Yargıtay 9. Ceza Dairesi, çocuğun cinsel istismarı suçunda eylemlerin ani ve kesintili niteliği nedeniyle suç vasfının "sarkıntılık" olarak tayin edilmesi gerektiğine karar vererek mahkumiyet hükmünü ve istinaf başvurusunun reddini bozdu.
Özet: Sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı suçundan verilen mahkumiyet kararının istinaf başvurusunun bölge adliye mahkemesince reddedilmesi üzerine yapılan temyiz incelemesinde, Yargıtay, sanığın eylemlerinin ani, kısa süreli ve kesintili gerçekleşmesi nedeniyle daha hafif nitelikteki sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı suçunu oluşturduğunu tespit etmiştir; bu nedenle, ilk derece mahkemesinin suç vasfının tayininde yanılgıya düşüldüğü ve istinaf başvurusunun esastan reddi yerine kabul edilmesi gerektiği sonucuna varılarak bölge adliye mahkemesinin kararı hukuka aykırı bulunmuş ve bozulmasına karar verilmiştir.
9. Ceza Dairesi         2021/21344 E.  ,  2025/8875 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ:Ceza Dairesi

SAYISI: 2017/975 E., 2017/1048 K.
SUÇ : Çocuğun cinsel istismarı
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Bölge Adliye Mahkemesince verilen karar temyiz edilmekle dosya incelendi, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı suçunu işlediği iddiası ile açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda, Bakırköy 15. Ağır Ceza Mahkemesince mevcut delillerin değerlendirilmesi neticesinde sanığın atılı suçtan mahkumiyetine dair hükmün istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi
Özetle sanık hakkında verilen cezanın orantılılık ilkesine aykırı olacak şekilde yetersiz olduğuna, kurulan hükümde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu' nun (5237 sayılı Kanun) 43/1. maddesi gereğince arttırım yapılmasına, aynı Kanun'un 62/1. maddesi gereğince indirim yapılmaması gerektiğine ilişkindir.
B. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi
Özetle katılan mağdurenin beyanının usule uygun şekilde alınmadığına, katılan mağdurenin beyanlarının çelişkili olduğuna, katılan mağdurenin yönlendirme ile beyanda bulunduğuna, Mahkemenin zincirleme suç hükümlerini uygulamama gerekçesi ile mahkumiyet kabul gerekçesinin çelişkili olduğuna, tanık beyanlarına göre de suçun işlenemediğinin sabit olduğuna, olay yerinin mahiyeti itibariyle katılan mağdure iddialarının hayatın olağan akışına aykırı olduğuna ve kabul anlamına gelmemekle sanığın eyleminin sarkıntılık kapsamında değerlendirilmesi gerektiğine ilişkindir.
III. GEREKÇE
İlk Derece Mahkemesinin soruşturma ile kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdiriyle anılan hükme ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararı nazara alındığında yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Olayın oluş şekli, katılan mağdure beyanı ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde sanığın cinsel suça konu eylemlerinin; ani, kısa süreli ve kesintili gerçekleşmesi nedeniyle 5237 sayılı Kanun'un 103/1-2.cümlesinde düzenlenen sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı suçunu oluşturduğu ve sanığın sarkıntılık suçuna konu seçimlik hareketlerin fazlalığı da gözetilerek 5237 sayılı Kanun' un 61/1. maddesinde yedi bent halinde sayılan hususlar ile aynı Kanun'un 3/1. maddesinde yer alan "Suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur" şeklindeki kanuni düzenleme de gözetilerek alt sınırdan makul bir oranda uzaklaşılarak bir hüküm kurulması gerekirken suç vasfının tayininde yanılgıya düşülerek 5237 sayılı Kanun'un 103/1-1. cümlesinde düzenlenen çocuğun cinsel istismarı suçundan hüküm kurulması karşısında söz konusu hükme yönelik istinaf başvurusunun kabulü yerine esastan reddedilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
IV. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle katılan Bakanlık vekili ve sanık müdafiinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-a maddesi uyarınca Bakırköy 15. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
26.11.2025 tarihinde karar verildi.