İşçinin yurt dışı görevinde ücret ödenmemesi iddiasıyla verdiği istifa dilekçesinin haklı fesih sayılıp sayılamayacağı ve kıdem tazminatı talebinin reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının temyiz incelenmesi.
Özet: Yurt dışında çalışan davacının, kişisel sebeplerle istifa ederek işten ayrılması nedeniyle kıdem tazminatı ve çeşitli işçilik alacakları talebiyle açtığı davada, ilk derece mahkemesinin kıdem tazminatını reddetmesinin ardından, bölge adliye mahkemesince istifanın haklı nedene dayalı olduğu kabul edilerek tazminat hükmedilmiş, ancak Yargıtayın kişisel nedenlerin haklı fesih sebebi olamayacağı gerekçesiyle bozma kararı sonrası bölge adliye mahkemesinin bozmaya uyarak kıdem tazminatını yeniden reddetmesi ve davalı lehine vekalet ücreti kararı verilmesine karşı davacı vekilinin temyiz başvurusunun değerlendirildiği bir dava sürecidir.
9. Hukuk Dairesi         2025/4921 E.  ,  2025/8865 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ: ... Bölge Adliye Mahkemesi 29. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2025/795 E., 2025/735 K.
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Şirketin Kazakistan şantiyesinde 16.08.2016-16.02.2019 tarihleri arasında idari işler sorumlusu ve ambar şefi olarak çalıştığını, hizmet süresi boyunca ücretlerin süresinde ve tam ödenmediğini, 20 18... yılına ait ücret alacakları bulunduğunu, yasal sınırların çok üzerinde fazla çalışma yaptırılıp hafta tatillerinin, ulusal bayram ve genel tatiller ile yıllık izinlerin kullandırılmadığını, yapılan belirli süreli iş sözleşmesinin sözleşme süresi bitiminde devam ettirildiğini ve sözleşmenin belirsiz süreli hâle geldiğini, davacının yurt dışında işverence parasız bırakıldığını ve ailesinin yardımı ile ülkeye dönebildiğini, tazminat ve alacaklara hak kazandığını ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti ile ücret alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının 16.08.2016-16.02.2017 tarihleri arasında Kazakistan'daki proje kapsamında depocu pozisyonunda belirli süreli iş sözleşmesi ile çalışmaya başladığını, iş ilişkisinin davacının istifası ile sona erdiğini, dolayısıyla tazminat hakkının doğmadığını, yıllık 270 saate kadar fazla çalışmanın ücrete dâhil olduğunun sözleşme ile belirlendiğini, davacının çalışmasının günlük 8 saati aşmadığını, çalıştığı ülkedeki hafta tatili günlerinde çalıştırılmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 19.04.2022 tarihli kararı ile; somut olayda davacının iş sözleşmesinin sona erdirilmesi ile ilgili beyanda bulunmadığı, dosya kapsamına sunulan davacının el yazısı ile yazılmış dilekçede kişisel sebeplerden dolayı çıkış işlemlerinin yapılmasının ve istifanın kabulünün talep edildiği anlaşıldığından davacının kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin reddedilmesi gerektiği, davalı tarafından dosya kapsamına herhangi bir ücret bordrosu sunulmadığı anlaşıldığından bilirkişi raporunda hesaplanan ücret alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesi gerektiği belirtilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin 19.04.2022 tarihli kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine ... Bölge Adliye Mahkemesi 29. Hukuk Dairesinin 12.06.2024 tarihli kararı ile; davacı işçinin istifa dilekçesinin ardındaki gerçek durumun araştırılması gerektiği, sonuç itibarıyla davacının istifa dilekçesinde belirttiği kişisel sebeplerden kastının işçilik alacaklarının ödenmemesi olduğu ve yapılan yargılamada da davacının ücret alacaklarının bulunduğunun tespit edilmesi karşısında iş sözleşmesini haklı nedene dayalı olarak fesheden davacının kıdem tazminatına hak kazandığı, reddedilen 7.700,00 USD alacak dikkate alınarak davalı lehine vekâlet ücretine hükmedilmesinin de doğru olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Bölge Adliye Mahkemesinin 12.06.2024 tarihli kararının süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece, davalı vekilinin, 7.700,00 USD tutarındaki ücret alacağı talebinin reddinden kaynaklanacak vekâlet ücretine hükmedilmemesi hususundaki temyizinin; yargılamanın aşamaları, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) "Taraflar, dürüstlük kuralına uygun davranmak zorundadırlar" şeklindeki 29. maddesi, ayrıca 24.06.2021 tarihli duruşma tutanağında mevcut beyanlar birlikte değerlendirildiğinde isabetli bulunmadığı açıklandıktan sonra, haklı fesih sebebi olarak kabul edilemeyecek kişisel sebepleri gerekçe göstererek işten ayrılan davacının, kıdem tazminatı alacağına yönelik talebinin reddi gerektiği gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Yargıtay bozma ilâmına uyularak, davacının istifa ederek işten ayrıldığı ve kıdem tazminatına hak kazanamadığı kanaatine varıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Bölge Adliye Mahkemesince vekâlet ücreti yönünden bozma yapılmamasına rağmen hata yaparak davalı lehine vekâlet ücretine hükmedilmesinin yerinde olmadığını,
2. Müvekkilinin istifasının geçerli olduğu görüşünde dahi istifanın haklı fesih gerekçesi sayılması gerektiğini, ücretinin ödenmediğinin hükme bağlandığını,
3. Müvekkilinin baskı altında istifasının alındığını, iradesinin sakatladığını, bu hususun Mahkemece araştırılması gerektiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının feshinin haklı nedene dayanıp dayanmadığı ve davalı lehine hükmedilen vekâlet ücretinin isabetli olup olmadığı hususlarına ilişkindir.
1. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararında ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı ve bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davacı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Dairemiz bozma ilâmında davalı vekilinin 7.700,00 USD tutarındaki ücret alacağı talebinin reddinden kaynaklanan vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiği hususundaki temyizinin, yargılamanın aşamaları, 6100 sayılı Kanun'un "Taraflar, dürüstlük kuralına uygun davranmak zorundadırlar" şeklindeki 29. maddesi, ayrıca 24.06.2021 tarihli duruşma tutanağında mevcut beyanlar birlikte değerlendirildiğinde, isabetli bulunmadığı belirtilmesine rağmen bozma ilâmına uyularak yapılan yargılama sonrasında davalı lehine hükmedilen vekâlet ücretinin tespitinde bu husus dikkate alınmadan karar verilmiş olması bozmayı gerektirir.
Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun’un 370/2 hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeple;
1. Davacı tarafın diğer temyiz itirazlarının reddine,
2. Davacı tarafın Bölge Adliye Mahkemesi kararına yönelik temyiz itirazının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının, hüküm fıkrasının (7) numaralı bendinde yer alan “91.969,28 TL” ibaresi çıkartılarak yerine “47.193,16 TL” ibaresi yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
19.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.