Yargıtay, suç üstlenme cezasının seçenek yaptırıma çevrilmemesi ve akraba lehine indirim uygulanmaması nedenleriyle Adalet Bakanlığının kanun yararına bozma talebini değerlendirirken, aynı zamanda davanın olağan zamanaşımı süresinin de gerçekleştiğini tespit etti.
Özet: Suç üstlenme suçundan verilen mahkumiyet kararının kanun yararına bozulması istemini inceleyen mahkeme, daha önce hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş ve denetim süresi ihlali üzerine kesinleşmiş 25 günlük hapis cezası için 8 yıllık olağan dava zamanaşımı süresinin dolduğunu tespit etmiş; bu yeni tespit ışığında, zamanaşımı nedeniyle de kanun yararına bozma isteminde bulunulup bulunulmayacağının Adalet Bakanlığı tarafından takdir edilmesi amacıyla dava dosyasının ilgili Başsavcılığa gönderilmesine hükmetmiştir.

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2023/778 E., 2024/48 K.SUÇ : Suç üstlenmeİNCELEME KONUSU KARAR : MahkumiyetKANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet BaşsavcılığıTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulmasıPolatlı Cumhuriyet Başsavcılığının, 13.04.2012 tarihli iddianamesiyle hükümlü hakkında suç üstlenme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 270/1. maddesi uyarınca açılan dava ile yapılan yargılama neticesinde Polatlı Sulh Ceza Mahkemesinin 12.02.2013 tarihli kararı ile 5237 sayılı Kanun'un 270/1, 62. maddeleri uyarınca 25 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, hükümlünün denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suç işlemesi nedeniyle Polatlı 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 10.10.2023 tarihli kararı ile atılı suçun seri muhakeme usulü kapsamında kaldığı, kovuşturma şartının gerçekleşmemesi nedeniyle davanın durmasına, seri muhakeme usulünün uygulanabilmesi için dosyanın Seri Muhakeme Usulü Bürosuna gönderilmesine karar verildiği, Polatlı Cumhuriyet Başsavcılığının 05.12.2023 tarihli kararı ile hükümlüye ulaşılamadığından mükerrer kayıt haline gelen bu soruşturma dosyasında kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesi üzerine Polatlı 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 19.01.2024 tarihli kararı ile hükümlü hakkında 5237 sayılı Kanun'un 270/1, 62... . maddeleri uyarınca 25 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verildiği, söz konusu kararın, istinaf edilmeksizin 12.03.2024 tarihinde usulüne uygun şekilde kesinleştiği belirlenmiştir.Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309/1. maddesi uyarınca, 21.04.2025 tarihli ve 2024/18735 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 06.05.2025 tarihli ve KYB-2025/52070 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:I. İSTEMYargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin;“1- Dosya kapsamında bulunan adlî sicil kaydına göre, suç tarihinden önce hapis cezasına ilişkin hükümlülüğü bulunmayan sanık hakkında tayin olunan kısa süreli hapis cezasının, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 50/3. maddesinde yer alan, “Daha önce hapis cezasına mahkûm edilmemiş olmak koşuluyla, mahkûm olunan otuz gün ve daha az süreli hapis cezası ile fiili işlediği tarihte onsekiz yaşını doldurmamış veya altmışbeş yaşını bitirmiş bulunanların mahkûm edildiği bir yıl veya daha az süreli hapis cezası, birinci fıkrada yazılı seçenek yaptırımlardan birine çevrilir” şeklindeki hüküm uyarınca aynı maddenin 1. fıkrasında yazılı seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde,2- 5237 sayılı Kanun'un 270/1. maddesinde yer alan, "(1) Yetkili makamlara, gerçeğe aykırı olarak, suçu işlediğini veya suça katıldığını bildiren kimseye iki yıla kadar hapis cezası verilir. Bu suçun üstsoy, altsoy, eş veya kardeşi cezadan kurtarmak amacıyla işlenmesi halinde; verilecek cezanın dörtte üçü indirilebileceği gibi tamamen de kaldırılabilir." şeklindeki düzenleme nazara alındığında sanığın kardeşi Ömer Faruk Öztürk'ü cezadan kurtarmak amacıyla atılı suçu işlediğinin anlaşılması karşısında, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 270/1. maddesinin 2. cümlesindeki düzenleme gereğince Mahkemesince herhangi bir değerlendirme yapılmamasında, isabet görülmemiştir.” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.II. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇEHükümlü hakkında yargılama konusu eylem için, 5237 sayılı Kanun'un 270/1. maddesi uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre, aynı Kanun'un 66/1-e maddesi gereği 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin öngörüldüğü, zamanaşımını kesen son işlem olan hükümlünün mahkeme huzurundaki 11.12.2012 tarihli savunmasından hükmün açıklandığı 19.01.2024 tarihine kadar geçen süreden, seri muhakeme usulü uygulanması için 1 ay 25 günlük ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması nedeniyle geçen 2 yıl 5 ay 25 günlük durma süreleri de mahsup edildiğinde, 8 yıllık olağan dava zamanaşımı süresinin gerçekleştiği belirlenmiştir. İnceleme konusu hüküm hakkında belirlenen husus yönünden de kanun yararına bozma isteminde bulunulup bulunulmayacağına ilişkin Adalet Bakanlığından görüş istenilmesine karar vermek gerekmiştir.III. KARARGerekçe bölümünde tespit edilen husus yönünden kanun yararına bozma isteminde bulunulup bulunulmayacağının takdiri için dava dosyasının, Adalet Bakanlığına sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, oy birliğiyle, 20.11.2025 tarihinde karar verildi.