İşçilik alacakları davasında iş sözleşmesinin feshine bağlı kıdem, ihbar, yıllık izin, fazla çalışma ve tatil ücreti talepleri ile son ücret ve bilirkişi raporu uyuşmazlığının Yargıtayca temyiz incelemesi.
Özet: İş sözleşmesinin haklı neden olmaksızın feshedildiği iddiasıyla açılan kıdem, ihbar tazminatı, yıllık izin, fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ile hafta tatili alacakları davasında, ilk derece mahkemesi ve istinaf mahkemesi, işçinin son ücretinin USD cinsinden kabulü, istifa dilekçesine itibar edilmemesi ve ibranameden mahsup edilen kıdem tazminatı ödemesinin isabetli olduğu gerekçeleriyle davacıyı kısmen haklı bularak karar vermiş, ancak istinaf vekalet ücreti ve harçlar yönünden ilk kararı düzelterek yeniden hüküm kurmuş olup, davalı işveren ise işçinin istifa ettiğini, ücretin farklı olduğunu ve bilirkişi raporunun hatalı olduğunu ileri sürerek bu kararı temyiz etmiştir.

MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 30. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/1505 E., 2025/257 K.İLK DERECE MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 15. İş MahkemesiSAYISI : 2020/239 E., 2024/141 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 2007-2018 yılları arasında davalı işyerinde çalıştığını, iş sözleşmesinin haklı neden olmadan feshedildiğini, fazla çalışma yapmasına, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatillerde çalışılmasına rağmen bu çalışmalarının karşılıklarının ödenmediğini, yıllık izinlerini tam olarak kullanmadığını ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatları ile yıllık ücretli izin, fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ile hafta tatili ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının müvekkili Şirkette kesintili şekilde çalıştığını, talep edilen alacakların zamanaşımına uğradığını, davacının ödenmeyen alacağının bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının davalıya ait işyerinde 20.10.2007-28.06.2017 tarihleri arasında çalıştığı, kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığı, kullandırılmayan yıllık izinleri ile ödenmeyen fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ile hafta tatili ücreti alacaklarının bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosyada bulunan ve davalı işveren tarafından hazırlanan ibranamede davacının günlük ücretinin 45,00 USD olarak belirtildiğinden davacının son ücretinin net 1.350,00 USD olduğunun kabulünde isabetsizlik olmadığı, davacının 3. dönem çalışması açısından işveren tarafından istifa dilekçesi sunulmuş ise de söz konusu istifa dilekçesinde istifa tarihi yer almadığından dilekçeye değer verilmemesine ilişkin kararın yerinde olduğu, 28.06.2017 tarihli ibranamede yer alan kıdem tazminatı ödemesine ilişkin miktarın yapılan hesaplamadan mahsup edilmesinin isabetli olduğu, tanıkların davacıyla birlikte çalıştığı dönemler dikkate alınarak yapılan hesaplamalara yönelik istinaf başvurusunun yerinde olmadığı ancak davacı lehine hükmolunan vekâlet ücreti ve harçların hatalı olduğu gerekçeleriyle davalının istinaf başvurusunun esastan reddine, davacının istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı ortadan kaldırılarak esas hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde;1. Davacının istifa ederek işyerinden ayrıldığını, davacıya kıdem tazminatının ödendiğini, ihbar süresinin kullandırıldığını, kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanmadığını,2. Davacının son ücretinin net 2.650,00 TL olduğunu, davacını ücretlerinin eksiksiz şekilde bankadan ödendiğini, 3. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, tanıkların davacıyla birlikte çalışmadıkları dönemler için de beyanda bulunduğunu, bu beyanların dikkate alınmaması gerektiğini ileri sürmüştür.B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, uygulanacak hukuk, davacının iş sözleşmesini feshi ve buna bağlı olarak kıdem ve ihbar tazminatlarına hak kazanıp kazanmadığı, aylık ücretinin miktarı, fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ile hafta tatili ücreti alacaklarının ispatı ve hesaplanmasına ilişkindir. 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkındaki Kanun'un 24/1 hükmüne göre hukuk seçimi, taraflarca açıkça yapılabileceği gibi zımni olarak da yapılabilir. Yabancılık unsuru taşıyan bir iş sözleşmesinin varlığı karşısında, Türk hukukuna göre açılmış bir davada davalı tarafça en geç cevap dilekçesi ile yabancı hukukun uygulanması gerektiği yönünde itirazda bulunulmaması yahut en geç ön inceleme duruşmasında tarafların hukuk seçimi konusunda anlaşmamış olmaları durumunda uyuşmazlığa uygulanacak olan hukukun Türk hukuku olarak zımnen seçilmiş olduğunun kabulü gerekir. Buna göre somut uyuşmazlığa Türk hukukunun uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) "Taraflarca getirilme ilkesi" başlıklı 25/1 hükmü şu şekildedir:"Kanunda öngörülen istisnalar dışında, hâkim, iki taraftan birinin söylemediği şeyi veya vakıaları kendiliğinden dikkate alamaz ve onları hatırlatabilecek davranışlarda dahi bulunamaz."Aynı Kanun'un "Taleple bağlılık ilkesi" kenar başlıklı 26. maddesinin 1. fıkrası da şöyledir:"Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir."Yabancı para borcuna hangi faizin uygulanacağı 3095 sayılı Kanunî Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'un (3095 sayılı Kanun) "Yabancı para borcunda faiz" kenar başlıklı 4/-(a) hükmünde düzenlenmiş olup ilgili düzenlemede; "Sözleşmede daha yüksek akdi veya gecikme faizi kararlaştırılmadığı hallerde, yabancı para borcunun faizinde Devlet Bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı uygulanır." kuralına yer verilmiştir.Somut olayda davacı dava dilekçesinde; dava konusu alacaklara bankalarca mevduata döviz cinsinden uygulanan en yüksek faizin işletilmesi talebinde bulunmuş olup Bölge Adliye Mahkemesince faiz konusunda davacının talebini aşar şekilde ve 3095 sayılı Kanun'daki düzenlemeye aykırı karar verilmiştir. Uyuşmazlık konusu alacakların yabancı parayla tahsili talep edildiğinden hüküm altına alınan alacaklara, 3095 sayılı Kanun'un 4/-(a) hükmü uyarınca Devlet bankalarınca USD üzerinden açılmış bir yıllık vadeli mevduata uygulanan en yüksek faiz oranının uygulanması gerekir.Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un 370/2 hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.VI. KARAR Açıklanan sebeplerle;1. Davalı tarafın diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. Davalı tarafın Bölge Adliye Mahkemesi kararına yönelik temyiz itirazının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının, hüküm fıkrasının (B) bendinin (2), (5), (6) ve (7) numaralı alt bentlerinde yer alan “ve hesaplanacak en yüksek banka mevduat faizi" ibaresinin hükümden çıkartılarak yerine; "Devlet Bankalarınca USD üzerinden açılmış bir yıllık vadeli mevduata uygulanan en yüksek faizi" ibaresinin; (3) ve (4) numaralı alt bentlerinde yer alan "ve hesaplanacak yasal faizi" ibaresinin hükümden çıkartılarak yerine; "Devlet bankalarınca USD üzerinden açılmış bir yıllık vadeli mevduata uygulanan en yüksek faizi" ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 19.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.