Yurt dışı şantiyelerde çalışan işçinin alacak davasında milletlerarası özel hukuk, Kuveyt hukukunda zamanaşımı süresine ilişkin görüş değişikliği ve vekalet ücreti temyizi.
Özet: Yurt dışı şantiyesinde çalışan işçinin iş akdi feshi ve alacak taleplerine ilişkin davada, taraflar arasındaki uyuşmazlığa Kuveyt hukukunun uygulanması gerektiği belirtilerek, Kuveyt İş Kanununda yer alan bir yıllık sürenin hak düşürücü süre olmayıp zamanaşımı süresi olduğuna dair görüş değişikliği yapılmış; zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle davanın reddedilmesinin hukuka uygun olduğu ancak davanın reddedilmesine rağmen davalı işveren lehine vekalet ücreti hükmedilmemesinin de hakkaniyete uygun olduğu sonucuna varılmıştır.
9. Hukuk Dairesi         2025/4873 E.  ,  2025/8864 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2025/616 E., 2025/708 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 44. İş Mahkemesi
SAYISI : 2024/167 E., 2024/523 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Şirketin yurt dışı şantiyelerinde çalıştığını, iş sözleşmesinin davalı işveren tarafından gerekçe gösterilmeden haksız ve bildirimsiz olarak feshedildiğini, işçilik alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek ihbar tazminatı, fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; husumet itirazında bulunduklarını, davanın belirsiz alacak davası olarak ikame edilmesinin mümkün olmadığını, uyuşmazlığın Kuveyt hukukuna göre çözümlenmesi gerektiğini, davacının iş sözleşmesini istifa etmek suretiyle sona erdirdiğini, dava dilekçesinde yer alan ücret, hizmet süresi, çalışma koşul ve esaslarına dair iddiaların gerçeği yansıtmadığını, alacakların zamanaşımına uğradığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un (5718 sayılı Kanun) 27/1 hükmü kapsamında taraflar arasında bir hukuk seçimi anlaşması bulunduğundan uyuşmazlık hakkında Kuveyt hukukunun uygulanması gerektiği, davanın bir yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığı, Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 2023/14447 Esas, 2023/19092 Karar sayılı kararı dikkate alınarak görüş değişikliğine bağlı olarak yabancı hukukun uygulanması sonucunda davanın reddine karar verilmesi nedeni ile davacı aleyhine vekâlet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmesinin hakkaniyetli olmayacağı ve adaletsizliğe yol açacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; uyuşmazlığa yabancı hukukun uygulanmasının yerinde olduğu, fesih tarihi ile dava tarihi arasında bir yıllık hak düşürücü süre geçtiğinden dolayı davanın reddine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı, davalı lehine vekâlet ücreti ile yargılama giderine hükmedilmemesinin de isabetli olduğu gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
a. Anayasa Mahkemesinin iptal kararı dikkate alındığında uyuşmazlığa Türk hukukunun uygulanması gerektiğini,
b. Uyuşmazlığa Kuveyt hukukunun uygulanmasını kabul anlamına gelmemek kaydıyla Bölge Adliye Mahkemesi tarafından somut uyuşmazlığa yemin müessesesinin işletilmemesi gerektiğine yönelik tespitinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; dava açılış tarihinin 2021 olduğu göz önüne alındığında davanın reddi hâlinde lehe vekâlet ücretine hükmedilmemesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; iş sözleşmesine uygulanacak hukuk, zamanaşımı def'i, davanın süresinde açılıp açılmadığı ve vekâlet ücretine ilişkindir.
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle ileri sürülen temyiz nedenlerine göre davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Maddi hukukun bir müessesesi olan zamanaşımı, hukuki işlem ve ilişkinin esasına uygulanan hukuka tâbidir (Vahit Doğan, Milletlerarası Özel Hukuk, ..., 2022, s.315; Gülin Güngör, Türk Milletlerarası Özel Hukuku, ..., 2021, s.127). Buna göre Kuveyt Özel Sektör İş Kanunu'nun bu konudaki hükümlerinin uyuşmazlıkta uygulanması, 5718 sayılı Kanun'un 2 ve 8. maddelerinin bir gereğidir.
Kuveyt Özel Sektör İş Kanunu'nun mahkemeye başvurma süresinin düzenlendiği 144. maddesinde belirtilen sürenin Dairemizce daha önce bazı kararlarda hak düşürücü süre olduğu belirtilmişse de yeniden yapılan değerlendirmede, bu sürenin zamanaşımı süresi niteliğinde olduğu sonucuna varılmıştır.
Dava tarihi itibarıyla Kanun'da yer alan zamanaşımı süresinin dolduğu ve davalı tarafça da usulüne uygun şekilde zamanaşımı def'inde bulunulduğu anlaşılmıştır. İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemelerince söz konusu sürenin hak düşürücü süre olarak nitelendirilmesi hatalı ise de, bu hata sonuca etkili olmadığından, bozma nedeni yapılmamıştır.
3. Öte yandan somut uyuşmazlıkta, İlk Derece Mahkemesince Yargıtayın görüş değişikliğine bağlı olarak yabancı hukukun uygulanması sonucunda davanın reddine karar verilmesi nedeni ile davacı aleyhine vekâlet ücretine hükmedilmesinin hakkaniyetli olmayacağı ve adaletsizliğe yol açacağı değerlendirmesi ile davalı lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesi gerektiği kabul edilmiştir. Davalı tarafın, davanın reddi kararı nedeniyle lehlerine vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğine ilişkin istinaf sebebi Bölge Adliye Mahkemesince yerinde görülmeyerek davalının vekâlet ücretine yönelik istinaf başvurusu da esastan reddedilmiştir. Ancak eldeki dava 20.10.2021 tarihinde açılmış olup dava tarihi dikkate alındığında davacının Dairemizin önceki uygulamasına güvenerek dava açtığından bahsetmek mümkün değildir. Bu hâlde İlk Derece Mahkemesince karar tarihi itibarıyla yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi (AAÜT) hükümlerine göre reddedilen miktar üzerinden davalı lehine nispi vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirir.
Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/2 hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılması ile İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davacı tarafın tüm, davalı tarafın diğer temyiz itirazlarının reddine,
2. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
3. Davalı tarafın temyiz itirazının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının, hüküm fıkrasının (3) numaralı bendinin hükümden tamamen çıkartılarak yerine "3-Davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca belirlenen 94.238,65 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine," bendinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davalı tarafa iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
19.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.