Uluslararası unsurlu iş sözleşmesinde uygulanan hukukun, ücret miktarının ve işçi alacaklarının ispatıyla hesaplanmasının temyiz incelemesi.
Özet: Bu hukuki uyuşmazlık, eski bir çalışanın personel şefi olarak çalıştığı dönemdeki kıdem ve ihbar tazminatı, fazla mesai, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ile yıllık izin alacakları taleplerine ilişkindir; davalı işveren ise husumet, zamanaşımı ve Rus hukuku gibi yabancı hukuk uygulanması itirazlarında bulunmuş, ilk derece mahkemesi bilirkişi raporuna dayanarak davayı kısmen kabul etmiş, istinaf mahkemesi ise tarafların istinaf başvurularını reddederek kararı onamıştır, ancak her iki taraf da ücretin tespiti, alacakların ispatı ve hesaplanması, hizmet süresi ile yabancı hukukun uygulanması konularında temyize gitmiştir.
9. Hukuk Dairesi         2025/4175 E.  ,  2025/8818 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ: ... Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2025/235 E., 2025/486 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ: ... 21. İş Mahkemesi
SAYISI: 2023/340 E., 2024/515 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildi.
Davacı vekilince temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasının istenilmesi üzerine, işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 14.10.2025 Salı günü tayin edilerek taraflara tebligat gönderilmiştir.
Duruşma günü davacı vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat ... geldiler.
Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verildi.
Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Şirketin ... Federasyonundaki birçok projesinde personel şefi olarak 11.10.2012-01.04.2016 tarihleri arasında çalıştığını, iş sözleşmesinin davalı tarafından sona erdirildiğini, çalıştığı süre boyunca hafta içi 6 gün 08.00-19.00 saatleri arasında normal mesai olarak çalıştığını, davalı işyerinde genel uygulama olduğu için tüm işçiler gibi müvekkilinin ayda 2 pazar 08.00-17.00 saatleri arasında çalıştığını, ücretinin net 3.000,00 Amerikan doları (USD) olduğunu, her ay ücrete ilaveten 35,00 USD prim ödendiğini, ücretin bir kısmının avans olarak verildiğini, kalanının ise bankaya kısım kısım yatırıldığını, ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığını da belirterek kıdem ve ihbar tazminatı, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ile yıllık ücretli izin alacaklarının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; husumet itirazında bulunarak davacının müvekkili Şirkette çalışması bulunmadığını, çalıştığı Şirketi hasım göstermesi gerektiğini, çalıştığı Şirketin Türkiye'deki Şirketle bağının bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiğini, yabancı hukuk uygulanması gerektiğini, talep ettiği alacakların zamanaşımına uğradığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; yargılama sonunda 06.09.2024 tarihli bilirkişi ek raporundaki seçenekli hesaplamalardan (A) seçeneğine göre yapılan hesaplamanın dosya kapsamına uygun olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; hesaplamalarda zamanaşımı ve tanıkların davacı ile çalışma sürelerinin dikkate alındığı, puantajlara itibarla yapılan hesaplamalardan indirim yapılmamasının yerinde olduğu, yine davalının ulusal bayram ve genel tatil ile hafta tatili çalışmaları da puantajlara göre belirlenip, farklı ücret kabulü sebebiyle puantajlara uygun çalışma düzenine göre yeni ücret üzerinden hesaplanarak ödenen tutarların mahsubu suretiyle belirlendiği, hesaplamalarda hata olmadığı, ikinci Mahkeme kararının davacı tarafından istinaf edilmemesi sebebiyle davacının ücrete yönelik itirazı, davalı lehine oluşan usuli kazanılmış hak gereği kabul edilmediği gerekçesiyle tarafların istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
a. Ücret miktarının hatalı tespit edildiğini, net ve brüt ücretin aynı olduğunu,
b. Alacakların net ücret üzeriden belirlenmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
a. Yargılamanın her aşamasında yabancı hukuk itirazında bulunduklarını, uyuşmazlığa Rus hukukunun uygulanması gerektiğini, alacakların zamanaşımına uğradığını,
b. Husumet itirazında bulunduklarını,
c. Hizmet süresinin hatalı tespit edildiğini,
d. Kabul edilen ücret miktarının hatalı olduğunu,
e. Net ücretin brüt ücrete çevrilmesinin hatalı olduğunu,
f. Kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanmadığını,
g. Fazla çalışma ve hafta tatili alacaklarının bordrolara yansıtılarak ödendiğini, davacı tanıklarının menfaat birliği içinde olduğunu, beyanlarına itibar edilemeyeceğini, davacı tanıklarının davacı ile çalıştıkları sürenin dikkate alınması gerektiğini,
h. Ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışma yapılmadığını,
ı. İndirim oranının yetersiz olduğunu ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; iş sözleşmesine uygulanacak hukuk, ücretin miktarı, dava konusu alacakların ispatı ve hesaplanmasına ilişkindir.
İş sözleşmesinde yabancılık unsuru bulunması hâlinde, uygulanacak hukukun belirlenmesi açısından, uyuşmazlık döneminde yürürlükte bulunan 5718 sayılı Kanun'un 27/1 hükmünün uygulanmasına ilişkin ilke ve esaslar Dairemizin 24.05.2023 tarihli ve 2022/16187 Esas, 2023/7655 Karar sayılı kararında açıklanmıştır.
Somut uyuşmazlıkta davacı işçi; davalı Şirketin yurt dışı projelerinde çalıştığını, ücretinin USD olarak ödendiğini ileri sürerek ödenmeyen işçilik alacaklarının hüküm altına alınmasını istemiş, davalı işveren ise yasal süresi içinde sunduğu cevap dilekçesinde davacının yurt dışı şantiyelerinde çalışması sebebiyle uyuşmazlığın yabancı hukuka göre çözümlenmesi gerektiğini savunmuştur. İlk Derece Mahkemesince Bölge Adliye Mahkemesi kararı sonrasında uyuşmazlığa Türk hukuku uygulanmak suretiyle yargılama sonuçlandırılmış, Bölge Adliye Mahkemesince de davacının Türk hukuku uygulanmasına dair talebine davalının itirazı olmaması sebebiyle taraflar arasında Türk hukukunun uygulanması konusunda zımni bir anlaşma olduğu, uygulanacak hukuk konusundaki anlaşma gereği Türk hukukuna göre karar verilmesinin yerinde olduğu sonucuna varılmış ise de davalı tarafın cevap dilekçesinde yabancı hukuk uygulanması yönünde itirazı bulunduğundan varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemiştir.
Dosyadaki bilgi ve belgelere göre davalı işverenin projelerinde çalıştırılmak üzere istihdam edilen davacı işçi, 11.10.2012-01.04.2016 tarihleri arasında ...'da bulunan davalıya ait işyerinde çalışmıştır.
Taraflar arasındaki 11.10.2012 tarihli bireysel iş sözleşmesinde tarafların iş ilişkisindeki hak ve yükümlüklerine ilişkin düzenlemelerin yer aldığı, bu sözleşmenin tarafların iş ilişkisindeki hak ve yükümlükleri, çalışma süresi, fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarına ilişkin maddelerinde çalışılan ülke mevzuatının uygulanacağı ifade edilmektedir. Sözleşmenin 16. maddesinde de anlaşmazlık durumlarında sözleşme maddelerinde çalışılan ülke mevzuatının geçerli olduğunun belirtildiği hususlardaki ihtilafların çözümünde öncelikle çalışılan ülke mevzuatının uygulanacağının ifade edildiği anlaşılmaktadır. Davacının dava konusu dönemdeki tüm çalışmasının söz konusu iş sözleşmesi kapsamında geçtiği anlaşılmaktadır.
Yurt dışı iş sözleşmesinin açık, net ve anlaşılır bir dilde düzenlendiği, yukarıda açıklandığı gibi uyuşmazlık döneminde yürürlükte olan 5718 sayılı Kanun'un 27/1 hükmünün açıkça cevaz verdiği şekilde sözleşmede hukuk seçimi yapıldığı anlaşılmakta olup taraflar arasında imzalanan yurt dışı iş sözleşmesinin bağlayıcı ve geçerli olduğu sonucuna varılması gerekmektedir.
Yukarıda yapılan açıklamalara göre dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; uyuşmazlık döneminde yürürlükte olan 5718 sayılı Kanun'un 27/1 hükmü kapsamında hukuk seçimi anlaşması bulunduğu anlaşıldığından, davacının tüm çalışma dönemi için somut uyuşmazlığa iş sözleşmesi ile seçilen hukuk olan ... hukuku uygulanmalıdır. Hâl böyle olunca, uzman bir bilirkişiden de denetime elverişli rapor alınmak suretiyle dosya kapsamındaki delil durumu birlikte değerlendirilerek dava konusu alacakları hakkında usuli kazanılmış haklar da korunmak suretiyle bir karar verilmesi gerekmektedir.
Bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup kararın bu sebeple bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Bozma sebebine göre diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Davalı yararına takdir edilen 28.000,00 TL vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
18.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.