Kamulaştırma bedelinin geç ödenmesi kaynaklı munzam zarar talebinin, somut delillerle ispatlanamadığı gerekçesiyle reddedilmesi üzerine açılan tazminat davasının temyiz incelemesi.
Özet: Kamulaştırma bedelinin geç ödenmesi sonucu gelişen ekonomik koşullar nedeniyle yasal faizin karşılamadığı aşkın zararın tazmini amacıyla açılan munzam zarar davasında, davacının somut bilgi ve belgelerle ek zararını kanıtlayamaması gerekçesiyle ilk derece mahkemesi ve istinaf mahkemesi tarafından davanın reddine karar verilmiş olup, davacı vekili, munzam zararın ispatına yönelik katı yorumun anayasal hak ihlali olduğu iddiasıyla kararı temyiz etmiştir.
5. Hukuk Dairesi         2025/3172 E.  ,  2025/13104 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ: İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2025/185 Esas, 2025/270 Karar
KARAR: Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ: Aydın 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI: 2022/279 Esas, 2024/1002 Karar
Taraflar arasındaki kamulaştırma bedelinin geç ödenmesi nedeniyle uğranılan munzam zararın tazmini davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili aleyhine davalı ... tarafından 12.06.2017 tarihinde Aydın ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 1 55... -107 parsel sayılı taşınmazlara ilişkin kamulaştırma ilanı yayımlandığını, beden tespit tescil davasının Nazilli 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/455 Esas sayılı dosyasında, bozma kararından sonra ise 2020/171 Esas sayılı dosyasında görüldüğünü Mahkeme kararının kesinleştiğini, verilen kararda davacıya ödenmesi gerekli olan bedelin hesapta bloke edildiğini, yargılama sonucunda kamulaştırma bedelinin 134.842,78 TL olduğunu ve bu miktarın faiz ile birlikte toplamda 189.360,74 TL olduğunu, ancak müvekkilinin yasal faizin karşılayamadığı aşkın zararının ortaya çıktığını, gelişen ekonomik koşullar nedeniyle munzam zararının oluştuğunu, davalının zararın oluşmasında kusurunun olduğunu, müvekkilinin mülkiyet hakkının ihlal edildiğini, munzam zarara ilişkin belirsiz alacak davasının kabulüne, tespit edilecek bedele dava tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; Nazilli 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/455 Esas sayılı dosyası ile kamulaştırma bedelinin tespiti ve müvekkil idare adına tescili davasının açıldığını, davada taşınmaz için 134.842,78 TL olarak belirlenen bedelin depo edildiğini, Mahkemece 22.11.2018 tarihinde taşınmazın yol olarak müvekkili idare adına tesciline kesin olarak, bedele ilişkin kısmın ise istinafa tabi olarak karar verildiğini, ancak verilen kararın malik tarafından istinaf edilmediğini, mahkeme kararının müvekkili idare tarafından istinaf edilmesi üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 5.Hukuk Dairesi kararıyla kararın ortadan kaldırıldığını, yeniden yargılama sonrası taşınmazın değerinin tespit edildiğini, müvekkili lehine usuli kazanılmış hak doğduğundan 134.842,78 TL üzerinden karar verildiğini ve kararın kesinleştiğini, davanın açılmasında hukuki yararın olmadığını, idarenin taşınmazın değerinin belirlenmesinde veya davanın uzun sürmesinde kusurunun olmadığını, haksız ve yersiz açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kamulaştırma ilanının asılmasıyla birlikte müvekkilinin kamulaştırma bedeli alacağı muaccel hale geldiğinden davalının bedeli ödememesi nedeniyle kusurlu duruma düştüğünü ve kusursuz olduğunu ispatlayamadığını, davanın kabul edilmesi için zararın somutlaştırılmasının zorunlu olmadığını, bu kapsamda davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı açısından munzam zarara hükmedilebilmesi için davacı alacaklının zararının faizle karşılanamadığının, bunun üstünde zararının oluştuğunun maddi vakıalarla ve belgelerle kanıtlanması gerektiği, davacı tarafça munzam zarar talebine ilişkin iddianın ötesinde bilgi ve belge sunulmadığından munzam zarar talebinin bu gerekçe ile reddine karar verilmesinde usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını tekrar etmiş, Anayasa Mahkemesi kararlarında munzam zararda davacının zarara uğradığını ayrıca ispatlaması yönünde katı yorum yapılmasının hak ihlali olarak değerlendirildiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme
Uyuşmazlık, ... olarak kamulaştırma bedelinin geç ödenmesi nedeniyle uğranılan munzam zararın tazmini istemine ilişkindir.
2. Değerlendirme
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Davacıdan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
20.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.