Bankanın, kullandırdığı ticari krediler ve kredili mevduatlardan kaynaklanan alacaklarının tahsili amacıyla borçlu şirket ve müteselsil kefillerin icra takibine itirazının iptali davası.
Özet: Davacı banka, farklı tarihlerde imzalanan kredi çerçeve sözleşmeleri ve ticari kredi kartı borçlarından kaynaklanan milyonlarca liralık alacaklarının şirket ve müteselsil kefiller tarafından ödenmemesi üzerine başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptali için dava açmıştır; banka, alacağın asıl ve ferilerinin (işlemiş temerrüt faizleri, BSMV, masraflar) sözleşme hükümleri ve yasal düzenlemelere uygun olduğunu, banka kayıtlarının delil niteliği taşıdığını ve sözleşmelerdeki faiz oranları ile diğer şartların geçerli olduğunu savunarak, borçluların itirazının haksız olduğunu ve icra takibinin devamını talep etmektedir.

T.C.
İZMİR
6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/905 Esas
KARAR NO : 2025/586
DAVA : Bankalarca Kullandırılan Ticari Kredilerden Ve Ticari Kredili Mevduatlardan Kaynaklanan Davalar (İtirazın İptali)
DAVA TARİHİ: 23/10/2024
KARAR TARİHİ: 18/06/2025
Mahkememizde görülen Bankalarca Kullandırılan Ticari Kredilerden Ve Ticari Kredili Mevduatlardan Kaynaklanan Davalar (İtirazın İptali) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesiyle özetle; müvekkili bankanın ... Şubesi ile ... Şti. arasında 05.01.2022 tarihli 750.000-TL. Tutarlı kredi çerçeve sözleşmesi, 28.01.2022 tarihli 5.000.000-TL. tutarlı kredi çerçeve sözleşmesi, 19.12.2022 tarihli 10.000.000-TL. tutarlı kredi çerçeve sözleşmesi imzalanmış olup müvekkili bankaca adı geçene kredi kullandırıldığını, ... kredi sözleşmelerinden 05.01.2022 tarihli kredi çerçeve sözleşmesine müşterek borçlu müşterek müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, ... kredi çerçeve sözleşmelerinin imzalandığı tarihte evli olmadığını, bu nedenle eş muvafakati bulunmadığını, kredinin teminatını teşkil etmek üzere 3. Kişinin maliki olduğu taşınmazların kaydında 10.000.000,00 TL ipotek tesis edildiğini, ipotekler kefilin kefaletinin teminatı olmadığını, firmaların kredi sözleşmesi kapsamında ödemelerini yapmaması üzerine asıl borçlu firma ile müşterek borçlu müşterek müteselsil kefiller aleyhine Ankara ...Noterliğinin 03.06.2024 tarih ... yevmiyeli ihtarnamesi ve eki hesap özeti keşide edilmiş ve bu ihtarnamede fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla 14.05.2024 tarihi itibariyle 2.742.029,87 -TL. Nakit, 889.920,00 TL gayrinakit alacağın ödenmesi talep edildiğini, kredi sözleşmelerine dayalı olarak firmanın kullanımına sunulan ticari kredi kartı borcunun ödenmemesi üzerine Germencik ... Noterliğinin 23.07.2024 tarih, ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile de 485.827,18 TL nakit alacaklarının ödenmesi talep edildiğini, ancak hesap kat ihtarnamesinin borçlulara tebliğ edilmesine rağmen herhangi bir ödemede bulunulmadığını, bunun üzerine kullandırılan kredi sözleşmelerinden kaynaklanan müvekkili banka alacağına dayalı olarak ... açısından 750.000,00.-TL.Asıl Alacak, 158.437,50-TL (03.06.2024-16.08.2024 .Tarihleri arasında İşlemiş % 97,50 temerrüt faizi), 7.921,88 -TL . Faizin % 5 BSMV’si, 21.853,10.-TL Masraf, 4.700,00-TL İhtiyati Haciz Vekalet Ücreti, 1.192,10-TL İhtiyati Haciz masrafı olmak üzere 944.104,58-TL Toplam alacaklarının 16.08.2024 tarihinden itibaren 750.000,00 TL asıl alacaklarına yıllık %97,50 faiz oranıyla işleyecek temerrüt faizi, (alacaklı banka faiz oranlarının artması halinde artan oranların uygulanması kaydıyla ), bu faizin %5 BSMV'si, icra masrafları ve 944.104,58-TL takip çıkışı üzerinden tahakkuk edecek icra vekalet ücreti ile birlikte tahsili (Fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak;sair dosyalarla takipte ve tahsilde tekerrür etmemek;BK Md. 100. gereğince yapılacak ödemeler öncelikle işlemiş ve işleyecek faiz ve masraftan mahsup edilmek kaydıyla;) talebiyle Selçuk İcra Müdürlüğü’nün ... E. Sayılı dosyası ile davalı-borçlu aleyhinde genel haciz yoluyla icra takip işlemlerine başlandığını, ancak davalılar tarafından müvekkili banka alacağına ve tüm ferilerine itiraz edildiğini, başlanmış olan icra takibinde talep olunan feriler, yasal düzenlemelere ve hukuka uygun olduğunu, borçlu tarafça imzalanan Kredi Sözleşmesinde banka defterlerinin ve kayıtlarının delil olacağı ve esas alınacağına dair (Yargıtay 19.HD 13.05.1992 tarih 92/1572 E., 92/2067 K. - Yargıtay 19.HD 02.11.1998 tarih 98/5496 E., 98/6553 K.) düzenlemesi dikkate alınarak, Şube nezdinde yapılacak bilirkişi incelemesi neticesinde, davalıların sorumlu bulunduğu müvekkili banka alacağına yaptığı itirazın haksızlığı bilirkişi incelemesi ile tespit olunacağını, Kredi Çerçeve sözleşmesinin 4. Maddesinin ve Kredi Çerçeve Sözleşmesinin “Kredi Faizi” başlıklı 2.5. maddesi ile “Komisyon, vergi ve Masraflar” başlıklı 2.7. maddesi ve “Müşterinin Borçlar Tamamen Ödeninceye Kadar Yükümlülükler ve Temerrüt Hükümleri” başlıklı 4.2.maddesi gereği müvekkili bankaca belirlenen faiz oranları tamamen yasal ve sözleşme hükümlerine uygun olduğunu, söz konusu düzenlemeler gereği müvekkili bankanın herhangi bir ihtar veya ihbarda bulunmaksızın akdi ve temerrüt faiz oranlarını değiştirme yetkisinin bulunduğunun açık olduğunu, Kredi Çerçeve Sözleşmesinin “2.5.Kredi Faizi” ve “4.2.Müşterinin Borçlar Tamamen Ödeninceye Kadar Yükümlülükler ve Temerrüt Hükümleri” başlıklı düzenlemeleri gereği müvekkili banka müşteriye herhangi bir ihtar veya ihbarda bulunmaksızın akdi ve temerrüt faiz oranlarını değiştirme yetkisinin bulunduğunun açık olduğunu, davalı borçlular aleyhinde Selçuk İcra Müdürlüğü’nün ... E. Sayılı dosyası ile başlanan icra takip dosyasında yapılan taleplerin tamamı yasaya ve hukuka uygun olup, davalı borçlular tarafından alacağın tahsilini geciktirmek ve güçleştirmek maksadı ile icra takibine itiraz edildiğini, bu nedenlerle davalının Selçuk İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyasında itirazının iptali ile takibin talep ettiğimiz alacak meblağı ve yine talep ettiğimiz faiz oranı ve ferileri üzerinden devamına,takip tarihinden sonra yapılan tahsilatların icra müdürlüğünce değerlendirilmesi; takibe haksız itirazları nedeniyle davalı aleyhine alacaklarının %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı dava dilekçesinde 05.01.2022 tarihli 750.000-TL. Tutarlı kredi çerçeve sözleşmesi, 28.01.2022 tarihli 5.000.000-TL. Tutarlı kredi çerçeve sözleşmesi, 19.12.2022 tarihli 10.000.000-TL. tutarlı kredi çerçeve sözleşmelerini sunduğunu, müvekkilinin kefil olarak imzaladığı 05/01/2022 tarihli 750.000TL tutarındaki sözleşme olduğunu, müvekkilin imzalamış olduğu sözleşmeden sonra asıl borçlu ...Şti. İki adet daha kredi çerçeve sözleşmesi imzalayarak banka tarafından toplam 15.000.000 TL tutarında kredi açıldığını, davacı banka tarafından müvekkilinin kefil olarak imzalamış olduğu 750.000 TL'lik sözleşmeden sonra 5.000.000 TL ve 10.000.000 TL olmak üzere iki adet kredi sözleşmesine dayalı kredi açıldığını, davacı banka gönderdiği hesap kat ihtarnamesinde ve icra takibinde hangi kredi sözleşmesine bağlı olarak kullandırdığı kredilerin ödenmesini talep ettiğini belirtmediğini, bu nedenle borcu kabul etmediklerini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla müvekkili 750.000 TL'lik kredi çerçeve sözleşmesine bağlı olarak ikinci sözleşme tarihi olan 28/01/2022 tarihinde kadar kullandırılan kredilerden eğer ki borç ödenmemişse sorumlu olacağını, müvekkili 05/01/2022 tarihli kredi çerçeve sözleşmesini kefil olarak imzaladığını, 28/01/2022 ve 19/12/2022 tarihli sözleşmeler müvekkilinin imzalamış olduğu sözleşmeyi geçersiz kıldığını, geçersiz kılınan sözleşmeye dayalı olarak müvekkili aleyhine haksız ve hukuka aykırı icra takibi yapıldığını, müvekkili 750.000 TL tutarındaki kredi çerçeve sözleşmesine kefil olduğunu, daha sonradan kendisinin bilgisi olmadan imzalatılan kredi çerçeve sözleşmelerine dayalı kullandırılan kredi borçlarından sorumlu tutulması hukuka aykırı olduğunu, müvekkili Menderes ... Noterliği 04.06.2024 tarihli ... yevmiye nolu ihtarname ile banka tarafından gönderilen hesap kat ihtarnamesine açıkça itiraz ettiğini, ipotekle temin edilmiş alacağın varlığı ve ayrıca hesap katına itiraz edilmesiyle temerrüt ve alacağın muacceliyet olması yasal olarak gerçekleşmediğini, 6098 Sayılı Kanun Hükmü uyarınca kefil müteselsil kefil adı altında yükümlülük altına girse bile, alacaklının asıl borçluyu takip etmeden veya rehinle takip başlatmadan kefili takip edebilmesi için ancak asıl borçlunun ifada gecikmesi, ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması şartlarından birinin gerçekleşmesi gerektiğini, alacaklı banka tarafından asıl borçlu ... Şti hakkında takip başlatmadan doğrudan kefalet verenler hakkında ilamsız takibe geçilmesi usul ve yasaya hakkaniyete aykırı olduğunu, ayrıca dosyada mevcut ipotek akit tablosunda taşınmazı üzerinde konulan ipoteğin hem asıl borç hem de kefalet borcunun teminatı olarak verildiği açıkça ifade edildiğini, İİK Madde 45 – Rehinle temin edilmiş bir alacağın borçlusu iflasa tabi şahıslardan olsa bile alacaklı yalnız rehinin paraya çevrilmesi yoliyle takip yapabilir. Ancak rehinin tutarı borcu ödemeğe yetmezse alacaklı kalan alacağını iflas veya haciz yoliyle takip edebilir.
" şeklinde olduğunu, rehinle temin edilmiş bir alacak için alacaklı yalnızca rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapabileceğini, ancak rehin borcu ödemeye yetmezse alacaklı kalan alacağı için haciz veya iflas yolu ile takip yapabileceğini, söz konusu Selçuk İcra Dairesinin ...E. Sayılı dosyasında bulunan İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... D.İş- ... K. kararında dayanak belgeler arasında ipotek akit belgesi ve resmi senedi olduğunun anlaşıldığını, aynı zamanda banka tarafından gönderilen Ankara ... Noterliğinin ... sayılı ihtarnamesinde rehin veren olarak ... bulunduğunu, alacaklı banka tarafından başlatılan Selçuk İcra Dairesinin ... sayılı icra dosyasına konu alacağın aynı zamanda ipotekle temin edildiğinin açık olduğunu, banka tarafından ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi başlatmadan ilk olarak müvekkili aleyhine ihtiyati haciz kararı alarak ilamsız takibe başlatmış olması usul ve yasaya aykırı olup davanın reddi gerektiğini, asıl borçlu şirkete hesap kat ihtarnamesi tebliğ edilmediğinden müvekkili açısından temerrüt şartları oluşmamış olup istenen faiz miktarını ve faiz oranını kabul etmediklerini, davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı yana tahmiline karar verilmesini talep etmiş ve savunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE & NETİCE VE KANAAT:
Selçuk İcra Müdürlüğü’nün ... E. Sayılı dosyası UYAP üzerinden çıktısı dosya içerisine alınmıştır.
Mahkememizin 19/03/2025 tarihli duruşmasının 5 nolu ara kararı uyarınca "Davacı vekiline eksik gider avansını mahkeme veznesine yatırmak üzere iki hafta kesin süre verilmesine, aksi halde HMK 324/2 maddesi uyarınca bilirkişi deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağı ve dosyada usulü işlemlerin yapılamayacağının ihtarına," davacı vekiline kesin süre verildiği, 19/03/2025 tarihli duruşma zaptı 29/03/2025 tarihinde tebliğ edilmiştir.
Davacı vekili tarafından mahkememizce verilen iki hafta kesin süreye rağmen ödeme yapılmadığı anlaşıldığı,
1086 sayılı Kanunun yürürlükte olduğu dönemde usulüne uygun olarak düzenlenmiş bulunan senetler, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra da geçerliliklerini korur.
Kanun açıkça bir istisna getirmediğine göre dava şartı olarak düzenlenen gider avansının alınması kuralının 1086 Sayılı HUMK döneminde açılan derdest davalarda da uygulanması gerekecektir.
Dava şartları, mahkemenin davanın esası hakkında yargılamanın devamı için gerekli olan şartlardır. Diğer bir anlatımla; dava şartları, dava açılabilmesi için değil mahkemenin davanın esasına girebilmesi için aranan kamu düzeni ile ilgili zorunlu koşullardır.
HMK.’un 115/2 maddedeki kurala göre ise “Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder”. Düzenleme gereğince, eksik olan bir dava şartı, belirli bir süre verilerek giderilebilecek ise, hakim tarafından eksikliğin giderilmesi için kesin süre verilmesi gerekir. Bu süre içinde dava şartı eksikliği tamamlanmaz ise dava, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddedilmelidir.
Davacı tarafa duruşmada yokluğunda "bir aylık kesin mehil verilmesine" karar verildiği, ara kararına uyulmamasının doğuracağı sonucun kararda belirtildiği; kesin süreye ilişkin bu ara kararının müteakiben tebliğ edildiği, davacı kesin süreye rağmen bilirkişiye takdir edilen ücreti ödemediği anlaşılmaktadır. Kesin süre içinde yapılması gereken işlemi, süresinde yapmayan tarafın o işlemi yapma hakkı ortadan kalkar. (HMK. m. 94/3)
İkamesi talep edilecek deliller için avans belirlenip, bunun da gösterilmesi ve belirlenen avansın aynı kesin süre içinde yatırılmasının delil bildirmeyle ilgili ara kararında yer alması mecburiyeti de bulunmamaktadır. Tarafların her birinin ikamesini talep ettiği delil için mahkemece avans belirlenip, bunun yatırılması için ayrıca kesin süre verilmesi mümkündür (6100 s. HMK. m. 324/1). Zira Yönetmeliğin 45/5.maddesinde de delil avansının ödenmesine, hakim tarafından dilekçelerin verilmesi, ön inceleme aşaması veya tahkikatın başında karar verilebileceği düzenlenmiştir.
Açıklanan gerekçelerle; mahkememizce verilen bir aylık kesin süreye ve aksi halde HMK 324/2 maddesi uyarınca bilirkişi deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağı ihtarına rağmen bilirkişi heyetine takdir olunan ücreti ödemediği ve davacının davasını ispat edemediği,
Konuya ilişkin Yargıtay içtihatları gözönüne alındığında, taraflardan herhangi biri bir delile dayanıyor ise onun masrafını karşılaması zorunlu olup, davacının dava dilekçesinde bilirkişi deliline dayandığından buna ilişkin yargılama giderlerini yatırmakla zorunlu olduğu, tarafların bilirkişi deliline dayanması halinde mahkemenin resen bilirkişi incelemesi yaptıramayacağı, resen bir yargılama giderinin karşılanabilmesi için ancak tarafların dayandıkları delil dışında mahkemece resen toplanması gereken bir delille başvurulması halinde, suç üstü ödeneğinden o masrafın karşılanabileceği, somut olayda bilirkişi incelemesi deliline dayanan davacının yargılamanın diğer aşamalarında da yine bu talebini tekrarlamakla bu delile ilişkin yargılama giderlerini karşılaması gerekirken verilen kesin süre içerisinde bu delil masrafının karşılanmaması nedeniyle dava koşulları oluşmadığından davacı tarafından açılan davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda yazılı bulunan gerekçeye göre;
1-Davanın usûlden REDDİNE(kesin sürede bilirkişi avansının yatırılmaması münasebeti ile),
2-Alınması gereken 615,40 TL harcın peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile eksik kalan 187,8‬0 TL harcın davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına,
3-Davacının yapmış olduğu yargılama harç ve giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına.
4-Davacı tarafından yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde resen davacıya iadesine,
5-Davalı tarafından yatırılan delil avansı ve yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
6-3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan 6183 sayılı kanun hükümleri kapsamında tahsiline,
7-Davalı kendisini duruşmalarda vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre hesaplanan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yüzüne karşı,
Dair karar HMK 341 vd maddeleri gereğince tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize veya aynı nitelikteki başka yer mahkemeye verilecek dilekçe ile istinaf yoluna başvurabileceği belirtilerek; Açıkça okunup usulden anlatıldı. 18/06/2025
Katip ...
e-imzalı
Hakim ...
e-imzalı