İş yerindeki yüksek gürültü maruziyeti iddiasıyla günlük çalışma süresinin düşürülmesi, kısa çalışma primi ve fazla mesai alacakları talebinin bilirkişi raporları ile reddine ilişkin temyiz başvurusu.
Özet: Bir işçi, çalıştığı işyerindeki gürültü seviyesinin yasal sınırları aştığını ve bu nedenle günde 7,5 saatten fazla çalıştırılmaması gerektiğini, buna bağlı olarak kısa çalışma primi ve fazla mesai ücreti alacakları bulunduğunu iddia ederek dava açmıştır. Ancak, ilk derece ve istinaf mahkemeleri, yapılan mahallinde keşif ve bilirkişi incelemeleri sonucunda işyerindeki gürültü maruziyetinin ilgili yönetmelikte belirtilen yasal sınırların altında olduğunu tespit ederek davacının taleplerini reddetmiştir. Davacı vekili ise temyiz dilekçesinde, bilirkişi raporunun eksik ve hatalı olduğunu, ölçümlerin doğru yapılmadığını ve itirazlarının dikkate alınmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmektedir.

MAHKEMESİ: ... Bölge Adliye Mahkemesi 30. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/1014 E., 2025/1766 K.İLK DERECE MAHKEMESİ: ... 29. İş MahkemesiSAYISI : 2023/630 E., 2024/417 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin çalıştığı işyerinde Sağlık Kuralları Bakımından Günde Azami Yedi Buçuk Saat veya Daha Az Çalışılması Gereken İşler Hakkındaki Yönetmelik'te (Yönetmelik) belirtilen değerlerin üzerinde gürültü ölçüldüğünü ve 8,5 saat çalışan davacının buna göre günde 7,5 saat çalıştırılmayı ve buna bağlı haklarının ödenmesi gerekirken davalı işveren tarafından davacının çalıştığı işyerinin bu kapsama alınmadığını, toplu iş sözleşmesinin ilgili hükümlerine rağmen kısa çalışma primi ödenmediğini, ayrıca günlük 8,5 saat çalıştırıldığı ve ara dinlenmesi hariç günde 0,5 saat fazla çalışma yaptığı hâlde ücretinin ödenmediğini ileri sürerek günde 7,5 saati aşmayacak şekilde çalıştırılması gerektiğinin tespiti ile kısa çalışma primi ve fazla çalışma ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'inde bulunduklarını, davacının yaptığı işin niteliği gereği Yönetmelik kapsamında olmadığını, günde 8,5 saat ve haftada 42,5 saat çalışmasına rağmen haftada 45 saat çalışmış gibi ücret ödemesi yapıldığını bu nedenle davacı lehine fazla çalışma alacağı hesaplaması yapılmasının ve hesabın %80 zamlı yapılmasının zaten fiilen çalışılmadığı hâlde toplu iş sözleşmesi hükmü gereğince ödenmiş olan ücretin tekrar ödenmesine sebebiyet vereceğinden kabulünün mümkün olmadığını ve davacı iddialarının tamamen haksız olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; mahallinde yapılan keşif üzerine düzenlenen bilirkişi heyet raporunun denetime uygun olduğunun anlaşılmasına göre hükme esas alındığı, Yönetmelik'te açıkça günlük (8 saatlik) kişisel gürültü düzeyinin en yüksek maruziyet etkin değeri olan 85 Db (A) aşması durumu belirtildiği, buna göre davacının çalıştığı işyeri ve gürültü maruziyeti bakımından dava konusu çalışmasında günlük kişisel gürültü maruziyetinin belirtilen sınırın altında tespit edildiği, dolayısıyla Yönetmelik kapsamında olmadığının anlaşıldığı, davacının çalışmış olduğu ortamın özelliklerine ve yaptığı işin niteliğine göre ve yaptığı işin 7,5 saat ya da daha az çalışılması gereken işler kapsamında olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı işçinin çalışma yaptığı iş ve alan gözetilerek davalı Bakanlık tarafından yapılan ölçümler ile yargılama esnasında İlk Derece Mahkemesince mahallinde uzman bilirkişiler vasıtasıyla gerçekleştirilen keşif ve daha sonrasında alınan bilirkişiler heyet rapor ve ek raporunda gürültü maruziyet durumunun yasal sınırlarda olduğunun belirlendiğinin anlaşıldığı, İlk Derece Mahkemesince düzenlettirilen usul ve kanuna uygun heyet raporu çerçevesinde davacı tarafın bahsi geçen Yönetmelik kapsamında çalışmasının bulunmadığı tespit edildiğinden davanın reddinde hataya rastlanmadığı gerekçesiyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 355. maddesi uyarınca davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Bilirkişi heyet raporunda, davalı Bakanlık tarafından sunulan "Kaynaklar Yönetimi" (KY) sisteminde kayıtlı olan birtakım evrak üzerinden hesaplama yapılmış ise de davalı Bakanlık tarafından sunulan evrakın eksik olduğunu ayrıca yapılan hesaplamaların hatalı olup gerçeği yansıtmadığını,2. Bilirkişi heyet raporuna karşı yapılan itirazlarının dikkate alınmadığını, 3. Davalı işverence davacı işçinin gün içerisinde çalıştığı 2 ayrı yerde ölçüm yaptırıldığını, bu ölçümler ayrı ayrı yapıldığından dolayı işçinin günlük gürültü maruziyetinin belirlenmesi için işçinin her iki mahalde ne kadar kaldığının belirlenmesi gerektiğini,4. Davacı işçinin çalıştığı ortamın gürültü maruziyeti bakımından her zaman tehlikeli olduğu, bu ortamda çalışan işçilerin tamamının işitme kaybı yaşama riski bulunduğu, ancak buna rağmen müvekkilinin davalı işveren tarafından haksız ve hukuka aykırı şekilde günde 8,5 çalıştırıldığını,5. İşin fiilen yapıldığı işyerinde ölçüm sırasında tehlikeli ortam mevcut olmasa bile ölçüm sonrası tehlikeli ortamın kullanılan malzemelerle her zaman mümkün bulunması nedeni ile müvekkilinin daima çalışma ortamının tehlike sınırları içinde bulunduğunu ileri sürmüştür.B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacının fazla çalışma ücretine ve kısa çalışma prim alacağına hak kazanıp kazanmadığına ilişkindir.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple;Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 18.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.