Adana 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, bankanın tahsil için tevdii edilen çeki kaybetmesi sonucu oluşan zararın tazmini davasında haksız fiil sorumluluğunu değerlendiriyor.
Özet: Tahsili amacıyla bir bankaya teslim edilen 82.000 TL bedelli çekin banka tarafından kaybedilmesi nedeniyle, çek hamilinin alacağını tahsil edemediği ve zarara uğradığı iddiasıyla açılan haksız fiilden kaynaklanan tazminat davasında; davacı, bankanın çeki kaybetmesiyle oluşan zararının tazminini talep ederken; davalı banka, zamanaşımı, husumet, çekin iptali kararının kendisi tarafından alındığı ve davacının bilgilendirildiği, ayrıca davacının keşideciye başvurmadan doğrudan zararını ispat edemediği savunmalarını ileri sürmüş; davacı ise bu savunmalara karşı çıkarak davanın hukuki dayanaklarını belirtmiştir.

T.C. ADANA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2022/795 Esas - 2023/82
T.C. ADANA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARARESAS NO : 2022/795 EsasKARAR NO : 2023/82 Karar HAKİM : ...KATİP : ...DAVACI : ...VEKİLİ : ...DAVALI : ...VEKİLİ : ...DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ : 25/10/2022KARAR TARİHİ : 07/04/2023YAZIM TARİHİ : ... Adana 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/... esas 202022/... karar sayılı ilamı neticesinde Mahkememize görevsizlikle gelen dosyanın görülmekte olan Tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekilinin Mahkememize sunmuş olduğu 19/10/2022 tarihli dava dilekçesinde, söz konusu 82.000,00 TL bedelli çekin tahsili amacıyla davalı bankaya tevdii edildiğini ve takas sistemine tabi tutulduktan sonra davalı banka tarafından kaybedildiğini, çekin kaybedilmiş olması nedeniyle müvekkilinin borçlular hakkında icra takibi başlatamadığını, alacağını tahsil edemediğini ve davalı bankanın haksız fiili neticesinde doğrudan zarara maruz kaldığını, bankaların tahsili için kendilerine tevdii edilen çekleri herhangi bir sebeple kaybetmeleri durumunda çekin tahsili için bankaya tevdii eden çek hamilinin zararını karşılamak durumunda olduğunu, bankaların zararı karşılamak durumunda olduğuna ilişkin pek çok Yargıtay kararının olduğunu, çekin bankanın zilyetliğindeyken zayi edildiği için çekin iptalini yasal olarak bankanın talep ettiğini, yapılan arabuluculuk görüşmelerinde bir sonuca varamadıklarını, bu nedenlerle davanın kabulü ile davalı bankanın haksız fiilden kaynaklanan zararın yasal faizi ile birlikte karşılanmasını, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı yana yükletilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekilinin Mahkememize sunmuş olduğu 25/11/2022 tarihli cevap dilekçesinde, müvekkil kurumun davacıya herhangi bir borcu olduğunu kabul etmediklerini ve dava açılış tarihi itibariyle dava konusu alacakların zamanaşımına uğradığını, davanın zamanaşımını nedeniyle reddinin gerektiğini, dava konusu çekin alacak miktarı için çekin keşidecisine yöneltilmesi gerektiğini husumet itirazlarının olduğunu, davacı taraf müvekkil banka nezdindeyken irade dışında elden çıkan çek sebebiyle zarara uğradığını bu zararınında müvekkil banka tarafından karşılanması talep etmiş ancak bu talebin hukuka aykırı olduğunu, keşidecisi ... Şti. Olan ... Bankası A.Ş. Tarsus Şubesine ait ... hesap numaralı ... nolu Keşide yeri Tarsus, keşide tarihi 16/07/2021 olan, 82.000.TL bedelli ve alacaklısı ... Şti. olan çekin tahsil amacıyla müvekkil bankanın Türkmenbaşı Şubesine teslim edilmiş ancak söz konusu çek kargoda iken kaybolduğunu, söz konusu durum üzerine müvekkil tarafından çek zayi sebebiyle yargı mercilerine başvurulmuş ve Adana 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/... Esas, 2021/... Karar ve 18.11.2021 Karar tarihli ilamı ile söz konusu çekin zayi olması nedeniyle iptaline karar verildiğini, bu kararın 22.03.2022 tarihinde kesinleştiğini, kararın kesinleşmesi üzerine müvekkil banka tarafından davacıya 25.07.2022 tarihinde iadeli taahütlü posta yoluyla bu durumu içeren dilekçe ve eklerinin gönderildiğini, söz konusu postanın iadesi üzerine Adana 18. Noterliğinin 19.08.2022 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarname ile durum davacı tarafa iletildiğini ve işbu ihtarname 24.08.2022 tarihinde davacıya tebliğ edildiğini, sonrasında ise davacı taraf müvekkil bankaya karşı huzurdaki davayı ikame ettiğini, ancak işbu davanın açılması için gereken hiçbir koşul davacı tarafından sağlanmadığını, müvekkil bankanın sorumluluğunun tartışılabilmesi için ilk şart davacının keşideci, cirantalara başvurması ve alacağını tahsil edememesi ve aciz vesikası olduğunu beyan etmesi iken davacı taraf huzurdaki davada dava dilekçesi ile birlikte bu hususları gösterir hiçbir delil ortaya koymadığını, davalı bankanın bu zarardan sorumlu tutulabilmesi için davalının borca aykırı eylemi ile davacının oluşan bu zararı arasında illiyet bağının bulunması gerektiğini, ayrıca bankanın çeki kaybettiği tarih ile davacının keşideci aleyhine hukukî yollara başvurması gereken makul süre içerisinde var ise çek hesabında bulunan paranın tahsilinin imkânsız hâle gelmesi veya bu zaman aralığında keşidecinin malvarlıklarını elinden çıkarması olgusunun kanıtlanması gerektiğini, bu nedenlerle davanın reddini talep etmiştir. Davacı vekilinin Mahkememize sunmuş olduğu 12/12/2022 tarihli cevaba cevap dilekçesinde, davanın haksız fiilden kaynaklanan tazminata yönelik olduğundan türk borçlar kanunun 72/1 maddesi uyarınca tazminat istemi zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her halde fiilin işlendiği tarihten on yılın geçmesiyle zaman aşımına uğrayacağını, davanın haksız fiili gerçekleştiren tüzel kişiye karşı ikame edildiğini, husumetin doğru tarafa yönlendirildiğini, davalı bankanın çekin iptali kararı ile birlikte çek keşidecisine takip yolunu kullanabilme, karşı başvuru yapma, talep ve icra hakkının kullanılması yollarını kapattığını ayrıca çekin kaybolmasından kısa bir süre sonra keşidecinin banka hesaplarında ciddi nakit çıkışları olduğunu, bu nedenlerler davalı bankanın haksız fiilinden kaynaklanan zararın yasal faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir.Davalı vekilinin Mahkememize sunmuş olduğu 27/12/2022 havale tarihli 2. Cevap dilekçesinde, davanın açıldığı tarih itibariyle zamanaşımına uğrayan dava konusu alacaklar bakımından zamanaşımı itirazında bulunduklarını ayrıca söz konusu davanın açılması için gerekli koşulların davacı tarafından sağlanmadığını, husumetin öncelikle çek borçlusu/keşidecisine yöneltilmesi gerektiğini, müvekkil bankaya dava açılabilmesi için zararın ancak senet ilgilisine başvurulup alacağın tahsil edilememesi sonucunda mümkün olabileceğini, söz konusu çekin tahsili amacıyla müvekkil bankanın Türkmenbaşı şubesine teslim edilmiş ancak çek kargoda iken kaybolmuştur, bunun üzerine müvekkil banka tarafından çek zayi sebebiyle yargı mercilerine başvurulmuş ve çekin zayi olması nedeniyle iptal edilmiş olduğunu bu durumun davacıya bildirildiğini, söz konusu kaybolan çekten doğan zararlardan dolayı sorumluluğunun doğabilmesi için öncelikle çekin kaybedilmesi ile davacının çeki tahsil edememesi arasında doğrudan illiyet bağının ve bu şekilde vekalet akdinin ihlal edildiğinin kanıtlanması gerektiğini, tazminat davalarında kaybedilen senet nedeni ile açılan davalarda, kaybeden bankadan tazminat istenebilmesi için zararın ancak senet ilgilisine başvurulup, alacağın tahsil edilmemesi sonucu doğduğu durumlarda mümkün olacağını, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;Dava, tahsile verilen müşteri senetlerinin banka nezdinde zayi olması nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.Bankaya tahsile verilen senedin kaybolması nedeniyle senedi tahsile veren davacının bankaya karşı davası açabilmesi için zararın ancak senet ilgilisine başvurulup, alacağın tahsil edilmemesi sonucu doğduğu durumlarda mümkündür. Bununu yanı sıra senedin kaybolması ile zarar arasında uygun illiyet bağının kanıtlanması gerekir. Başka bir anlatımla, senetlerin kaybolmaması halinde tahsilinin mümkün olduğunun davacı tarafından ispatlanması zorunludur. Somut olayda, davacının senetlerin zayi olmaması halinde tahsilinin mümkün bulunduğunu ispata yarar delil sunmamıştır. Zira vekil konumunda bankanın zarardan sorumlu tutulması için sadece senet borçlularına müracaat edilmesine rağmen alacağa kavuşulamamış olması yeterli olmayıp, senetlerin vade tarihleri itibarıyla tahsilinin mümkün bulunduğu ve borçlunun veya borçluların vade tarihi ile takibin kesinleştiği tarih arasında mal varlığının elinden çıktığının ve senetlerin bu nedenle tahsil edilemediğinin ayrıca ispat edilmesi gerekir. Kaldı ki somut olayda davacı senet borçlularına dahi başvurmadan doğrudan bankaya dava açmış olduğunu duruşmada beyan etmiştir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 26/12/2011 tarihli, 2010/5698 E- 2011/17644 K sayılı kararı) Davacı tarafından, bu hususları ispata elverişli delil sunulamamış olmasına göre, davanın reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Açılan davanın REDDİNE, 2-Karar tarihi itibariyle alınması gereken 179,90 TL maktu red karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 1.400,36 TL harcın mahsubu ile fazla yatırılan 1.220,46 TL'nin talep halinde davacıya iadesine,3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,4-Davalı vekille temsil edildiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret tarifesi uyarınca davalı vekilinin sarf ettiği emek ve mesaisi dikkate alınarak 9.200,00 TL maktu vekalet ücreti takdiri ile davacıdan alınarak davalıya verilmesine,5-Arabuluculuk asgari ücret tarifesine göre hesaplanan 1.560,00-TL arabuluculuk ücretinden davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,6-HMK.'nın 333.maddesi uyarınca yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, İlişkin taraf vekillerinin yüzlerine karşı kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar usulen açıkça okunup anlatıldı.07/04/2023 Katip ... Hakim ...¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır