Beraat kararının Bölge Adliye Mahkemesince duruşmasız kaldırılarak mahkûmiyet hükmü kurulmasının, adil yargılanma hakkını ihlal eden usul aykırılığı yönünden temyiz incelemesi.
Özet: Sanık hakkında tehdit suçundan verilen mahkûmiyetin Bölge Adliye Mahkemesince önce bozularak beraatle sonuçlanması, ardından savcılık istinafı üzerine tekrar mahkûmiyete çevrilmesiyle oluşan hukuki süreçte, Yargıtay, Bölge Adliye Mahkemesinin ilk bozma kararını duruşma açmadan, kanundaki sınırlı bozma nedenleri dışında vermesini usul ve yasaya aykırı bularak, bu tür uygulamaların adil yargılanma ve mahkemeye erişim hakkını ihlal edebileceğini, istinaf mahkemesinin usul hatalarının yargılama sürecini olumsuz etkilediğini ve sanığın temyiz hakkını potansiyel olarak kısıtladığını değerlendirmiştir.

MAHKEMESİ:Ceza Dairesi
SAYISI: 2023/1359 E., 2023/3252 K.SUÇ: TehditHÜKÜM: İlk derece mahkemesinin beraat kararı kaldırılarak kurulan mahkûmiyetTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Temyiz başvurusunun esastan reddi ile hükmün onanmasıYapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:I. HUKUKİ SÜREÇA. BozmaBeykoz 6. Asliye Ceza Mahkemesinin, 25.01.2021 tarihli ve 2020/111 Esas, 2021/39 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında tehdit suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 106/1-1, 53, 58. maddeleri uyarınca 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir.İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin, 16.02.2022 tarihli ve 2021/1101 Esas, 2022/457 Karar sayılı kararı ile; sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvularının kabulü ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 280/1-d maddesi uyarınca hükmün bozulmasına karar verilmiştir.B. Bozmadan Sonraki Yargılama SüreciBozma üzerine Beykoz 6. Asliye Ceza Mahkemesinin, 13.03.2023 tarihli ve 2022/217 Esas, 2023/171 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında tehdit suçundan, 5271 sayılı Kanun'un 223/2-e maddesi uyarınca beraatine karar verilmiştir.İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin, 15.11.2023 tarihli ve 2023/1359 Esas, 2023/3252 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik O yer Cumhuriyet savcısının istinaf başvurusu üzerine, 5271 sayılı Kanun'un 280/2-2 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 106/1-1, 53... . maddeleri uyarınca 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir.II. TEMYİZA. Temyiz Sebepleri Sanık Müdafiinin Temyiz İstemiSanık hakkında ceza verilirken gerekli ve yeterli incelemenin yapılmadığının açıkça anlaşılmakta olduğuna, kararın hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğuna, sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe5271 sayılı Kanun’un 280/1-e maddesinde Bölge Adliye Mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre,Beykoz 6. Asliye Ceza Mahkemesinin, 25.01.2021 tarihli ve 2020/111 Esas, 2021/39 Karar sayılı dosyasında verilen mahkûmiyete yönelik yapılan istinaf incelemesi neticesinde, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin, 16.02.2022 tarihli ve 2021/1101 Esas, 2022/457 Karar sayılı kararında belirttiği gerekçe ile hükmün bozulmasına karar verildiği, ancak bu bozma kararının 5271 sayılı Kanunu’nun 280/1-e maddesinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesinin davanın yeniden görülmesine karar verilerek yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı vermesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı, bölge adliye mahkemesince yapılan uygulama kanuna açıkça aykırılık teşkil ettiği gibi bazı hallerde sanığın temyiz hakkını ortadan kaldırılmasına yol açabildiği, her ne kadar temyize konu somut olayda, sanık hakkında tehdit suçundan verilen hüküm yönünden bölge adliye mahkemesince verilen ve yasaya aykırı olan bozma kararı sanığın temyiz hakkını etkilememiş ise de bölge adliye mahkemesince yasal olmayan bir bozma ilamı sanığın temyiz hakkının ortadan kaldırılmasına sebep olabilmektedir. Anayasa Mahkemesi bu konuda verdiği bir kararında "İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermesi başvurucu yönünden önemli sonuçlar doğurmaktadır. Nitekim İstinaf Dairesi, 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşma açarak ve tarafları da çağırarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda bir karar vermesi gerekirken dosya üzerinden karar vermiş; başvurucuyu mahkemeye erişim hakkının yanında bölge adliye mahkemesi önünde sözlü yargılanmadan ve bununla bağlantılı diğer usul güvencelerinden yoksun bırakmıştır." değerlendirmeler bulunarak bölge adliye adliye mahkemesinin yasaya aykırı bozma kararının başvurucunun Anayasa'nın 36. Maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiğine hükmetmiştir(... [GK], B. No: 2023/33667, 9/1/2025, § …). Aynı konuda Yargıtay Ceza Genel Kurulu ise "Bölge adliye mahkemelerinin hükmün bozulmasına karar verebileceği hâller, 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde tahdidi olarak sayılmıştır. Bu düzenlemelere göre istinaf mahkemeleri şu hâllerde hükmün bozulması kararı verebilecektir: 1. İlk derece mahkemesinin kararında 5271 sayılı Kanun'un 289. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (g) ve (h) bentleri hariç diğer bentlerinde belirtilen bir mutlak hukuka aykırılık nedeninin bulunması, 2. Soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmediğinin veya ön ödeme ve uzlaştırma usulünün uygulanmadığının anlaşılması ya da davanın ilk derece mahkemesinde görülmekte olan bir dava ile birlikte yürütülmesinin zorunlu olması. ....Açıkça görüldüğü gibi bölge adliye mahkemesinin bozma kararı verebileceği hâller, kati surette davanın esasına ilişkin değil ve fakat yargılamaya dair usul kurallarının ağır ve açık ihlalleri ile hükme müessir usul kurumlarının ihmali suretiyle hüküm kurulması durumlarına münhasırdır. Nitekim Yargıtay kararlarına karşı direnme yetkisi bulunan ilk derece mahkemesinin, bölge adliye mahkemelerinin bozma kararlarına direnememesinin temelinde yatan düşünce de buna dayanmaktadır. Direnme yasağına ilişkin normun, maddi ceza adaletiyle doğrudan bir ilgisinin bulunmadığı, esas itibariyle makul sürede yargılanma hakkı bakımından bir teminat alanı oluşturduğu söylenmelidir.Hukuki düzenlemeler ve yapılan açıklamalar karşısında, mesele tartışmaya ihtiyaç bırakmayacak açıklıktadır. Buna rağmen uygulama, bölge adliye mahkemelerinin iş yoğunluğu gibi mülahazalarla kanunun kendisine tanımadığı bir yetkiyi kullanarak bozma kararları verilegeldiği bilinen bir gerçektir. Bu uygulamanın, yukarıda yer verilen tespitler yanında, görevli/teminatlı mahkemede yargılanma ve mahkemeye erişim/ kanun yoluna etkin başvuru hakları yönünden ciddi sorunlar taşıdığı da tartışmadan varestedir. CMK'nın 286. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin bozma dışında kalan kararları temyiz edilebileceğinden, bölge adliye mahkemesinin Kanun'un açık hükmüne aykırı şekilde verdiği bozma kararının temyiz edilebilmesi de mümkün değildir. Bu nedenle ilk derece mahkemesi hükmünün hukuka aykırılık taşıdığının tespit edilmesi durumunda bölge adliye mahkemesi ceza dairesince ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırarak yeniden hüküm kurulması gerektiği hâlde bozma kararı verilmesi nedeniyle sanığın temyiz hakkının kısıtlanması da söz konusu olabilmektedir." şeklinde değerlendirmelerde bulunarak bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle "hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları" gerektiğine hükmetmiştir (YCGK, T.:30.04.2025, E.: 2024/6-490, K.:2025/197).Bu açıklamalar ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin, 16.02.2022 tarihli ve 2021/1101 Esas, 2022/457 Karar sayılı kararı sayılı bozma kararı ile bozma kararı üzerine verilen Beykoz 6. Asliye Ceza Mahkemesinin, 13.03.2023 tarihli ve 2022/217 Esas, 2023/171 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu, 5271 sayılı Kanun’un 280/1-g maddesi uyarınca duruşma açılarak ve taraflar da çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre yeniden hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hükmün bozulmasına karar verilmesi, hukuka aykırılık bulunmuştur.III. KARARGerekçe bölümünde açıklanan nedenle, diğer yönleri incelenmeyen İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesi kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye aykırı olarak oy birliğiyle BOZULMASINA,Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesine Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Beykoz 6. Asliye Ceza Mahkemesine, gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,19.11.2025 tarihinde karar verildi.