Eski çay yatağı niteliğindeki hazine arazisinin yirmi yılı aşkın süreli imar ve ihya ile kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla tescili temyiz incelemesi.
Özet: Davacılar, çay yatağı niteliğiyle kadastro dışı bırakılan ancak murisleri tarafından 1987 yılı öncesinde imar ve ihya edilerek tarıma elverişli hale getirilen taşınmazlar üzerinde yirmi yılı aşkın süredir malik sıfatıyla çekişmesiz ve aralıksız zilyet oldukları iddiasıyla tescil davası açmıştır. İlk derece ve istinaf mahkemeleri, yapılan bilirkişi incelemeleri sonucunda taşınmazların tarımsal nitelikte olduğunu, aktif dere yatağında kalmadığını ve TMKnın 713/1. maddesi ile 3402 sayılı Kanunun 14. maddesinde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği koşullarının gerçekleştiğini kabul ederek davayı hükme bağlamıştır; davalı Hazine ise taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufunda olduğu ve zilyetliğin ispatlanamadığı gerekçeleriyle kararı temyiz etmiştir.
1. Hukuk Dairesi         2025/2130 E.  ,  2025/6242 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ: Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2024/1626 E., 2025/164 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Boyabat 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2023/169 E., 2024/437 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesi ile; Sinop ili,... ilçesi, ... köyü tapulama hudutları içerisinde kalan, doğusu 1 12... parsel ile yol ve çay, batısı 1 13... parsel ve 1 13... parsel ile yol ve çay, kuzeyi ...,...ve ... zilyetliğindeki taşınmazlar, güneyi ise..., ... ve...zilyetliğindeki taşınmazlarla çevrili bulunan dava konusu taşınmazların yirmi yılı aşkın süredir davacıların zilyetliğinde bulunduğunu, zilyetliğin malik sıfatıyla ve çekişmesiz şekilde sürdürüldüğünü, taşınmazların bir bütünden bölünme sonucu oluşmadığını, komşu taşınmazlardan kesin ve belirli sınırlarla ayrıldığını, köy ile herhangi bir ilgisinin bulunmadığını, sazlık, bataklık, mera ya da orman niteliğinde olmadığını, devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ve özel mülkiyete konu edilemeyecek yerlerden olmadığını ileri sürerek, sınırları belirtilen taşınmazların davacılar adına 1/4’er hisse oranında tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II.CEVAP
... cevap dilekçesi ile; davada öncelikle hak düşürücü sürenin dolduğunu, ayrıca görev, yetki, husumet ve zamanaşımı itirazında bulunduklarını, kadastro çalışmaları sırasında taşınmazın tescil harici bırakılmış olmasının dava konusu yerin o tarihte Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunu gösterdiğini, bu nedenle taşınmaz üzerinde iktisap koşullarının oluşmadığını, zilyetlik yoluyla Hazine taşınmazının kazanılmasının mümkün olmadığını ileri sürerek davanın öncelikle usulden, aksi hâlde esastan reddine ve dava konusu yerlerin Hazine adına tesciline karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Boyabat Asliye Hukuk Mahkemesi 2023/169 Esas, 2024/437 Karar sayılı kararında; dava konusu taşınmazların 1973 kadastrosunda çay yatağı niteliğiyle kadastro harici bırakıldığı, ancak çay yatağının yer değiştirmesi ve yapılan düzenlemeler sonrası taşınmazların davacıların murisi tarafından 1987 yılından önce imar ve ihya edildiği, tarıma elverişli hale getirilerek muris tarafından vefatına kadar, sonrasında ise davacılar tarafından yirmi yılı aşkın süreyle ekonomik amaca uygun, çekişmesiz ve aralıksız şekilde kullanıldığı, taşınmazlar üzerinde köy tüzel kişiliği veya üçüncü kişilerce hak iddiasında bulunulmadığı ve ilanlara rağmen itiraz gelmediği anlaşıldığından, TMK’nın 713/1. maddesi ile 3402 sayılı Kanun’un 14... . maddelerinde öngörülen koşulların gerçekleştiği kabul edilerek davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ve davalılar vekili istinaf talebinde bulunulmuştur.
Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2.HD 2024/1286 Esas, 2024/1461 Karar sayılı kararında; dosyada jeoloji ve ziraat bilirkişisinden ek rapor alınması gerektiğini belirterek dosyayı Mahkemesine geri çevirmiştir.
Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2.HD 2024/1626 Esas, 2025/164 Karar sayılı kararında; uzman jeodezi ve fotogrametri bilirkişisi tarafından 1987, 19 90... tarihli hava fotoğraflarının incelenmesiyle taşınmazların tarımsal amaçla kullanıldığının belirlendiği, imar ve ihyanın 1987 yılında tamamlanmasından dava tarihine kadar yirmi yılı aşkın sürenin geçtiği, ziraat bilirkişisinin taşınmazların tarım arazisi niteliğinde olduğunu ve uzun süreli tarımsal kullanım bulunduğunu bildirdiği, jeoloji bilirkişisinin taşınmazların aktif dere yatağında kalmadığını tespit ettiği ve senetsizden yer edinmede norm kısıtlamasının aşılmadığının anlaşıldığı, bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde davacı yararına 3402 sayılı Kanun’un 14. maddesi ile TMK’nın 713. maddesinde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği koşullarının gerçekleştiği kabul edilerek istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A.Temyiz Sebepleri
Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesi ile; her ne kadar davacının dava konusu taşınmaz üzerinde fiilî bir zilyetliğinin bulunduğu ileri sürülmüş ise de bu zilyetliğin malik sıfatıyla olmadığı ve kesintisiz şekilde sürdürüldüğünün ispatlanamadığını, dosyada yer alan beyan ve bilirkişi raporlarının zilyetliğin sürekliliğini ortaya koyacak nitelikte bulunmadığını, taşınmazın ırmak yatağı ve taşkın sahası kapsamında tescil harici bırakılan yerlerden olması nedeniyle Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunduğunu, bu nitelikteki bir taşınmaz hakkında Devlet Su İşlerinden rapor alınmadan tescil kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, söz konusu alanın özel mülkiyete ve yapılaşmaya açılmasının bölgenin yağış koşulları ve son yıllarda yaşanan sel felaketleri dikkate alındığında ciddi olumsuz sonuçlar doğurabileceğini, İstinaf ilamında belirtilen eksikliklerin giderilmediğini, Türk Medeni Kanunu’nun 713. maddesi uyarınca tapusuz taşınmazın tesciline karar verilebilmesi için taşınmazın özel mülkiyete elverişli olması ve zilyetliğin aralıksız, çekişmesiz ve malik sıfatıyla en az yirmi yıl sürdürülmesinin tanık ve diğer delillerle kanıtlanması gerektiği hâlde somut olayda bu koşulların oluşmadığını, dava konusu taşınmazın 3402 sayılı Kanun’un 18. maddesi kapsamında Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ve kazandırıcı zamanaşımı yoluyla iktisabı mümkün olmayan yerlerden olduğunu ayrıca hava fotoğrafları ve topografik haritalar üzerinden yapılan incelemelerin davacının iddiasını ispata yeterli olmadığını, Yerel Mahkemece verilen kabul kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, bu nedenle kararın bozulmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, tapusuz taşınmazın tescili istemine ilişkindir.
Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Dava konusu taşınmazlar 1962 tarihli kadastro çalışmaları sırasında çay yatağı olarak tescil harici bırakılmıştır.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı Hazine vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı Hazine vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK’nın 370. maddesi uyarınca ONANMASINA,
492 sayılı Harçlar Kanunu'nun değişik 13. maddesinin "j" bendi gereğince temyiz eden davalı Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
25.12.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.