmadığından davayı reddetmiş, bölge adliye mahkemesi ise muvazaa olmadığını belirterek kararı onamıştır. Yargıtay, bölge adliye mahkemesinin ilk derece mahkemesinin ret gerekçesini değiştirerek muvazaa olmadığını kabul etmesine rağmen davanın esası hakkında yeni bir hüküm kurmayıp istinaf başvurusunu esastan reddetmesinin usul hatası olduğuna karar vererek bölge adliye mahkemesi kararını usulen bozmuştur.
9. Hukuk Dairesi         2025/7879 E.  ,  2025/8940 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 48. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2023/1728 E., 2025/1264 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 14. İş Mahkemesi
SAYISI : 2021/314 E., 2023/626 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı ... (Belediye) bünyesinde dava dışı Şirket sigortalısı olarak çalıştığını, davalı ... ile dava dışı Şirket arasındaki ilişkinin muvazaalı işleme dayandığı hususunun Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı iş müfettişlerince tespit edildiğini, müvekkilinin başlangıçtan itibaren davalı ... işçisi sayılarak geçmişe dönük ücret ve alacaklarının belirlenmesi gerektiğini ileri sürerek fark ücret dâhil bir kısım işçilik alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; husumet itirazında bulunduklarını, dava dilekçesinde bahsi geçen muvazaa tespit raporunun iptaline ilişkin davanın kesinleşmediğini, bekletici mesele yapılması gerektiğini, davacının dava dışı Şirket çalışanı olduğunu, müvekkili Belediye ile dava dışı Şirket arasındaki ilişkinin geçerli asıl işveren alt işveren ilişkisi kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, zira söz konusu dava dışı Şirket ile yapılan ihalelerin 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu'na uygun şekilde yapıldığını ve ihale konusu işler 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 67. maddesinde sayılan işlerden olduğundan bu işlerin üçüncü kişilere gördürülmesinde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalıya kişinin sendika üyeliğinin bildirilmediği veya dayanışma aidatı ödemek suretiyle toplu iş sözleşmelerinden yararlanma talebinin iletilmediği, dolayısıyla her ne kadar muvazaa olgusu sabit olsa da davacının davalı işyerinde yürürlükte olan toplu iş sözleşmelerinden yararlanamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının muvazaa tespit edilmiş ihaleler kapsamında çalışmadığı belirtilmiş, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; muvazaa olgusuna dair yapılan tespitlerin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/1-b(1), (2) ve (3) hükümlerinde bölge adliye mahkemesinin verebileceği karar türleri açıklanmıştır. Kanun hükmüne göre bölge adliye mahkemesi, incelenen Mahkeme kararının usul veya esas yönünden hukuka uygun olduğu sonucuna vardığı takdirde başvurunun esastan reddine; yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında ya da yargılamada bulunan eksiklikler duruşma yapılmaksızın tamamlanacak nitelikte ise bunların tamamlanmasından sonra yeniden esas hakkında karar verebilir.
Somut uyuşmazlıkta İlk Derece Mahkemesinin davayı reddetme gerekçesi, muvazaa olgusunun varlığına karşın davacının toplu iş sözleşmesinden yararlanma şartlarının bulunmaması olup davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar veren Bölge Adliye Mahkemesince ise İlk Derece Mahkemesinden farklı şekilde davalı ile dava dışı Şirketler arasında kurulan asıl işveren alt işveren ilişkisinin hukuka uygun olduğu ve muvazaa bulunmadığı belirtilerek davanın reddine dair karar isabetli bulunmuştur.
İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesi değiştirildiğine göre Bölge Adliye Mahkemesince, 6100 sayılı Kanun’un 353/1-b(2) hükmü gereğince davanın esası hakkında yeniden hüküm kurulması gerekirken anılan hükme aykırı şekilde istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi isabetli olmamıştır. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, 6100 sayılı Kanun’un 353/1-b(2) hükmüne aykırı olduğundan, 6100 sayılı Kanun'a uygun şekilde karar verilmek üzere Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına ve dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının usulden BOZULMASINA,
Bozma sebebine göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
19.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.