İşçinin haksız fesihle işten çıkarılması sonrası kıdem, ihbar, fazla çalışma ve diğer işçilik alacakları taleplerine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının temyizen incelenmesi ve hükmün kapsamı ile gerekçe uyumunun değerlendirilmesi.
Özet: Bu hukuki metin, servis şoförü olarak çalışan davacının 2000 yılında başlayan iş hayatının 2016da haksız feshedildiği iddiasıyla kıdem, ihbar, yıllık izin, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücretleri, asgari geçim indirimi ve elbise bedeli gibi alacaklarını talep ettiği iş davasının; ilk derece mahkemesinin davanın kısmen kabulüne dair kararını, bölge adliye mahkemesinin ise belirsiz alacak davası olarak açılmasında ve ilk derece mahkemesi kararında isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurularının reddine ilişkin kararını müteakip, tarafların hizmet süresi, yıllık izin alacağı, bordro delilleri, dava türü ve tanık beyanlarının değerlendirilmesi gibi çeşitli konuları kapsayan temyiz itirazlarını ve Yargıtayın uyuşmazlığı dava türü, hizmet süresi, yıllık izin ve fazla çalışma ücreti alacaklarının hesabı ile hüküm altına alınan alacakların ispatına ilişkin olarak Hukuk Muhakemeleri Kanununun hükümlerinin gerekçelendirilmesi yönünden incelemekte olduğunu anlatmaktadır.
9. Hukuk Dairesi         2025/7557 E.  ,  2025/8915 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 50. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2025/1007 E., 2025/1001 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 14. İş Mahkemesi
SAYISI : 2024/127 E., 2025/212 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ile katılma yoluyla davacı vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; 05.07.2000 tarihinde servis şoförü olarak işe başladığını, 27.09.2016 tarihinde haksız olarak işten çıkartıldığını, 2011 yılından sonra davacının teşrifatçı olarak çalışmasının sürdüğünü, ancak kaptan eksikliği olduğu dönemlerde uzun yol otobüs şoförü olarak çalıştırıldığını, fazla çalışma yaptığını, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatillerde de çalıştığını, ücret ve asgari geçim indirimi alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatları ile yıllık ücretli izin, asgari geçim indirimi, elbise ücret bedeli, fazla çalışma ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti ile hafta tatili ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili usulüne uygun tebligata rağmen davaya cevap vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı üzerine davacının hizmet süresinin hizmet döküm cetvelinde gösterildiği gibi olduğu, davacının beyanına göre yıllık ücretli izin alacağının bulunmadığı, kıyafet kesintisi alacağının ispat edilemediği, iş sözleşmesinin davalı işverenlikçe haksız feshedildiği, ücretinin 1.500,00 TL net olduğu, fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatillerde de çalışıldığı hâlde karşılığı ücretin ödendiği işverence ispat edilemediğinden %30 indirimle kabulü gerektiği, ödenmeyen ücret ve asgari geçim indirimi alacağının bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava tarihi gözetildiğinde iş dairelerinin birleşme kararından önce açıldığından belirsiz alacak davası olarak kabulünde isabetsizlik bulunmadığı, davacının ücretinin asgari ücret olarak belirlendiği, bordrolarda hile olduğu yönünde bir tespit yapılamadığı, İlk Derece Mahkemesi kabulünün dosya kapsamına uygun olduğu gerekçesiyle tarafların istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
a. Davacının 05.07.2000 tarihinden itibaren çalışmaya başladığını, tanıklarca davacının 2000 yılında çalışmaya başladığının ifade edildiğini,
b.Yıllık ücretli izin alacağının başka dosyada verdiği beyana göre reddinin hatalı olduğunu, ispat yükünün işverene ait olduğunu,
c. Savunmanın genişletilmesi yasağına aykırı olarak dosyaya sunulan bordroların dikkate alınamayacağını, her ay hesaplama verileri değişse de ücretin değişmediğini, bordrolardaki fazla çalışma tahakkukunun sembolik olduğunu ileri sürmüştür.
2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
a. Belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, davanın usulden reddi gerektiğini, alacakların zamanaşımına uğradığını,
b. İşverene karşı davası bulunan tanık beyanlarının hükme esas alınamayacağını ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, dava türü, hizmet süresi, yıllık ücretli izin ve fazla çalışma ücreti alacaklarının hesabı ile hüküm altına alınan alacakların ispatına ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Hükmün kapsamı" başlıklı 297/1-(c) hükmünde hükmün; "Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri" kapsaması gerektiği belirtilmiştir.
Mahkeme kararında hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, isteklerin her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir. Öte yandan, kanunun aradığı anlamda oluşturulacak kısa ve gerekçeli kararın hüküm fıkralarının, açık, anlaşılır, çelişkisiz ve uygulanabilir olması gerekmekle birlikte kararın gerekçesinin de sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi sebeplere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak, kısaca maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir.
Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi sebeple haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtayın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için ortada usulüne uygun şekilde oluşturulmuş, hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur.
Gerekçe hüküm çelişkisi, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 10.04.1992 tarihli ve 1991/7 Esas, 1992/4 Karar sayılı kararına aykırı olup salt bu aykırılık bozma sebebidir.
Somut uyuşmazlıkta İlk Derece Mahkemesinin gerekçeli kararında davacı işçinin net 1.500,00 TL brüt 2.098,16 TL ücret aldığı kabul edildiği belirtilmesine karşın hesaplamanın asgari ücret üzerinden yapıldığı ek rapora göre hüküm kurulması gerekçe hüküm çelişkisi niteliğinde olduğundan bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının usulden BOZULMASINA,
Bozma sebebine göre taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
19.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.