Yurt dışı şantiyede çalışan işçinin ihbar, fazla çalışma ve tatil ücreti alacakları davasında ücretin brütleştirilmesi ile tanık beyanlarının ispat gücünün temyiz incelemesi.

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 50. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/2794 E., 2025/485 K.İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 16. İş MahkemesiSAYISI : 2018/232 E., 2019/471 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalının yurt dışı şantiyesinde 08.05.2015-03.03.2017 tarihleri arasında puantör olarak çalıştığını, son ücretinin net 1.800,00 USD olduğunu, iş sözleşmesinin haklı bir neden olmaksızın işverence feshedildiğini, işyerinde fazla çalışma yapıldığını, ayda en az bir hafta tatilinde dinlenme olduğunu; ayrıca dinî bayramların birinci günü hariç ulusal bayram ve genel tatil günlerinde de çalışmaya devam ettiklerini, ancak söz konusu çalışmalarının karşılığının ödenmediğini ileri sürerek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; belirsiz alacak davası açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, davacının 08.05.2015-03.03.2017 tarihleri arasında puantör olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin işin bitimi nedeniyle feshedildiğini, davacının tüm alacaklarının ödendiğini, davacının çalışma koşullarına ilişkin iddialarının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacı tarafça talep edilen faizin başlangıç tarihine ve oranına itiraz ettiklerini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının davalıya ait işyerinde 08.05.2015-03.03.2017 tarihleri arasında en son 1.800,00 USD net ücret ile çalıştığını, iş sözleşmesinin işverence feshedildiği, davacının ödenmeyen fark ihbar tazminatı alacağının bulunduğu, işyerinde fazla çalışma yapıldığının, bir kısım ulusal bayram ve genel tatilleri ile hafta tatillerde çalıştığının tanık beyanları ile sabit olduğunu, davalı tarafça yapılan ödemeler mahsup edildiğinde de davacının ödenmeyen alacaklarının bulunduğu, ancak davacının yıllık izinlerini kullandığı sabit olduğundan yıllık izin ücreti alacağına hak kazanamadığı gerekçesiyle kıdem tazminatı ve yıllık izin ücreti alacaklarının reddine; diğer taleplerin ise kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesince tarafların iddia ve savunması ile dosyada mevcut delillerin ve tanık beyanlarının değerlendirildiği, mahkemece hükme dayanak yapılan bilirkişi raporundaki hesaplama yöntemi ve tespit edilen miktarın dosya kapsamına uygun olduğu, davacının Türkiye ile uluslararası sosyal güvenlik sözleşmesi bulunmayan bir ülkede çalıştığı dikkate alındığında ücretin brütleştirilmesinde isabetsizlik bulunmadığı, davalıya karşı davası bulunan tanık dosyasının istinaf incelemesinden geçerek kesinleştiği, ayrıca davacı ile menfaat birliği bulunmayan davacı tanığı beyanı ile de desteklendiği üzere ve dosyada davacının çalışma saatlerini ve günlerini gösterir herhangi bir kayıt ve belge bulunmadığı da dikkate alındığında kabul edilen çalışma şeklinin ispatlandığının anlaşıldığı, tanıkların çalışma süresinin hesap dönemini kapsadığı, davalı tarafça fazla çalışmaların aylık ücrete dâhil olduğu ileri sürülmüş ise de, dosya içerisine bu yönde bir sözleşme ya da anlaşma belgesi sunulmadığı, davalı tarafça yapılan ödemelerin dikkate alındığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Davacının brüt ücretinin hatalı tespit edildiğini, bakiye ihbar tazminatının hüküm altına alınmasının hatalı olduğunu, 2. Davacının aylık ücretine fazla çalışmalarının da dâhil olduğunu, bu husus dikkate alınmadan fazla çalışma hesaplanmasının hatalı olduğunu, fazla çalışma ücretine esas aylık ücretinin de hatalı tespit edildiğini,3. Kabul edilen çalışma şeklinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, sırf tanık anlatımları ile hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu, haftada 18 saati aşacak şekilde fazla çalışma yapıldığının kabul edilemeyeceğini, 4. Bilirkişi raporunun ücret bordroları ve ödemeler dikkate alınmaksızın düzenlendiğini, 5. Alacaklara en üst sınırdan indirim uygulanması gerektiğini, 6. Alacaklara uygulanan faiz oranının hatalı olduğunu ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, uygulanacak hukuk, ihbar tazminatı, fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ispatı ile hesaplanma yöntemine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkındaki Kanun'un 24/1 hükmüne göre hukuk seçimi, taraflarca açıkça yapılabileceği gibi zımni olarak da yapılabilir. Yabancılık unsuru taşıyan bir iş sözleşmesinin varlığı karşısında, Türk hukukuna göre açılmış bir davada davalı tarafça en geç cevap dilekçesi ile yabancı hukukun uygulanması gerektiği yönünde itirazda bulunulmaması yahut en geç ön inceleme duruşmasında tarafların hukuk seçimi konusunda anlaşmamış olmaları durumunda uyuşmazlığa uygulanacak olan hukukun Türk hukuku olarak zımnen seçilmiş olduğunun kabulü gerekir. Buna göre somut uyuşmazlığa Türk hukukunun uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple;Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 17.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.