Türk işverenin yurt dışı şantiyesinde çalışan işçinin işçilik alacakları davasında uygulanacak hukuk ve zamanaşımı süresinin belirlenmesi, 5718 sayılı Kanun kapsamında kanunlar ihtilafı değerlendirmesi.
Özet: Bu hukuki metin, 2006-2014 yılları arasında Iraktaki şantiyelerde Türk firmalarına bağlı olarak çalışan Türk işçinin kıdem, ihbar, yıllık izin, fazla mesai, hafta ve genel tatil ücreti gibi işçilik alacakları talebini konu almakta olup, ilk derece ve istinaf mahkemeleri, olaya Irak iş hukukundaki kısa zamanaşımı süresini uygulayarak davayı reddederken, işçi tarafı kamu düzeni ve Türk hukuku bağlamında Türkiye İş Kanununun uygulanması gerektiğini savunarak kararı temyiz etmiştir ve Yargıtay, yabancılık unsuru içeren bu uyuşmazlıkta uygulanacak hukukun Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun (MÖHUK) hükümlerine göre belirlenmesi gerektiğini değerlendirmektedir.
9. Hukuk Dairesi         2025/4996 E.  ,  2025/8919 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2025/519 E., 2025/860 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 51. İş Mahkemesi
SAYISI : 2023/73 E., 2024/617 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 20.01.2006-14.08.2014 tarihleri arasında davalı ... bünyesindeki inşaat Şirketlerinin ...'daki şantiyelerinde mekanik tesisat formeni olarak çalıştığını, davalı Şirketler arasında ticari ve organik bağ bulunduğunu, iş sözleşmesinin işverence haksız ve ihbarsız feshedildiğini, iki haftada bir gün izinli olduğunu, diğer günlerde ise her gün 07.00-21.00 saatleri ve fazlasında çalıştığını, ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığını, çalıştığı süre boyunca yıllık izinlerini kullanmadığını, aldığı son net ücretin 2.500,00 USD olduğunu, 100,00-200,00 USD avans olarak elden, kalanın ise banka aracılığıyla ödendiğini, barınma, servis ve 3 öğün yemeğin işverenlikçe karşılandığını ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık ücretli izin, fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekilleri cevap dilekçelerinde; husumet itirazı ve zamanaşımı def'inde bulunduklarını, uyuşmazlıkta ... Federasyonu İş Kanunu'nun uygulanması gerektiğini, davacının ücret iddiasının gerçeği yansıtmadığını, ödenmeyen alacağının bulunmadığını savunarak davanın reddini istemişlerdir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının iş sözleşmesinin 15.07.2014 tarihinde son bulduğu, işbu davanın ise 08.03.2019 tarihinde açıldığı, ... Federasyonu İş Kanunu'nun 392. maddesi gereğince işçilik alacaklarının talep edilebilme süresinin 3 ay olarak düzenlendiği dikkate alındığında, davacı tarafça 3 ay içerisinde işçilik alacaklarının talep edilmediği, davalı tarafın cevap dilekçesi ile zamanaşımı def'inde bulunduğu hususları hep birlikte dikkate alındığında, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; çalışılan ülkenin ... olduğu, bu ülkenin İş Kanunu'nun 392. maddesinde mahkemeye başvurma süresinin en geç 3 ay olarak düzenlendiği, her ne kadar 03.07.2016 tarihinde yapılan yasal değişiklik ile bu süre 1 yıl olarak değiştirilmiş ise de fesih tarihinin bu tarihten önce olduğu, davanın 2019 yılında açılmış olması dikkate alındığında Kanun’da düzenlenen zamanaşımı süresinin geçtiği gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Davaya konu uyuşmazlığa Türk iş mevzuatının uygulanması gerektiğini, tarafların Türk olup ödeme yerinin Türkiye olduğunu, mutat işyerinin Türkiye olduğunu, yapılan görevlendirmelerle yurt dışına gittiğini,
2. ... Federasyonu İş Kanunu'nun 392. maddesi gereğince geçerli sebeplerden dolayı sürelerin dolması nedeniyle sürenin Mahkeme tarafından yenilenmesi gerektiğini, sürenin başlaması için davalı tarafından müvekkiline fesih bildirimi veya işten çıkartma emrinin verilmediği ve iş sicil defterine feshe ilişkin kaydın yapılmadığını bu nedenle sürenin başlamadığını,
3. Kamu düzeni ve emredici kurallar açısından uyuşmazlıkta Türk hukukunun uygulanması gerektiğini,
4. ... iş mevzuatına göre mahkemeye başvuru sürelerinin dikkate alınmasının hak arama hürriyetini kısıtladığını ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; iş sözleşmesine uygulanacak hukuk, davanın süresinde açılı açılmadığı, zamanaşımı ve dava konusu alacaklara hak kazanılıp kazanılmadığına ilişkindir.
İş sözleşmesinde yabancılık unsuru bulunması hâlinde, uygulanacak hukukun belirlenmesi açısından, uyuşmazlık döneminde yürürlükte bulunan 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un (5718 sayılı Kanun) 27/1 hükmünün uygulanmasına ilişkin ilke ve esaslar Dairemizin 24.05.2023 tarihli ve 2022/16187 Esas, 2023/7655 Karar sayılı kararında açıklanmıştır.
Somut uyuşmazlıkta davacı işçi, davalının yurt dışında bulunan şantiyelerinde çalıştığını ileri sürerek ödenmeyen işçilik alacaklarının hüküm altına alınmasını istemiş; davalı işveren ise yasal süresi içinde sunduğu cevap dilekçesinde davacının yurt dışı şantiyelerinde çalışması sebebiyle uyuşmazlığın yabancı hukuka göre çözümlenmesi gerektiğini savunmuştur. Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı üzerine İlk Derece Mahkemesince ... hukuku uygulanarak yargılama sonuçlandırılmıştır.
Yurt dışı iş sözleşmelerinin açık, net ve anlaşılır bir dilde düzenlendiği, uyuşmazlık döneminde yürürlükte olan 5718 sayılı Kanun'un 27/1 hükmünün açıkça cevaz verdiği şekilde sözleşmelerde hukuk seçimi yapıldığı anlaşılmakta olup, taraflar arasında imzalanan yurt dışı iş sözleşmelerinin bağlayıcı ve geçerli olduğu sonucuna varılması gerekmektedir.
Hukuk seçimi anlaşması yapıldığı anlaşılan 30.09.2009-30.03.20 10... .11.2013-18.05.2014 tarihleri arasındaki çalışma dönemi bakımından ... hukukunun uygulanması yerindedir.
Davacının diğer çalışma dönemleri bakımından ise taraflar arasında hukuk seçimi anlaşması bulunduğuna dair dosyada herhangi bir sözleşme veya başkaca delil bulunmamaktadır.
Tarafların hukuk seçimi anlaşması yapmadıkları veya yapılan hukuk seçimi anlaşmasının geçersiz olduğu dönemde iş sözleşmesine, kural olarak işçinin işini mutad olarak yaptığı işyeri hukukunun uygulanması gerektiği 5718 sayılı Kanun'un 27/2 hükmünde genel bir kural olarak düzenlenmiştir. Burada yetkili kılınan hukuk, işçinin işini fiilen yerine getirdiği yer ülke hukukudur. Ancak 5718 sayılı Kanun’un 27/4 hükmünde düzenlenen daha sıkı ilişkili hukukun varlığı hâlinde bu hukuk uygulanabilir. Bu bağlamda tarafların tâbiiyeti, sözleşmenin dili ve imzalandığı yer, işçinin tâbi olduğu sosyal güvenlik sistemi, tarafların yerleşim yerleri, sosyal ve hukuki ilişkilerin yoğunlaştığı yer, ücretin ödendiği yer, iş sözleşmesinin daha sıkı ilişkili hukuka özgü kurumlar (Örneğin Türk hukuku) gözetilerek yapılması, daha önceki (daha sıkı ilişkili hukukun uygulandığı) iş sözleşmesine gönderme yapılması gibi unsurların sözleşmenin hangi hukukla daha sıkı ilişkili olduğunun belirlenmesinde dikkate alınması mümkündür.
Somut uyuşmazlıkta dosyadaki bilgi ve belge göre yukarıda açıklanan hususlar dikkate alınmak suretiyle değerlendirme yapıldığında; 26.01.2006 - 30.09.2006, 09.04.2007 - 28.09.2007, 22.10.2007 - 02.12.2008, 19.12.2010 - 07.05.2011, 15.06.2011 - 24.06.2012 tarihleri arasında ...'da çalışan davacı işçi ile işveren davalının tâbiiyeti, tarafların yerleşim yerleri, sosyal ve hukuki ilişkilerin yoğunlaştığı yer ile ücretin Türkiye'de ödendiği dikkate alındığında hukuk seçimi anlaşması bulunmayan söz konusu çalışma dönemlerinde daha sıkı ilişkili hukukun Türk hukuku olduğu anlaşılmaktadır. Buna göre, davacının 26.01.2006 - 30.09.2006, 09.04.2007 - 28.09.2007, 22.10.2007 - 02.12.2008, 19.12.2010 - 07.05.2011, 15.06.2011 - 24.06.2012 tarihleri arasındaki çalışma dönemi bakımından uyuşmazlığa Türk hukuku uygulanarak dava konusu alacaklar hakkında bir karar verilmesi gerekmektedir.
Eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde sonuca gidilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
19.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.