Kadastro tespitinin kesinleşmesinin üzerinden 3402 sayılı Kanunun 12/3. maddesindeki on yıllık hak düşürücü sürenin geçmesi nedeniyle tapu iptali, tescil veya bedel taleplerinin reddi.
Özet: Davacılar tarafından, satın almaya dayalı taşınmaz tapu kayıtlarının iptali ve tescili, mümkün olmaması halinde günümüz kuru üzerinden uyarlanmış bedel tahsili talebiyle açılan davada, kadastro tespitinin kesinleşmesi ile davanın açıldığı tarih arasında 3402 sayılı Kanunun 12/3. maddesindeki on yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği, kamu düzeninden olan bu sürenin dolmasıyla hakkın kendisinin de ortadan kalktığı belirtilerek, taşınmazın aynına ilişkin taleplerle birlikte denkleştirici adalet ilkesi uyarınca ileri sürülen bedel talebinin de hak düşürücü süre nedeniyle reddedilmesi gerektiği kabul edilmiş ve Bölge Adliye Mahkemesinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararı onanarak davacılar vekilinin temyiz itirazları reddedilmiştir.

MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/80 E., 2024/1778 K.İLK DERECE MAHKEMESİ : Çarşamba 2. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI : 2018/67 E., 2021/124 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; Samsun ili, ... İlçesi, ... Köyü 300 parsel ve 121 parsel sayılı taşınmazlar hakkında satın almaya dayanarak taşınmaz tapu kayıtlarının iptali ile müvekkiller adına tesciline, tapunun iptalinin mümkün olmaması halinde değeri daha sonradan arttırılmak üzere ödenen bedelin günümüz kuru üzerinden uyarlanarak şimdilik 10.000 TL nin devir tarihlerinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalılardan ... ile ...'ten müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAPBir kısım davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddini savunmuştur.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; kaldırma kararından sonra yapılan yargılama sonucunda taahhütnamenin taşınmazın satış vaadi sözleşmesi niteliğinde olduğu ve dosyadaki belgelerden kararlaştırılan bedelin ödendiğinin tespit edildiği, 35.955,73-TL'nin davalılardan tahsili ile davacılara verilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 35.955,73-TL'nin dava tarihinde işleyecek yasal faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 3402 sayılı Yasa’nın 12/3. maddesindeki hak düşürücü sürenin dolduğu hallerde taşınmazın aynını talep etme olanağı kalmadığından artık bedel talep edilmesine de olanak bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZA. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; eksik araştırmayla hatalı olarak karar verildiğini, denkleştirici adalet ilkesi gereğince ödeme tarihinde ifanın imkansız olduğu tarihe kadar her bir dönemin hesaplanması ve bunun ortalaması alınarak hesaplama yapılması gerektiğini öne sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil, mümkün olmaması halinde bedel istemine ilişkindir.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.Kadastro sonucunda; Samsun ili, .... ilçesi, ... Mah, 121 parsel ... ve müşterekleri adına 08.05.1969 tarihinde tespit ve hükmen 21.01.1982 tarihinde tapuya kayıt ve tescil edilmiştir. Çekişmeli 300 parsel sayılı taşınmaz ise 121 parsel sayılı taşınmazın hükmen ifrazı sonucunda oluşmuştur.Hemen belirtilmelidir ki, dava konusu taşınmazın kadastro tespitinin kesinleştiği 21.01.1982 tarihi eldeki davanın açıldığı 28.08.2017 tarihi arasında 3402 sayılı Kanun′un 12/3. maddesinde belirlenen on yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği açıktır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.12.2022 tarihli ve 2020/(16)1-691 Esas, 2022/1680 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere, 3402 sayılı Kanun’un 12. maddesinin 3. fıkrasında hak düşürücü süre içinde açılacak davada ileri sürülecek hakkın türü bakımından herhangi bir ayrıma yer verilmemiş olup tapu sicilinde kararlılık sağlanması, sicillerin bozulmaması, belli bir süre geçtikten sonra yargı organlarınca bu sicillerin tartışma konusu yapılmaması amacıyla düzenlenen hak düşürücü süre kamu düzenindendir. Hak düşürücü sürenin dolması halinde bir hakkın yalnızca dava edilebilirliği değil kendisi de ortadan kalkmaktadır. Mahkemece davacının ödediği 35.955,73-TL'nin dava tarihindeki güncellenmiş değerinin davalıdan tahsiline karar verilmesi isabetsiz ise de temyiz edenin sıfatına göre bu husus bozma konusu yapılmamıştır.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre verilen karar usul ve kanuna uygun olup davacılar vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeple;Davacılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA,Alınması gereken harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,17.12.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.