Mirasbırakanın mal kaçırma kastıyla yaptığı iddia edilen taşınmaz satışına ilişkin tapu iptali ve tescil talepli muris muvazaası davasında, davalının kötüniyetinin ispatlanamaması nedeniyle temyiz talebinin reddi ve bölge adliye mahkemesi kararının onanması.
Özet: Mirasbırakan babanın mirasçılardan mal kaçırma kastıyla, taşınmazını muvazaalı olarak üçüncü kişiye devrettiği, onun da davalıya sattığı iddiasıyla açılan tapu iptali ve tescil davasında; ilk derece ve istinaf mahkemeleri, taşınmazın resmi akitteki değeri ile gerçek değeri arasındaki farkın tek başına muvazaayı kanıtlamaya yeterli olmadığını ve davalının kötüniyetli hareket ettiğinin ispat edilemediğini belirterek davanın reddine karar vermişlerdir. Davacının temyiz itirazlarını inceleyen Yargıtay, bölge adliye mahkemesinin kararını usul ve kanuna uygun bularak onamış ve davanın reddini kesinleştirmiştir.

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/2087 E., 2025/749 K.İLK DERECE MAHKEMESİ : Çatalca 1. Asliye Hukuk MahkemesiBölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı; mirasbırakan babası ...’in 1 63... parseldeki 2 nolu bağımsız bölümü önce dava dışı ....'e, adı geçenin de davalı ...'e satış suretiyle devrettiğini, tüm işlemlerin mirasçılardan mal kaçırmak amaçlı ve muvazaalı olduğunu, maddi durumu iyi olan mirasbırakanın mal satmaya ihtiyacının bulunmadığını ileri sürerek tapu kaydının iptali ile miras payı oranında adına tescilini istemiştir. II. CEVAPDavalı; iddiaların doğru olmadığını, dava konusu taşınmazı dava dışı ...’den bedelini ödeyerek satın aldığını, iyiniyetli olduğunu, mirasbırakanla herhangi bir yakınlığının bulunmadığını, mirasbırakan ve ailesi arasındaki sorunları bilemeyeceğini, tapuda harcın düşük çıkması için bedelin düşük gösterildiğini belirerek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; taşınmazın gerçek değeri ile resmi akitteki değeri arasındaki farkın muris muvazaasının ispat edilmesi açısından tek başına yeterli olmadığı, davalının ediniminde iyi niyetli olmadığının başka bir deyişle kötü niyetli olduğunun ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; mirasbırakanın dava konusu taşınmazı dava dışı ...'e devrettiği, davalının ise taşınmazı ...'den satın aldığı, davalının mirasbırakanla eylem ve iş birliği içinde olduğunun ve ediniminde kötüniyetli olduğunun ispatlanamadığı, dosyada davalının kötüniyetli olduğunu gösteren bir delil de bulunmadığı, taşınmazın gerçek değeri ile resmi satış senedindeki değer arasındaki farkın muris muvazaasının ispat edilmesi açısından tek başına yeterli olmadığı, İlk Derece Mahkemesince ispatlanamayan davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, satış bedeli ile taşınmazın akit tarihindeki gerçek bedeli arasında aşırı fark bulunduğunu, bunun satış işleminin muvazaalı olduğuna karine oluşturduğunu, taşınmazın mirasbırakan tarafından değerinin çok altında bir bedelle dava dışı ...’e, ... tarafından da yine değerinin çok altında bedelle davalı ...’e satış yoluyla devredildiğini, davacının mirasbırakan babası ve annesine karşı soybağının reddi davası açtığını, dava konusu taşınmazın ise bu dava açıldıktan 20 gün sonra mirasbırakan tarafından devredildiğini, mirasbırakanın mirastan mal kaçırma kastıyla hareket ettiğini, davalı tanığı olarak dinlenen ... ara malik olduğundan beyanının esas alınmaması gerektiğini, mirasbırakanın akit tarihinde taşınmazı satma ihtiyacının bulunmadığını, akli dengesinin yerinde olup olmadığının araştırılmadığını, eksik araştırma sonucunda karar verildiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve GerekçeDava, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; 1927 doğumlu ...'in 10.04.2018 tarihinde ölümü ile geride davacı oğlu ... ile dava dışı çocukları ... ve ...'in mirasçı olarak kaldıkları, mirasbırakanın 1 63... parseldeki 2 nolu bağımsız bölümü 07.06.2016 tarihinde dava dışı ...'e, adı geçenin de 12.09.2019 tarihinde davalı ...'a satış suretiyle temlik ettiği anlaşılmaktadır. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,Alınması gereken harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 24.12.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.