Yurt dışı şantiyelerinde çalışan işçinin kıdem, ihbar ve diğer işçilik alacakları davasında, yabancı hukuk uygulaması ve farklı zamanaşımı sürelerinin yorumlanması.
Özet: Yurt dışında haksız fesih iddiasıyla kıdem, ihbar, fazla çalışma ve diğer işçilik alacaklarını talep eden davacı işçinin başvurusunda, davalı işverenin ihtiyarî arabuluculuk anlaşmasının geçerliliği ve yabancı hukuk (Rusya Federasyonu) mevzuatındaki zamanaşımı süreleri yönündeki savunmaları üzerine, mahkemeler arası uzun süren bir yargılamanın ardından, ihtiyarî arabuluculuk anlaşması geçersiz kabul edilmiş ve feshe bağlı alacaklar için Rus hukukundaki bir yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı gerekçesiyle kıdem ve ihbar tazminatı talepleri kısmen kabul edilirken, diğer alacaklar reddedilmiş ve bu karar Bölge Adliye Mahkemesi tarafından onanmıştır.

MAHKEMESİ: ... Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2025/314 E., 2025/858 K.İLK DERECE MAHKEMESİ: ... 53. İş MahkemesiSAYISI: 2024/606 E., 2024/635 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 2005-2019 yılları arasında davalı Şirketin yurt dışı şantiyelerinde ince işler formeni olarak her gün 08.00-19.00 saatleri arasında çalıştığını, haftada 4 gün 22.00'ye kadar çalışmasının uzadığını, hafta tatili olan pazar günlerinde ise bir pazar istirahat edip bir pazar çalışmaya devam ettiğini, resmî bayramlarda çalıştığını, Ramazan ve Kurban bayramlarının yalnızca birinci günü istirahat ettiğini, davacının aylık sabit (fix) ücretinin net 2.500,00 Amerikan doları (USD) olduğunu, ödemelerin banka hesabına yatırıldığını, fazla çalışma, hafta sonu ve bayram çalışması yapmış olmasına rağmen ücretin her ay sabit ödendiğini, fazla çalışmaların ücrete eklenmediğini, müvekkilinin konaklama, ısınma, elektrik ve temizlik hizmetlerinin işverenlikçe sağlandığını, işverenliğin her gün üç öğün yemek verdiğini, iş sözleşmesinin haksız feshedildiğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatları ile yıllık ücretli izin, fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; 12.03.2019 tarihinde düzenlenen ihtiyari arabuluculuk anlaşma belgesi ile işbu dava kapsamında davacının iddia ettiği kıdem ve ihbar tazminatları, fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil, hafta tatili ücreti ile yıllık ücretli izin alacakları da dâhil olmak üzere tüm işçilik alacakları konusunda mutabakata varıldığını ve anlaşma belgesi düzenlendiğini, tüm alacaklarının davacıya ödendiğini, davacının müvekkili Şirketin çalışanı olmadığını, davanın sıfat yokluğu nedeni ile reddi gerektiğini, yurt dışında çalışmış olan davacının Türk hukukuna göre alacak talep etmesinin mümkün olmadığını, davaya yabancı hukuk uygulanması gerektiğini, yetki itirazında bulunduklarını, davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI 1.İlk Derece Mahkemesinin 03.03.2022 tarihli kararı ile; uyuşmazlığa Türk hukuku uygulanarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesinin 09.02.2023 tarihli kararı ile dosyada bulunan sözleşmelerde çalışılan ülke mevzuatının uygulanacağı açıkça belirtilmiş olup çalışılan ülke ... olduğundan bu ülke mevzuatı dikkate alınarak işçilik alacakları bakımından yeniden bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. 2. İlk Derece Mahkemesinin 28.12.2023 tarihli kararıyla uyuşmazlığa ilişkin Rus mevzuatının 392. maddesindeki 3 aylık zamanaşımı süresi uygulanarak mevcut durumda, düzenlenen dava açma süresinin aşıldığı gözetilerek davanın reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesinin 12.09.2024 tarihli kararıyla öncelikle Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin bu sürenin hak düşürücü süre olduğu yönündeki içtihatından dönerek zamanaşımı süresi olduğunu kabul ettiği, ... Federasyonu İş Kanunu’nun 392. maddesinde 03.07.2016 tarihinde yapılan değişiklik ile 3 aylık zamanaşımı süresi dışında 1 yıllık başka bir zamanaşımı süresi de düzenlendiği, davacının iş sözleşmesi 11.03.2019 tarihinde feshedilmiş olup davanın 07.02.2020 tarihinde 1 yıllık zamanaşımı süresi dolmadan önce açıldığı, Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin üç aylık zamanaşımı süresini dönemsel alacaklar bakımından kabul ettiği, feshe bağlı alacaklar olan kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık ücretli izin alacağı bakımından ise 1 yıllık zamanaşımı savunması geçerli olup dava tarihi itibarıyla bu süre dolmadığından davalının dava ve ıslaha karşı yapmış olduğu zamanaşımı savunmaları dikkate alınarak yeniden bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı ikinci kez kaldırılmıştır. 3. İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; ihtiyari arabuluculuk anlaşma belgesinin geçerli olmadığı belirtilerek kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin kısmen kabulüne, diğer taleplerin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde hata bulunmadığı, hükme esas alınan rapordaki hesaplamaların usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; a. Davalı işverenin işbu uyuşmazlığın Türk iş hukuku hükümleri uygulanarak çözüme kavuşturulması hususunda seçimlik hakkını kullandığını, b. Davalı tarafın cevap ve ıslaha karşı beyan dilekçesinde dava konusu uyuşmazlığa 5 ve 10 yıllık zamanaşımı uygulanması gerektiğini öne sürdüğünü, bu hususa ilişkin usuli kazanılmış haklarının korunması gerektiğini, Rus hukukunda kısmi dava, belirsiz alacak davası olup olmadığının araştırılmadığını, c. Uyuşmazlığa Türk hukuku uygulanması gerektiğini, d. Matbu sözleşmelere dayanılarak taraflar arasında hukuk seçimi yapıldığından bahsetmenin mümkün olmayacağını, e. Taraflarınca yapılan yargılama gideri ve arabuluculuk ücretinin de davalı tarafa yükletilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. 2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; a. Alacakların zamanaşımına uğradığını, husumet itirazının dikkate alınması gerektiğini, organik bağ kavramının, sınırlarını aşan hakkın kötüye kullanımı oluşturan şekilde uygulandığını, b. Hizmet süresinin hatalı tespit edildiğini, belirli süreli sözleşmeler ile çalıştığını, ücretin brütleştirilmesinin hatalı olduğunu, kıdem tazminatında ödemenin mahsup edilmediğini, c. Davacının başka bir işe girip çalışıp çalışmadığı belirlenmeksizin ihbar tazminatına hükmedilemeyeceğini ileri sürmüştür.B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; iş sözleşmesine uygulanacak hukuk, zamanaşımı, dava konusu alacaklara hak kazanılıp kazanılmadığı ve yargılama giderine ilişkindir. 1. İş sözleşmesinde yabancılık unsuru bulunması hâlinde, uygulanacak hukukun belirlenmesi açısından, uyuşmazlık döneminde yürürlükte bulunan 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un (5718 sayılı Kanun) 27/1 hükmünün uygulanmasına ilişkin ilke ve esaslar Dairemizin 24.05.2023 tarihli ve 2022/16187 Esas, 2023/7655 Karar sayılı kararında açıklanmıştır. Somut uyuşmazlıkta davacı işçi, davalının yurt dışında bulunan şantiyelerinde çalıştığını ileri sürerek ödenmeyen işçilik alacaklarının hüküm altına alınmasını istemiş; davalı işveren ise yasal süresi içinde sunduğu cevap dilekçesinde davacının yurt dışı şantiyelerinde çalışması sebebiyle uyuşmazlığın yabancı hukuka göre çözümlenmesi gerektiğini savunmuştur. İlk Derece Mahkemesince davacının tüm çalışma döneminde ... hukuku uygulanmak suretiyle yargılama sonuçlandırılmıştır. Ne var ki davacının çalışmalarının farklı ülkelerde geçtiği anlaşılmaktadır. Hukuk seçimi anlaşması yapıldığı anlaşılan 18.04.2011-18.10.2011 tarihleri arasındaki çalışma dönemi bakımından Türkmenistan, 08.01.2013-08.07.2013 tarihleri arasındaki dönem için Ukrayna, 16.09.2013-16.03.20 14... .04.2018-11.03.2019 tarihlerini kapsayan dönem için ... hukuku, 19.06.2015-19.12.2015 tarihlerini kapsayan dönem için Belarus hukukunun uygulanması gerektiği gözetilmeksizin tüm döneme ... Federasyonu hukuku uygulanarak varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemiştir. Tarafların hukuk seçimi anlaşması yapmadıkları veya yapılan hukuk seçimi anlaşmasının geçersiz olduğu dönemde iş sözleşmesine, kural olarak işçinin işini mutad olarak yaptığı işyeri hukukunun uygulanması gerektiği 5718 sayılı Kanun'un 27/2 hükmünde genel bir kural olarak düzenlenmiştir. Burada yetkili kılınan hukuk, işçinin işini fiilen yerine getirdiği yer ülke hukukudur. Ancak 5718 sayılı Kanun’un 27/4 hükmünde düzenlenen daha sıkı ilişkili hukukun varlığı hâlinde bu hukuk uygulanabilir. Bu bağlamda tarafların tâbiiyeti, sözleşmenin dili ve imzalandığı yer, işçinin tâbi olduğu sosyal güvenlik sistemi, tarafların yerleşim yerleri, sosyal ve hukuki ilişkilerin yoğunlaştığı yer, ücretin ödendiği yer, iş sözleşmesinin daha sıkı ilişkili hukuka özgü kurumlar (Örneğin Türk hukuku) gözetilerek yapılması, daha önceki (daha sıkı ilişkili hukukun uygulandığı) iş sözleşmesine gönderme yapılması gibi unsurların sözleşmenin hangi hukukla daha sıkı ilişkili olduğunun belirlenmesinde dikkate alınması mümkündür. Somut uyuşmazlıkta dosyadaki bilgi ve belge göre yukarıda açıklanan hususlar dikkate alınmak suretiyle değerlendirme yapıldığında; 15.05.2006-25.12.2006, 25.03.2007-30.11.2007, 14.06.2008-03.02.20 10... .03.2010-26.10.2010 tarihleri arasında ...'da çalışan davacı işçi ile işveren davalının tâbiiyeti, tarafların yerleşim yerleri, sosyal ve hukuki ilişkilerin yoğunlaştığı yer ile ücretin Türkiye'de ödendiği dikkate alındığında hukuk seçimi anlaşması bulunmayan söz konusu çalışma döneminde daha sıkı ilişkili hukukun Türk hukuku olduğu anlaşılmaktadır. Buna göre davacının 15.05.2006-25.12.2006, 25.03.2007-30.11.2007, 14.06.2008-03.02.20 10... .03.2010-26.10.2010 tarihleri arasındaki çalışma dönemi bakımından uyuşmazlığa Türk hukuku uygulanarak dava konusu alacaklar hakkında bir karar verilmesi gerekmektedir. Eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde sonuca gidilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. 2. Maddi hukukun bir müessesesi olan zamanaşımı, hukuki işlem ve ilişkinin esasına uygulanan hukuka tâbidir (Vahit Doğan, Milletlerarası Özel Hukuk, ..., 2022, s.315; Gülin Güngör, Türk Milletlerarası Özel Hukuku, ..., 2021, s.127). Buna göre ... Federasyonu İş Kanunu'nun bu konudaki hükümlerinin uyuşmazlıkta uygulanması, 5718 sayılı Kanun'un 2. ve 8. maddelerinin bir gereğidir.... Federasyonu İş Kanunu'nun bireysel iş uyuşmazlığının çözümü için mahkemeye başvurma sürelerinin düzenlendiği 392. maddesinde sözü edilen sürelerin Dairemizce daha önce bazı kararlarda hak düşürücü süre olduğu belirtilmişse de yeniden yapılan değerlendirmede; bu sürelerin zamanaşımı süresi niteliğinde olduğu sonucuna varılmıştır.... Federasyonu İş Kanunu'nun 392. maddesinde 03.07.2016 tarihinde yapılan değişiklikle mahkemeye başvuru için zamanaşımı süresi 1 yıl olarak belirlenmiştir. Somut olayda; davacının iş sözleşmesinin, söz konusu Kanun değişikliğinin yürürlüğe girdiği tarihten sonra 11.03.2019 tarihinde sona erdiği dikkate alındığında uyuşmazlıkta 1 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanması gerekmekte olup, dava tarihi itibarıyla da 1 yıllık zamanaşımı süresi dolmamıştır. O hâlde, davacı tarafın yasal süresi içinde ileri sürdüğü zamanaşımı def'i gözetilerek (ulusal bayram ve genel tatil, fazla çalışma ile hafta tatili ücretlerinin her bir aya ait alacağın muaccel olduğu tarihten itibaren bir yıllık sürenin geçmesiyle zamanaşımına uğrayacağı gözetilerek ve arabuluculukta duran süreler de dikkate alınarak) sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, Bölge Adliye Mahkemesinin ikinci kaldırma kararında fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil gibi dönemsel alacaklar için 3 aylık zamanaşımı süresinin uygulanması gerektiğine yönelik dosya kapsamına uygun olmayan gerekçe ile yazılı şekilde sadece kıdem ve ihbar tazminatının kısmen kabulüne karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. 3. Ayrıca ihtiyari arabuluculuk anlaşma belgesinin geçersizliğine karar verilmesi isabetli ise de arabuluculuk tutanağındaki meblağın ödendiği davacı tarafından da ikrar edildiğinden, tutanakta yer alan miktarın makbuz olarak kabulü ile alacaklardan mahsubu gerekirken mahsup edilmemesi de isabetsiz olmuştur. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 19.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.