Yurt dışı şantiyede çalışan işçinin haksız fesih sonrası işçilik alacakları davasında yabancı hukuk ve zamanaşımı uygulamasının Milletlerarası Özel Hukuk esasları çerçevesinde temyiz incelenmesi.
Özet: Yurt dışı şantiyesinde çalışan işçinin, işvereninden kıdem, ihbar, yıllık izin, hafta tatili ve ulusal bayram genel tatil alacaklarını talep ettiği davada, ilk derece mahkemesi yabancı hukuk uygulayarak talebi kısmen kabul etmiş; ancak istinaf mahkemesi, Rus hukuku uyarınca bir yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu belirterek davanın reddine karar vermiş, temyiz incelemesinde ise uyuşmazlığa uygulanacak hukuk, zamanaşımı süresi, davanın süresinde açılıp açılmadığı ve yargılama giderleri ile vekalet ücreti hususları yeniden değerlendirilmekte olup, Yüksek Mahkeme uluslararası özel hukuk kapsamında yabancı unsurlu iş sözleşmelerinde uygulanacak hukukun tespiti esaslarına ilişkin kendi içtihadına atıfta bulunarak incelemeye başlamıştır.

MAHKEMESİ: ... Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/3973 E., 2024/4302 K.İLK DERECE MAHKEMESİ: ... 31. İş MahkemesiSAYISI : 2021/372 E., 2023/286 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve katılma yoluyla davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalıya ait yurt dışı şantiyesinde 2005 yılında işe başladığını, 2020 yılında haksız şekilde işten çıkarıldığını, yurt dışı şantiyesinde ince işler kalfası olarak çalıştığını, 3.000,00 USD ücret aldığını, yemek, GSM, ısınma, yol yardımı yapıldığını, ayda bir defa hafta tatilinde çalışmayıp 3 hafta tatilinde çalıştığını, yıllık izin kullanılmadığını, dinî bayramların ilk günü hariç dinî ve millî bayramlarda çalıştığını ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatları ile yıllık ücretli izin, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; alacakların zamanaşımına uğradığını, husumet itirazında bulunduklarını, davacının başka bir yabancı Şirket çalışanı olduğunu, davada Türk hukuku uygulanamayacağını, yabancı hukuk ve yabancı mahkeme yetkisi sebebiyle Mahkemenin davaya bakamayacağını, çalışılan tatil ücretlerinin ödendiğini, yıllık izin kullandığını ve ücretinin ödendiğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; ... hukuku uygulanarak hesaplamaların yapıldığı bilirkişi raporunun denetime elverişli olup hesaplamaların dosya kapsamına uygun olduğu, Rus hukukundaki zamanaşımı süreleri yeniden başlatılabileceğinden alacağın zamanaşımına uğramadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının iş sözleşmesi 17.03.2020 tarihinde sona erdiğinden somut olayda ... Federasyonu İş Kanunu’nun 392. maddesinde 1 yıllık zamanaşımı süresinin dikkate alınması gerektiği, davalı vekilince dava dilekçesine karşı esasa cevap süresi içerisinde zamanaşımı def'i ileri sürülmüş olduğundan ve dava tarihi olan 10.06.2021 tarihi ile fesih tarihi arasında 1 yıllık zamanaşımı süresi geçmiş olduğundan davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken kısmen kabul yönünde hüküm kurulmuş olmasının hatalı olduğu gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun esastan reddine, davalının istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilerek yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiş, içtihat değişikliği nedeniyle davacı aleyhine vekâlet ücretine hükmedilmemiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; a. Uyuşmazlığa Türk hukukunun uygulanması gerektiğini, b. Rus hukukundaki sürelerin yeniden başlatılabileceğini, davacının Rus hukukundaki zamanaşımı süresini bilmesinin mümkün olmadığını ileri sürmüştür. 2. Davalı vekili katılma yoluyla temyiz dilekçesinde; a. Dava reddedildiği hâlde içtihat değişikliği sebebiyle tarafları lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesinin isabetsiz olduğunu, b. Yargılama gideri ve harçların da hatalı belirlendiğini ileri sürmüştür.B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; iş sözleşmesine uygulanacak hukuk, zamanaşımı, davanın süresinde açılıp açılmadığı, dava konusu alacaklara hak kazanılıp kazanılmadığı ile yargılama gideri, vekâlet ücreti ve harca ilişkindir. 1. İş sözleşmesinde yabancılık unsuru bulunması hâlinde, uygulanacak hukukun belirlenmesi açısından, uyuşmazlık döneminde yürürlükte bulunan 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un (5718 sayılı Kanun) 27/1 hükmünün uygulanmasına ilişkin ilke ve esaslar Dairemizin 24.05.2023 tarihli ve 2022/16187 Esas, 2023/7655 Karar sayılı kararında açıklanmıştır. Somut uyuşmazlıkta davacı işçi, davalının yurt dışında bulunan şantiyelerinde çalıştığını ileri sürerek ödenmeyen işçilik alacaklarının hüküm altına alınmasını istemiş; davalı işveren ise yasal süresi içinde sunduğu cevap dilekçesinde davacının yurt dışı şantiyelerinde çalışması sebebiyle uyuşmazlığın yabancı hukuka göre çözümlenmesi gerektiğini savunmuştur. İlk Derece Mahkemesince davacının tüm çalışma dönemlerinde yabancı hukuk uygulanmak suretiyle yargılama sonuçlandırılmıştır. Yurt dışı iş sözleşmelerinin açık, net ve anlaşılır bir dilde düzenlendiği, uyuşmazlık döneminde yürürlükte olan 5718 sayılı Kanun'un 27/1 hükmünün açıkça cevaz verdiği şekilde sözleşmelerde hukuk seçimi yapıldığı anlaşılmakta olup, taraflar arasında imzalanan yurt dışı iş sözleşmelerinin bağlayıcı ve geçerli olduğu sonucuna varılması gerekmektedir. Dosya içeriğine göre davacının 03.05.2010-31.03.2011 tarihleri arasındaki çalışma dönemini kapsayan iş sözleşmesinde ... hukuku, 07.10.2016-15.01.2017 tarihleri arasındaki çalışma dönemini kapsayan iş sözleşmesinde Türkmenistan hukuku ve 05.03.2017-17.03.2020 tarihleri arasındaki çalışmalarını kapsayan iş sözleşmesinde yine ... hukukunun seçildiği anlaşılmaktadır. 02.05.2010-31.03.20 11... .10.2016-15.01.2017 tarihleri arasındaki çalışma dönemleri yönünden yabancı hukukun uygulanması ve gerek ... Federasyonu İş Kanunu'nun 392. maddesinde yer alan gerekse Türkmenistan İş Kanunu'nun 382. maddesinde öngörülen zamanaşımı sürelerinin geçtiği görülmekle; bu dönemler yönünden davanın zamanaşımı sebebi ile reddi yerindedir. Mahkemece, hem Türkmenistan hem de ... çalışmaları yönünden yalnızca ... Federasyonu İş Kanunu'nda yer alan zamanaşımı süresi için değerlendirme yapılması hatalı ise de, sözü edilen dönemler yönünden bu hata sonuca etkili değildir. Tarafların hukuk seçimi anlaşması yapmadıkları veya yapılan hukuk seçimi anlaşmasının geçersiz olduğu dönemde iş sözleşmesine, kural olarak işçinin işini mutad olarak yaptığı işyeri hukukunun uygulanması gerektiği 5718 sayılı Kanun'un 27/2 hükmünde genel bir kural olarak düzenlenmiştir. Burada yetkili kılınan hukuk, işçinin işini fiilen yerine getirdiği yer ülke hukukudur. Ancak 5718 sayılı Kanun’un 27/4 hükmünde düzenlenen daha sıkı ilişkili hukukun varlığı hâlinde bu hukuk uygulanabilir. Bu bağlamda tarafların tâbiiyeti, sözleşmenin dili ve imzalandığı yer, işçinin tâbi olduğu sosyal güvenlik sistemi, tarafların yerleşim yerleri, sosyal ve hukuki ilişkilerin yoğunlaştığı yer, ücretin ödendiği yer, iş sözleşmesinin daha sıkı ilişkili hukuka özgü kurumlar (Örneğin Türk hukuku) gözetilerek yapılması, daha önceki (daha sıkı ilişkili hukukun uygulandığı) iş sözleşmesine gönderme yapılması gibi unsurların sözleşmenin hangi hukukla daha sıkı ilişkili olduğunun belirlenmesinde dikkate alınması mümkündür. Somut uyuşmazlıkta dosyadaki bilgi ve belgelere göre yukarıda açıklanan hususlar dikkate alınmak suretiyle değerlendirme yapıldığında; 29.06.2006-09.12.2007, 18.01.2008-20.04.20 09... .12.2014-15.02.2016 tarihleri arasındaki çalışmalar yönünden davacı işçi ile işveren davalının tâbiiyeti, tarafların yerleşim yerleri, sosyal ve hukuki ilişkilerin yoğunlaştığı yer ile ücretin Türkiye'de ödendiği dikkate alındığında hukuk seçimi anlaşması bulunmayan söz konusu çalışma döneminde daha sıkı ilişkili hukukun Türk hukuku olduğu anlaşılmaktadır. Buna göre davacının 29.06.2006 - 09.12.2007, 18.01.2008 - 20.04.20 09... .12.2014 - 15.02.2016 tarihleri arasındaki çalışma dönemleri bakımından uyuşmazlığa Türk hukuku uygulanarak dava konusu alacaklar hakkında bir karar verilmesi gerekmektedir. 2. Maddi hukukun bir müessesesi olan zamanaşımı, hukuki işlem ve ilişkinin esasına uygulanan hukuka tâbidir (Vahit Doğan, Milletlerarası Özel Hukuk, ..., 2022, s.315; Gülin Güngör, Türk Milletlerarası Özel Hukuku, ..., 2021, s.127). Buna göre ... Federasyonu İş Kanunu'nun bu konudaki hükümlerinin uyuşmazlıkta uygulanması, 5718 sayılı Kanun'un 2 ve 8. maddelerinin bir gereğidir.... Federasyonu İş Kanunu'nun bireysel iş uyuşmazlığının çözümü için mahkemeye başvurma sürelerinin düzenlendiği 392. maddesinde sözü edilen sürelerin Dairemizce daha önce bazı kararlarda hak düşürücü süre olduğu belirtilmişse de yeniden yapılan değerlendirmede; bu sürelerin zamanaşımı süresi niteliğinde olduğu sonucuna varılmıştır.Yabancı unsurlu uyuşmazlıklarda kamu düzeni, 5718 sayılı Kanun'un 5. maddesi uyarınca uygulama alanı bulmakta olup söz konusu hüküm "Yetkili yabancı hukukun belirli bir olaya uygulanan hükmünün Türk kamu düzenine açıkça aykırı olması halinde bu hüküm uygulanmaz; gerekli görülen hallerde Türk hukuku uygulanır." şeklindedir. Türk kamu düzeninin ihlali sonucunu doğuracak hâller çoğunlukla emredici bir hükmün açıkça ihlali hâlinde söz konusu olmaktadır. Ancak her emredici hükmün ihlalinin veya her emredici hükmü ihlal eden bir (yabancı) kuralın, Türk kamu düzenine aykırı bulunduğunu söylemek olanaklı değildir. Öyleyse iç hukuktaki kamu düzeninin çerçevesi; Türk hukukunun temel değerlerine, Türk genel adap ve ahlak anlayışına, Türk kanunlarının dayandığı genel siyasete, 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nda (Anayasa) yer alan temel hak ve özgürlüklere, milletlerarası alanda geçerli ortak prensiplere ve özel hukuka ait iyiniyet prensibine dayanan kurallara, medeni toplulukların müştereken benimsedikleri ahlak ilkeleri ve adalet anlayışının ifadesi olan hukuk prensiplerine, toplumun medeniyet seviyesine, insan hak ve özgürlüklerine aykırılık şeklinde çizilebilir. İç hukukta kamu düzeninin, tarafların uymak zorunda oldukları kamu hukukundan ve özel hukuktan doğan ancak tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyecekleri kurallar olarak anlaşılması gerekir. Zamanaşımı süresi, kamu düzenine ilişkin olmadığından dava konusu uyuşmazlığa uygulanan yabancı hukuktaki zamanaşımı süresinin uygulanması gerekmiştir. Nitekim iç hukukumuzda işe iade davalarında 1 aylık arabulucuya başvuru süresi, işe iade davalarında arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamaması hâlinde son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren iki hafta içinde iş mahkemesinde dava açılabileceğine ilişkin süre, yine idare mahkemesinde dava açmak için öngörülen 60 günlük dava açma süresi daha kısa olup iç hukukumuzdaki 3 aydan daha kısa sürelerle yapılan uygulamaların kamu düzenine aykırı olmadığı kabul edildiğinden, somut olayda dava konusu uyuşmazlığa uygulanan Türkmenistan hukuku ile Rus hukukunda öngörülen 3 aylık zamanaşımı süresinin kamu düzenini ihlal eder nitelikte olmadığı değerlendirilmiştir.... Federasyonu İş Kanunu'nun 392. maddesinde 03.07.2016 tarihinde yapılan değişiklikle mahkemeye başvuru için zamanaşımı süresi 1 yıl olarak belirlenmiştir. Somut olayda; davacının ...'da geçen ve hukuk seçimi bulunan 05.03.2017-17.03.2020 tarihleri arasındaki çalışması yönünden iş sözleşmesinin, söz konusu Kanun değişikliğinin yürürlüğe girdiği tarihten sonra 17.03.2020 tarihinde sona erdiği dikkate alındığında uyuşmazlıkta 1 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanması gerekmekte olup, dava tarihi itibarıyla pandemi ile arabuluculukta duran süreler de dikkate alındığında 1 yıllık zamanaşımı süresi dolmamıştır. O hâlde, davalı tarafın yasal süresi içinde ileri sürdüğü zamanaşımı def'i gözetilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle davanın tümden reddi isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine, Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 19.11.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. D E Ğ İ Ş İ K G E R E K Ç ETürk hukukunda maddi hukukun bir müessesesi olan zamanaşımına uygulanacak hukuk, 5718 sayılı Kanun'un 8. maddesinde, "Zamanaşımı, hukukî işlem ve ilişkinin esasına uygulanan hukuka tâbidir." şeklinde düzenlenmiştir.Yabancı unsurlu uyuşmazlıklarda kamu düzeni, 5718 sayılı Kanun’un 5. maddesi uyarınca uygulama alanı bulmakta olup söz konusu hüküm "Yetkili yabancı hukukun belirli bir olaya uygulanan hükmünün Türk kamu düzenine açıkça aykırı olması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz; gerekli görülen hâllerde, Türk hukuku uygulanır." şeklindedir. Yabancılık unsuru taşıyan hukuki uyuşmazlığa uygulanacak hukuk yabancı devletin hukuku ise kural, yabancı hukukun uygulanmasıdır. Bununla birlikte yabancı hukukun uygulanmasının sınırı, doğacak hukuki sonuçların Türk kamu düzenine açıkça aykırı olmamasıdır. Bir yabancı hukuk kuralı Türk hukukunun temel değerlerine, genel adap ve ahlak anlayışına, Türk kanunlarının dayandığı temel adalet anlayışına ve hukuk siyasetine, Anayasa'da yer alan temel hak ve özgürlüklere, milletlerarası alanda geçerli ortak ve kabul görmüş hukuk prensiplerine, ahlak ve adalet anlayışına, medeniyet seviyesine siyasi ve ekonomik rejimine aykırı olması hâlinde kamu düzenimize aykırılığı söz konusu olabilir (Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu, 10.02.2012 tarihli ve 2010/1 Esas, 2012/1 Karar sayılı kararı).Zamanaşımının bizzat kendisi kural olarak kamu düzenini ilgilendiren bir konu olmadığından yabancı hukukta zamanaşımı süresinin Türk hukukundan farklı düzenlenmiş olması, 5718 sayılı Kanun’un 5. maddesi kapsamında kamu düzeni müdahalesi gerektirmez. Buna karşılık, uyuşmazlığa uygulanacak olan yabancı hukukta talep hakkının hiç zamanaşımı süresine tâbi tutulmaması, Türk hukukuna nispetle fevkalade kısa bir zamanaşımı süresine tâbi tutulması veya talep hakkında aşırı derecede uzun bir zamanaşımı süresi öngörülmesi hâllerinde 5718 sayılı Kanun’un 5. maddesi gereğince kamu düzeni müdahalesinin kabul edilmesi gerekmektedir (Ergin Nomer, Devletler Hususi Hukuku, İstanbul, Yirmi Birinci Baskı, 2015, s. 214; Vahit Doğan, Milletlerarası Özel Hukuk, ..., Sekizinci Baskı, 2022, s. 314; Gülin Güngör, Türk Milletlerarası Özel Hukuku, ..., İkinci Bası, 2021, s. 126; Mesut Aygün, Ali Önal, "Yargıtay Kararları Işığında Milletlerarası Özel Hukukta Zamanaşımı", Legal Hukuk Dergisi, C. 14, 2016, S. 165, s. 4914).Somut uyuşmazlığa davacının çalışmış olduğu 07.10.2016-15.01.2017 tarihleri arasındaki dönem yönünden uygulanan Türkmenistan İş Kanunu’nun 382/1 hükmü uyarınca, iş anlaşmazlıklarının çözülmesi bakımından mahkemeye veya iş anlaşmazlıkları görüşme komisyonuna başvurulması için gereken süreler; "1) Eski işine geri alınması hakkındaki anlaşmazlıklarda – kendisiyle iş sözleşmesinin feshedildiği hakkındaki buyruğun kopyasının çalışana verildiği tarih itibariyle bir ay; 2) Çalışan tarafınca işverene verilmiş olan maddi zararın tazmin edilmesi hakkındaki anlaşmazlıklarda – işveren tarafınca kendisine verilmiş olan maddi zararın tespit edildiği tarih itibarıyla bir yıl; 3) Diğer iş anlaşmazlıklarında – çalışanın kendisinin haklarının ihlal edildiğini öğrendiği veya öğrenmiş olması gereken tarih itibariyle üç ay. ..." şeklinde açıklanmaktadır.Türkmenistan İş Kanunu'nun 382. maddesinde öngörülen 3 aylık zamanaşımı süresinin fevkalade kısa olduğu, yurt dışında yaptığı çalışmalardan kaynaklı alacakları için Türkiye’de dava açan işçinin mahkemeye erişim hakkını oldukça kısıtladığı açıktır. Sonuç olarak, Anayasa’da temek hak ve özgürlükler arasında yer alan hak arama özgürlüğüne aykırı olan 3 aylık zamanaşımı süresinin kamu düzenini ihlal edici nitelikte olduğu anlaşılmaktadır. Dolayısıyla Türkmenistan İş Kanunu'nun 382. maddesinde 3 aylık zamanaşımı süresi öngören kural, 5718 sayılı Kanun’un 5. maddesi uyarınca kamu düzeni müdahalesi ile bertaraf edilmelidir.Kamu düzeni müdahalesi neticesinde yabancı hukukun ilgili hükmünün olayda uygulanmaması ile ortaya çıkan boşluğun ise öncelikle yetkili yabancı hukuktaki başka bir hüküm ile doldurulması gerektiği prensip olarak kabul edilmektedir. Bu şekilde söz konusu boşluğun doldurulamaması hâlinde hâkimin kendi hukukunu olaya uygulayarak uyuşmazlığı çözmesi gerekmektedir (Nomer, s.179-180; Doğan, s. 260-261).Somut olayda davacının Türkmenistan hukukuna tâbi çalışmaları bakımından, Türk kamu düzenine aykırı olduğu için uyuşmazlıkta uygulanmaması gereken 3 aylık zamanaşımı süresinin yerine, öncelikle yetkili yabancı hukuk olan Türkmenistan hukukunda uygulanan genel zamanaşımı süresi araştırılmalıdır. Tespit edilen genel zamanaşımı süresi, Türk kamu düzenine aykırı olmadığı sürece, genel zamanaşımı süresine öncelik verilmelidir. Ancak Türkmenistan hukukunda öngörülen genel zamanaşımı süresinin dahi Türk kamu düzenine aykırı olduğu tespit edilirse bu durumda, hâkimin hukuku olan Türk hukukunda uygulanan zamanaşımı süreleri dikkate alınmalıdır. Açıklanan nedenlerle Türkmenistan hukukunda yer alan 3 aylık zamanaşımı süresinin kısa olmadığı ve 5718 sayılı Kanun’un 5. maddesi uyarınca kamu düzeni müdahalesini gerektirmediği yönündeki Sayın Çoğunluğun kararına katılamıyorum.