Alkol kullanımı iddiasıyla feshedilen iş sözleşmesi sonrası kıdem ve ihbar tazminatı ile benzer Yargıtay içtihadı ışığında kabul edilen fazla çalışma ve tatil ücreti alacakları davası.
Özet: Bu hukuki evrak, Cezayirdeki bir projede çalışırken iş akdinin haksız feshedildiğini ileri süren işçinin kıdem, ihbar, fazla çalışma ve tatil ücreti alacakları talebini konu almakta olup; ilk derece mahkemesinin iş akdinin haklı değil geçerli nedenle feshedildiğine hükmederek sadece kıdem ve ihbar tazminatını kabul etmesi, diğer talepleri tanık beyanlarının menfaat birliği nedeniyle reddetmesi üzerine, istinaf mahkemesinin fesih nedeninin haklı fesih teşkil etmediği tespitini koruyarak kıdem ve ihbar tazminatını onaması ve ek olarak, menfaat birliği bulunan tanıkların beyanlarının başka delillerle desteklenmesi gerektiği yönündeki ilke ışığında, aynı işverene karşı açılmış benzer bir davadaki Yargıtay içtihadını emsal alarak işçinin haftalık 9 saat fazla çalışma ile bazı hafta tatili ve ulusal bayram/genel tatil ücretlerine hak kazandığına karar vermesini içermektedir.
9. Hukuk Dairesi         2025/4038 E.  ,  2025/8729 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2022/2350 E., 2025/426 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 18. İş Mahkemesi
SAYISI : 2019/22 E., 2022/245 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi.
Davalılar vekilince temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmiş ise de 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/2 hükmü gereğince duruşma isteğinin miktardan reddi ile incelemenin dosya üzerinden yapılmasına karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 22.07.2015-15.10.2018 tarihleri arasında Cezayir'deki ... projesinde formen olarak çalıştığını, son ücretinin 2.100,00 Euro olduğunu, müvekkilinin çalışma saatleri dışında şantiye alanının dış tarafında bulunan lojmanda iş arkadaşlarıyla beraber kimseye rahatsızlık vermeyecek şekilde sınırlı miktarda alkol kullandığını, başka şekilde alkol kullanan işçiler de bulunmasına rağmen işverence iş sözleşmesinin eşit işlem ilkesine de aykırılık teşkil edecek şekilde haksız feshedildiğini, müvekkilinin işyerinde iki haftada bir değişen vardiyalar ile 08.00-18.00, 20.00-06.00 saatleri arasında çalıştığını, iki haftada bir hafta tatili kullanabildiğini, dinî bayramlar ile yılbaşı hariç ulusal bayram ve genel tatil günlerinde de çalışma yapıldığını, bordrolarda sembolik tahakkuklar yer alsa da söz konusu bordroların da baskı altında imzalatıldığını ileri sürerek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, davacının dava hakkından feragat ettiğini, davalıyı ibra ettiğini, davacının ücretinin fazla çalışma ve hafta tatili ücretini kapsayacak şekilde belirlendiğini, davacının iş sözleşmesinin işyerine sarhoş gelmesi nedeniyle 4857 sayılı İş Kanunu'nun 25/II-(d) hükmü uyarınca feshedildiğini, ödenmeyen hak ve alacağı bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının 22.07.2015-17.10.2018 tarihleri arasında davalı nezdinde çalıştığı, son ücretinin net 2.100,00 Euro olduğu, davacının feshe konu eylemin işyerinde olumsuzluğa yol açtığı, daha önceden aynı nitelikte eyleme ilişkin tutanak veya delil de bulunmadığı, dosyadaki yazılı deliller, taraf ve tanık beyanları, yapılan tespit ve maddi olgular ile davacının kıdemi ve olayın gerçekleştiği mahal dikkate alındığında, işveren tarafından yapılan feshin haklı neden ağırlığında olmamakla birlikte geçerli nedene dayandığı ve bunun sonucu olarak da davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığı, davacının çalışma saatlerini belirlemeye yarar yazılı belge sunulmadığından dinlenilen tanık beyanları ile sonuca gitmek gerekirse de tanıkların dinlendikleri tarihte davalıya karşı aynı mahiyette davaları bulunması sebebiyle davacı ile menfaat birliği içinde oldukları, başkaca delil de bulunmadığı dikkate alındığında fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ispatlanmadığının kabulü gerektiği gerekçesi ile kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin kabulüne, diğer taleplerin reddine dair davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı tanıklarının beyanları itibarıyla davacının işyerine sarhoş geldiği yönündeki davalı iddiasının ispatlanamadığı, davacının eyleminin iş sözleşmesinin haklı nedenle feshini gerektirecek ağırlıkta olmadığı, dolayısıyla davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığına ilişkin kabulün yerinde olduğu; menfaat birlikteliği bulunan tanık beyanlarına ihtiyatla yaklaşılması bu beyanların başkaca delil ya da olgularla desteklenmesi gerekmekte ise de menfaat birliği olan tanıkların beyanlarının değerlendirilmesinde aynı işverene karşı açılmış kesinleşmiş mahkeme kararlarının da dikkate alınabileceğinin Yargıtay içtihatlarında kabul edildiği, buna göre aynı davalılara karşı Cezayir ülkesindeki ... inşaatında çalışan bir başka işçinin açmış olduğu davada Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 09.05.2023 tarihli ve 2023/4772 Esas, 2023/6806 Karar sayılı ilâmında belirtildiği üzere davacının da haftada 9 saat fazla çalışma yaptığının, ayın iki hafta tatili ile dinî bayramlar ve yılbaşı tatilleri hariç ulusal bayram ve genel tatillerde de çalıştığının kabulü gerektiği gerekçesiyle davalıların istinaf başvurusunun esastan reddine, davacının istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı ortadan kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalılar vekili temyiz dilekçesinde;
1. Müvekkili Şirket tanıkları dinlenilmeden karar verildiğini, savunma hakkının ihlal edildiğini,
2. Bölge Adliye Mahkemesince davacı tarafça dayanılmayan ve sunulmayan bir emsal alınarak davacı lehine karar verilmesinin hatalı olduğunu,
3. Davacının iş sözleşmesinin işyerine sarhoş gelmesi sebebiyle haklı nedenle feshedildiğini, işin ve işyerinin niteliğinin dikkate alınmadığını, davacı savunmasındaki ikrarın göz ardı edildiğini,
4. Dosya kapsamındaki ibranamenin dikkate alınmamasının hatalı olduğunu,
5. Islak imzalı bordrolar dikkate alınmaksızın karar verilmesinin yerinde olmadığını,
6. Davacının ödenmeyen fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının bulunmadığını, davacının iddialarını ispatlayamadığını,
7. Davacının ücretinin fazla çalışmalarını da içerecek şekilde belirlendiğini,
8. Alacaklara uygulanan indirim oranının yetersiz olduğunu ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davalının hukuki dinlenilme hakkının ihlal edilip edilmediği, iş sözleşmesinin işverence feshinin haklı nedene dayanıp dayanmadığı ve buna bağlı olarak davacının kıdem ve ihbar tazminatı alacaklarına hak kazanıp kazanmadığı hususları ile fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ispatı ve hesaplanmasına ilişkindir.
2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 36. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsuru olan hukuki dinlenilme hakkı, adil yargılanma hakkı içinde teminat altına alınmıştır. Bu hakka, tarafın hâkime meramını anlatma hakkı ya da iddia ve savunma hakkı da denilmektedir. Ancak hukuki dinlenilme hakkı, bu ifadeleri de kapsayan daha geniş bir anlama sahiptir.
6100 sayılı Kanun'un "Hukuki dinlenilme hakkı" başlıklı 27. maddesi ile iddia ve savunma hakkı usul hukukumuza yansıtılmıştır. Anılan maddenin birinci fıkrasında davanın taraflarının kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip oldukları belirtildikten sonra maddenin ikinci fıkrasında bu hakkın açıklama ve ispat hakkını da içerdiği vurgulanmıştır.
Taraflar, yargılamayla ilgili açıklamada bulunma, bu çerçevede iddia ve savunmalarını ileri sürme ve ispat etme hakkına sahiptirler. Her iki taraf da bu haktan eşit şekilde yararlanır. Bu durum silahların eşitliği ilkesi olarak da ifade edilmektedir.
Hukuki dinlenilme hakkı ve silahların eşitliği ilkesi gereğince her iki tarafın eşit şekilde bilgi ve belge sunma, beyanda bulunma, açıklama yapma imkânının bulunması, tarafların yargılama süresince mahkeme nezdinde sahip oldukları hak ve yükümlülükler bakımından eşitliğin gözetilmesi, taraflar arasındaki mücadelenin eşit silahlarla yürütülmesi ve iki tarafın delillerinin değerlendirilerek tartışılması adaletin görünür kılınmasını da sağlayacaktır.
Somut uyuşmazlıkta; davalı tarafça süresi içerisinde tanıkları B. A., M. A. ve C. T'nin istinabe yoluyla dinlenilmeleri talep edilmiş, İlk Derece Mahkemesinin 05.11.2019 tarihli celsesinde söz konusu talebin kabulüne karar verilerek davalının istinabe harcını yatırması, ayrıca kendi talebi doğrultusunda tercüme işlemlerini yaptırmak üzere Mahkeme kalemi ile iletişime geçmesi hususunda iki haftalık kesin süre verilmesine karar verilmiş; kesin sürenin sonuçlarının ihtar edildiği belirtilmiştir.
Davalılar vekilince istinabe harcının yatırılmasının ardından 07.11.2019 tarihli dilekçe ile tanıklara sorulması istenen soruların listesi ve tanık adreslerini bildirilmek suretiyle tercüme evrakının hazırlanması bakımından süre talep edilmiştir. Ancak İlk Derece Mahkemesinin 04.12.2020 tarihli ara kararı ile davalı tarafa yapılan ihtarata rağmen tercüme işlemi yapılmadığından dosyanın mevcut hâliyle bilirkişiye tevdiine karar verilmiştir. Davalı vekili 06.01.2021 tarihli beyan dilekçesinde, Mahkeme kaleminden tercüme işlemlerine esas teşkil etmek üzere istinabe talep formu hazırlanmasının beklendiğini, bu form hazırlanmadan tercüme işlemlerine başlanmasının imkânsız olduğunun kabulü ile ara karardan rücu talep etmiş ise de İlk Derece Mahkemesince davalı vekilinin söz konusu savunmasına itibar edilmemiştir.
Yargılama sırasında davalı vekili 15.02.2021 tarihli mazeret dilekçesinde tercümeye esas olması gereken evrakın taraflarına teslim edilmediğini, bu itibarla da tercüme işlemlerine başlanamadığını, bu konuda taraflarına yüklenecek herhangi bir eksiklik ya da hukuka aykırılık bulunmadığını; ayrıca yurtdışında çalışan tanıkların pandemi nedeniyle Türkiye'ye döndüklerinin öğrenildiğini, tanıkların tebligat adreslerinin verilmesi ve tanıkların talimat yoluyla dinlenmeleri için taraflarına süre verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili de 16.02.2021 tarihli celse beyanında şifai bilgiye göre davalı tanıklarının an itibarıyla proje bitimi nedeniyle Türkiye'de olduklarını teyit etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince yurt içinde oldukları öğrenilen davalı tanıklarının adreslerinin bildirilmesi için davalı tarafa uygun süre verilmek suretiyle davalı tanıklarının dinlenilmesi gerekirken söz konusu tanıklar dinlenilmeksizin yargılamanın tamamlanması, ilgili yasal düzenlemelere aykırı olduğu gibi davalının hukuki dinlenilme hakkı kapsamındaki ispat hakkının da ihlali niteliğindedir.
Bölge Adliye Mahkemesinin konuya ilişkin değerlendirmesinde; “Davalı tanıklarının istinabe yoluyla dinlenmeleri için 5/11/2019 tarihli oturumda tercüme işlemleri hususunda kesin süre verildiği halde kesin sürede ara karar gereğinin yerine getirilmediği anlaşıldığından davalının bu yöndeki istinaf başvurusu yerinde değildir.” gerekçesine yer verilmiş ise de İlk Derece Mahkemesinin 05.11.2019 tarihli celsesindeki ara kararda "kesin sürenin sonuçlarının ihtarına, (ihtarat yapıldı,)" yazılmış ise de, sonuçların ne olduğu zapta yazılmamıştır. "İhtarat yapıldı" şeklindeki bir açıklama, kesin sürenin sonuçlarının ne olduğunu açıklamaya yeterli değildir.
Belirtilen sebeplerle dinlenmeyen davalı tanıkları da dinlenerek, tanıkların fesih sebebi ve davacının çalışma düzeni hakkında görgüye dayalı bilgileri sorularak bundan sonra tüm dosya kapsamı yeniden birlikte değerlendirilerek oluşacak sonuca göre davacının talepleri hakkında bir karar verilmelidir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Bozma sebebine göre sair temyiz sebeplerinin incelenmesine yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davalılara iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
17.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.