Yurtdışı şantiyede çalışan işçinin, yurda giriş çıkış kayıtlarıyla çelişen arabuluculuk tutanaklarının iptali davasında temyiz kararı.
Özet: Davacı işçinin yurt dışı şantiyesinde çalışırken, yurt dışı giriş-çıkış kayıtlarındaki çelişkiler ve korku/baskı altında olduğunu ileri sürerek imzaladığı ihtiyarî arabuluculuk anlaşmalarının iptali talebiyle açtığı davada, ilk derece ve bölge adliye mahkemeleri, işçinin yurtdışında veya yeni yurda giriş yapmışken, alacaklarını alamama, yurda dönememe veya işini kaybetme korkusuyla evrakları incelemeden imzaladığını tespit ederek arabuluculuk tutanaklarını geçersiz saymış; davalı işveren ise anlaşmaların geçerliliğini ve davanın hak düşürücü süre içinde açılmadığını savunarak kararı temyiz etmiştir.
9. Hukuk Dairesi         2025/4976 E.  ,  2025/8917 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2025/698 E., 2025/1047 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 46. İş Mahkemesi
SAYISI : 2024/108 E., 2024/539 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı işveren bünyesindeki yurt dışı şantiyesinde çalışmalarından doğan işçilik alacakları için ... 67. İş Mahkemesinde 2022/226 Esas sayılı dosya ile dava açıldığını, davalı tarafça cevap verilmediğini, daha sonra davalı tarafça 13.12.20 18... .04.2020 tarihli ancak numarası olmayan arabuluculuk evraklarının dava dosyasına sunulduğunu, ... 67. İş Mahkemesince dosyada davalı tarafça sunulan arabuluculuk anlaşma belgeleri sebebi ile usulden ret kararı verildiğini, İlk Derece Mahkemesinin vermiş olduğu karara karşı istinaf yoluna başvurulduğunu ve Bölge Adliye Mahkemesince ... 67. İş Mahkemesinin vermiş olduğu kararın arabuluculuk belgelerine karşı dava açılması yönünde süre verilmesi gerekçesiyle kaldırıldığını, bu nedenle 13.12.2018 tarihli ve 23.04.2020 tarihli ihtiyari arabuluculuk anlaşma belgelerinin ve ihtiyari arabuluculuk tutanaklarının iptali için dava açıldığını, yapılan arabuluculuk görüşmelerine ilişkin tüm süreçlerin usul ve kanunlara aykırı olduğunu, müvekkilinin ilk olarak 13.12.2018 tarihinde, arabulucu tarafından arabuluculuk anlaşma belgesinde belirtilen tarihte yurda giriş yaptığını, yine müvekkilinin 24.04.2020 tarihinde yurda giriş yaptığını, ancak davalı tarafından sunulan en son arabuluculuk anlaşma belgesindeki tarihin 22.04.2020 olduğunu, davacının yurt dışında olduğunu, kendisine imzalatılan belgeden sonra da çalışmaya devam ettiğini, müvekkiline 08.05.2020 tarihinde avans adı altında 1.800,00 USD gönderildiğini, 10.06.2020 tarihinde ise 3.180,00 USD avans açıklaması ile para havale edildiğini, işverenlerin kendi bünyesinde çalışmayan işçiye avans adı altında ödeme yapmayacağını, davalı tarafça dosyaya sunulan evraklar incelendiğinde müvekkiline aynı şekilde aynı şablon arabuluculuk formatı ile aynı arabulucuda arabuluculuk belgesi imzalatılmış olduğunu, müvekkilinin ihtiyari arabuluculuk yapıldığını dava açıldığında öğrendiğini, davalı tarafından sunulan ihtiyari arabuluculuk sözleşmeleri ve tüm arabuluculuk süreçlerinin geçersiz olduğunu ileri sürerek arabuluculuk tutanaklarının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasında geçerli bir arabuluculuk süreci uygulandığını, davacının davalılardan hiçbir hak ve alacağının olmadığına dair anlaşma belgesi olduğunu, arabulucu A.B. tarafından düzenlenen anlaşma belgesinin tarafların bildirilen adreslerine kargolanmasını müteakip imza altına alındığını, davacının anlaşma belgesini el yazısı ile "Okudum, anladım, kabul ediyorum." şerhi düşerek imzaladığını, davacının müvekkiline karşı tüm hak ve taleplerinden feragat ettiğini, davacı ile müvekkili Şirketler arasında dava konusu yapılan tüm alacak kalemlerini kapsar şekilde anlaşmaya varılarak imzalanan hukuk uyuşmazlıklarında arabuluculuk anlaşma belgesi nedeniyle dava konusu alacaklar yönünden dava açılmasının hukuken mümkün olmadığını savunarak davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının yurt dışı giriş çıkış kayıtlarından arabuluculuk son oturum tutanak tarihleri itibarıyla birinde yurda yeni giriş yaptığı, diğerinde yurt dışında olduğunun anlaşıldığı; yurt dışında iken tanık anlatımlarından anlaşılacağı üzere içeride kalan alacaklarını alamayacakları, yurt dışında kalacakları, yurda dönemeyecekleri, işe tekrar giremeyecekleri korkusu ile yurt dışı evrakları denilerek inceleme fırsatı verilmeden arabuluculuk evraklarını imzaladığının anlaşıldığı gerekçesiyle arabuluculuk tutanaklarının iptaline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalıların istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalılar vekili temyiz dilekçesinde:
1. Davanın 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını,
2. Arabuluculuk görüşmeleri sırasında anlaşma sağlandığından dava açılamayacağını, belgelerin geçerli olduğunu, davanın reddi gerektiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, 13.12.2018 tarihli ve 23.04.2020 tarihli ihtiyari arabuluculuk tutanakları ve anlaşma belgelerinin 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/5 hükmü kapsamında geçerli bir anlaşma belgesi olup olmadığına ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
19.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.