Organize Sanayi Bölgesi için 2942 sayılı Kanunun 10. maddesi uyarınca kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil davasında taşınmazın vasfı ile kıymet takdiri itirazları.
Özet: Bu hukuki evrak, Sakaryada bir taşınmazın Organize Sanayi Bölgesi adına kamulaştırılması ve bedelinin tespiti davasının hukuki sürecini özetlemektedir. İlk derece mahkemesi kamulaştırma bedelini belirleyerek taşınmazın tesciline hükmetmiş; bu karara karşı, davacı idare belirlenen bedelin fahiş olduğunu, davalı malikler ise bedelin düşük olduğunu ve taşınmazın arsa olarak değerlendirilmesi gerektiğini ileri sürerek istinaf başvurusunda bulunmuştur. Bölge adliye mahkemesi her iki istinaf başvurusunu da esastan reddetmiş, bunun üzerine davacı idare ve davalı malikler, bedel tespiti ve taşınmazın vasfına ilişkin itirazlarını temyiz yoluyla yargıtaya taşımıştır.
5. Hukuk Dairesi         2025/8652 E.  ,  2025/14677 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2024/1322 Esas, 2025/690 Karar
KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Hendek 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/65 Esas, 2023/50 Karar
Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın ... Organize Sanayi Bölgesi Tüzel Kişiliği
adına tescili davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı idare ve davalılar ... vd. vekilince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; Sakarya ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 13 05... parsel sayılı taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın ... Organize Sanayi Bölgesi adına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı idarenin 2942 sayılı Kanun'un 7 nci maddesi uyarınca topladığını iddia ettiği bilgi ve belgelerin eksik olduğunu, taşınmazın cins ve nevinin, yüzölçümünün, kıymetini etkileyebilecek bütün nitelik ve unsurların her unsurun ayrı ayrı değerinin, vergi beyanının, kamulaştırma tarihindeki resmi makamlarca yapılmış kıymet takdirlerinin, özellikle arsalarda kamulaştırma gününden önceki özel amacı olmayan emsal satışlara göre satış değerinin ve bedelinin tespitinde etkili olacak değer objektif ölçütlerin esas alınarak taşınmaz bedelinin takdiri gerektiğini beyan ederek kamulaştırılmasına karar verilen müvekkiline ait taşınmazın bedel tespitinin yaptırılarak davalı müvekkiline ödenmesine karar verilmesini, yargılama gideri ve ücreti vekâletin davacı üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.
2.Davalılar ... vd. vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın tarla vasfı taşıdığı belirtilmiş ise de dava konusu taşınmazın arsa vasfında olduğunu, dava konusu taşınmazın Hendek Belediyesi sınırları içerisinde yer aldığını, şehrin gelişme istikametinde olduğunu, kadastral parselin içerisinde olduğunu, meskun mahale yakın olduğunu, çevresinin iskana açık olduğunu, belediye hizmetlerinden yararlandığını, taşınmazın belediye ve alt yapı faaliyetlerinden yararlanma kabiliyeti bulunduğunu, emsal satış bilgilerinin tapu müdürlüğünden istenilmesi gerektiğini gerçek ekonomik koşulları karşılayan ve hakkaniyete uygun alanında uzman bilirkişilerce bir bedel tespit edilmesini, yargılama gideri ve vekâlet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne ve kamulaştırma bedelinin tespiti ile bu bedelin davalı tarafa ödenmesine, dava konusu taşınmazın davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile ... Organize Sanayi Bölgesi adına tesciline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; kıymet takdir komisyonu tarafından davalı tarafa teklif edilen bedel ile bilirkişilerce tespit edilen bedel arasında ciddi fark olduğunu, dava konusu taşınmazın tarla vasfında iken yerel mahkemece arsa vasfında değerlendirilmesinin hukuka aykırı olduğunu, bu durumun bedelin fahiş olmasına sebep olduğunu, araçla girmenin zor olduğu taşınmazın yol, su, elektrik ve diğer belediye hizmetlerinden yararlandığının kabul edilmesinin gerçekle bağdaşmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
2. Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; kıymet takdiri için seçilen emsalin hatalı olduğunu, endeks hesabı yapılırken uygulanan endeks tarihlerinin hatalı olduğunu, kamu gücü kullanılmak suretiyle Organize Sanayi Bölgesi tüzel kişiliğinin, müvekkiline ait taşınmazı 721,69 TL/m² bedelle kamulaştırarak haksız kazanç elde etmesinin kabul edilemeyeceğini, Organize Sanayi Bölgesinin ülke ekonomisine yapacağı katkı ile yöre halkının kamulaştırma sebebiyle uğrayacağı maddi ve manevi zararın giderilmesi hususunda bir denge kurulması gerektiğini, bilirkişi raporlarının hukuka, hakkaniyete, Anayasa'nın aradığı gerçek karşılık ilkelerine aykırı şekilde tanzim edildiğini belirttiği, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
3. Davalılar ... vd. vekili istinaf dilekçesinde özetle; emsal olarak bildirdikleri taşınmazlar dikkate alınmadan bilirkişi raporu tanzim edildiğini, hükme esas alınan emsal taşınmazın gerekli kriterlere sahip olmadığını, raporun denetime elverişli olmadığını, taşınmazın gerçek değerinin çok altında bir bedele hükmedildiğini, hatalı özel satış değerlendirilmesi yapıldığını, dava tarihine yakın sunmuş oldukları emsallerin değerlendirme dışı bırakılmasının hak kaybına sebep olduğunu, emsal taşınmazdaki irtifak değer düşüklüğü oranının kabul edilebilir olmadığını, bilirkişi ek raporu ve karşılaştırma tablosundaki oranların müvekkili aleyhine değiştirilmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu, davaya konu taşınmazın dava tarihinden önce Organize Sanayi Bölgesi alanında kaldığını, raporda ağaç bedelinin eksik hesaplandığını, kamulaştırma bedeline işletilen yasal faizin Anayasa Mahkemesi kararlarına aykırı olduğunu, en yüksek mevduat faizine hükmedilmesi gerektiğini, bedel tespit edilirken mevcut enflasyon durumunun göz ardı edilmesinin müvekkilinin mülkiyet hakkını ihlal ettiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazın 1/5000 ölçekli ... Planında, organize sanayi bölgesi alanında kaldığı, Dairelerince Kadastro Genel Müdürlüğünün parsel sorgulama sistemi üzerinden yapılan incelemedeki konumu da dikkate alındığında, arsa vasfında kabul edilerek emsal karşılaştırma yöntemiyle kamulaştırma bedelinin tespit edilmesinde isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı idare ve davalılar ... vd. vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.
2. Davalılar ... vd. vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme
Uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespitine ilişkindir.
2. Değerlendirme
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Arsa niteliğindeki dava konusu taşınmaza 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsal karşılaştırması yapılarak; üzerindeki fındık ağaçlarına kapama fındık net gelirine göre belirlenen bedelden mutat münavebe ürünlerine göre belirlenen bedel indirilmek suretiyle değer biçilmesi ve tespit edilen bedelin bloke ettirilerek hükmün kesinleşmesi beklenmeden davalı tarafa ödenmesine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
3. 01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı kararı ile 04.11.1983 tarihli ve 2942 sayılı Kanun’un 24.04.2001 tarihli ve 4650 sayılı Kanun’un 5 inci maddesiyle değiştirilen 10 uncu maddesine 11.04.2013 tarihli 6459 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesiyle eklenen dokuzuncu fıkrası iptal edilmiştir. Dava 01.08.2023 tarihinden önce açılmıştır. Anayasa’nın 153 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan; “İptal kararları geriye yürümez.” hükmü ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun; “Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine…” gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve 15/15 sayılı kararı ile; “Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukukî duruma göre karara bağlanır.” genel hukukî prensibini hâvi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2017 tarihli ve 2017/3-990 Esas, 2017/954 Karar sayılı kararları nazara alındığında fark kamulaştırma bedeline 2942 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası gereğince davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrasından başlamak üzere yasal faiz uygulanması yerindedir.
4. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı idare ve davalılar ... vd. vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Taraflardan peşin alınan temyiz harçlarının Hazineye irat kaydedilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
18.11.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 Esas, 2004/19 Karar sayılı kararı ve müstakar kararlarında da açıkça ifade edildiği üzere Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının kesin hüküm halini almamış derdest davalar yönünden uygulanmaları gerekir. Zira Anayasa Mahkemesinin iptal kararları usulî kazanılmış hakkın ve aleyhe bozma yasağının istisnasını teşkil ederler.
Bu nedenle somut olayda; davalı tarafın Anayasanın 46 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca kamu alacaklarına uygulanacak en yüksek faizin uygulanmasına yönelik Hukuk Muhakemeleri Kanununun 26 ncı maddesinin birinci fıkrası kapsamında değerlendirilecek bir temyiz talebinin (Davalılar ... vd. vekilinin 20.05.2025 tarihli dilekçesindeki “faize” ilişkin talebi) de dosya münderecatında bulunması karşısında, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası hükmünün iptali yönünde Anayasa Mahkemesi tarafından verilen ve 01.08.2023 tarihli, 32266 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas - 2023/69 Karar sayılı iptal kararı doğrultusunda karar verilmeli ve “dava tarihinden itibaren mahkeme karar tarihine kadar” Anayasanın 46 ncı maddesinin son fıkrası hükmü nazara alınarak faize hükmedilmelidir.
Hâl böyle iken, eldeki derdest davada Anayasa Mahkemesi iptal kararının uygulanmadığı, Sayın çoğunluğun diğer yönleriyle katıldığım “Onanma Kararı”na (faize ilişkin yönüyle) ve faizle ilgili 3 No’lu “Gerekçe/Değerlendirme”sine açıkladığım nedenlerle katılmıyorum. 18.11.2025