Yargı görevi yapanı etkileme suçunda doğrudan zarar görmeyen şikayetçinin davaya katılma ve hükmü temyiz yetkisinin bulunmaması nedeniyle temyiz talebinin reddi.
Özet: Yüksek mahkeme, yargı görevi yapanı etkilemeye teşebbüs suçundan verilen beraat kararını temyiz eden katılan vekilinin başvurusunu inceleyerek, "suçtan zarar görme" kavramının ancak doğrudan doğruya zarar görme halini ifade ettiğini ve dolaylı zararların davaya katılma hakkı vermediğini yerleşik içtihatlara dayanarak vurgulamıştır; bu bağlamda, atılı suçun niteliği gereği doğrudan mağdur olmayan ve ayrıca şikayetinden vazgeçmiş olan şikayetçinin davaya katılımının hukuken geçersiz olduğunu tespit ederek, temyiz yetkisi bulunmaması nedeniyle katılan vekilinin hükme yönelik temyiz istemini oy birliğiyle reddetmiştir.
12. Ceza Dairesi         2025/5610 E.  ,  2025/9063 K.
"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2024/4328 E., 2025/309 K.
SUÇ : Yargı görevi yapanı, bilirkişiyi veya tanığı etkilemeye teşebbüs
HÜKÜM : Beraat
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması
Sanıklar hakkında Dairemizce verilen bozma ilamı üzerine Bölge Adliye Mahkemesince verilen hükmün, katılan vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde, gereği düşünüldü:
Mağdur kavramı gibi kanunda açıkça tanımlanmamış olan “suçtan zarar görme” kavramının, gerek Ceza Genel Kurulu gerek Özel Dairelerin yerleşmiş kararlarında; “suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali” olarak anlaşılıp uygulandığı, buna bağlı olarak da dolaylı veya muhtemel zararların, davaya katılma hakkı vermeyeceğinin kabul edildiği, bu hususun, Ceza Genel Kurulunun 11.04.2000 tarihli ve 65–69, 22.10.2002 tarihli ve 234–366, 04.07.2006 tarihli ve 127–180, 03.05.2011 tarihli ve 155–80, 21.02.2012 tarihli ve 279–55, 15.04.2014 tarihli ve 599-190, 28.03.2017 tarihli ve 214-206 sayılı kararlarında; “dolaylı veya muhtemel zarar, davaya katılma hakkı vermez” şeklinde açıkça ifade edildiği ve Ceza Genel Kurulunun 25.03.2003 tarihli ve 41–54 sayılı kararında da “tazminat ödenmesi, itibar zedelenmesi ve güven kaybı” gibi dolaylı zararlara dayanarak kamu davasına katılmanın olanaklı olmadığının kabul edilmesi karşısında, sanıklar hakkında yargı görevi yapanı, bilirkişiyi veya tanığı etkilemeye teşebbüs suçundan açılan kamu davasında; sanıklara atılı suçun koruduğu hukuki yarar ve niteliği itibariyle şikâyetçi ...’ın sanığa yüklenen suçun mağduru olmadığı ve suçtan doğrudan zarar görmemesi ve 14.01.2020 tarihli dilekçe ile sanıklar hakkındaki şikayetinden vazgeçtiği de gözetilmeden yargı görevi yapanı, bilirkişiyi veya tanığı etkilemeye teşebbüs suçundan davaya katılmasına karar verilmiş olması hukuki değerden yoksun olup, hükmü temyiz yetkisi vermeyeceğinden, şikâyetten vazgeçen ... vekilinin yargı görevi yapanı, bilirkişiyi veya tanığı etkilemeye teşebbüs suçundan kurulan hükme yönelik temyiz isteminin, 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/1. maddesi uyarınca Denizli 3. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
22.12.2025 tarihinde karar verildi.