İşveren vekilinin aynı zamanda arabulucu olması nedeniyle işçinin iradesinin sakatlanarak imzalanan ihtiyari arabuluculuk anlaşmasının iptali davasında verilen kararın onanması.
Özet: Davacı işçinin, iş sözleşmesinin haksız feshedildiği iddiasıyla imzaladığı ihtiyari arabuluculuk anlaşmasının gerçek iradesini yansıtmadığı ve arabulucunun aynı zamanda davalı işverenin vekili olması sebebiyle iptali talepli davasında, hem ilk derece hem de istinaf mahkemeleri, arabuluculuk sürecindeki tarafsızlık eksikliği ve işçinin iradesinin sakatlandığı gerekçeleriyle anlaşmanın iptaline karar vermiş; Yargıtay ise bu kararları yerinde bularak davalı işverenin temyizini reddetmiştir.
9. Hukuk Dairesi         2025/6316 E.  ,  2025/8708 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ: ... Bölge Adliye Mahkemesi 29. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2025/686 E., 2025/1342 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ: ... 66. İş Mahkemesi
SAYISI: 2024/161 E., 2024/696 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin Hırvatistan'da bulunan davalıya ait işyerinde çalıştığını, iş sözleşmesinin haksız olarak feshedildiğini, fesih sonrasında davacıya imzalatılan arabuluculuk anlaşma belgesinin davacının gerçek iradesini yansıtmadığını, davalının tek amacının, davacının dava açma hakkını engellemek olduğunu ileri sürerek müvekkili ile davalı Şirket arasında imzalanan ihtiyari arabuluculuk anlaşma belgesinin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının iş sözleşmesini kendi isteğiyle feshettiğini, davacıya arabuluculuğun mahiyeti hakkında detaylı açıklama yapıldığını, buna ilişkin arabuluculuk bilgilendirme tutanağı ve son tutanağın imzalatıldığını, alacakların müzakere edilmesinden sonra belgeler arabulucu huzurunda taraflarca imzalanarak sürecin usul ve kanuna uygun olarak tamamlandığını, davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu hükümleri dikkate alındığında, taraflar arasında yapılan işlemlerin geçerli ihtiyari arabuluculuk faaliyeti olarak nitelendirilemeyeceği, zira müzakere sürecinin davacının Türkiye'ye geldiği gün davalının, aynı zamanda vekili olan arabulucuya başvurusu ile başlayıp tamamlanmış olması ve irade fesadına ilişkin iddianın tanık beyanlarıyla doğrulanması karşısında ihtiyari arabuluculuk anlaşma tutanağının davacının iradesi sakatlanarak düzenlendiği değerlendirilerek davanın kabulüne ve taraflar arasında düzenlenen ihtiyari arabuluculuk tutanağı ve eklerinin iptaline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu ihtiyari arabuluculuk belgelerinin yasal prosedürlere uyulmaksızın düzenlendiği, arabulucunun aynı zamanda Şirketin avukatı olduğunun da anlaşıldığı, her ne kadar arabuluculuk anlaşma belgesinde arabulucunun aynı zamanda arabulucuya başvuran şirketin yani davalı işverenin vekili olduğu açıkça belirtilmiş ise de davacı işçinin bunu biliyor olmasının 6325 sayılı Kanun'da öngörülen "tarafsız ve bağımsız olan üçüncü kişi" şeklindeki düzenlemenin bertaraf edildiği anlamına gelmediği, bu hâliyle dosyaya sunulan ihtiyari arabuluculuk belgelerinin yasal şartları taşımadığının anlaşıldığı, ayrıca söz konusu belgeler açısından davacı işçinin iradesinin sakatlandığı, dosya kapsamına göre davacının iddiasını ispat ettiği, İlk Derece Mahkemesince belgelerin iptaline karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Arabulucunun aynı zamanda davalı Şirketin vekili olmasının arabulucunun tarafsız olmadığı şeklinde yorumlanamayacağını,
2. Davacının arabulucunun ofisine serbest iradesi ile gittiğini, işveren baskısı olmadığını,
3. Davacı ile menfaat birliği içindeki tanık beyanlarına itibar edilemeyeceğini, tanıkların görgüye dayalı bilgileri olmadığını, işçilerle müzakerelerin ayrı ayrı yapıldığını, gizliliğe önem verildiğini,
4. Arabuluculuk müzakerelerinde hiçbir işçiye baskı yapılmadığını, anlaşma sağlanamayan işçilerin anlaşma belgesini imzalamadığını, bu konuda herkesin hür irade ile karar verdiğini, ispatlanamayan davanın reddi gerektiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, taraflar arasında düzenlenmiş ihtiyari arabuluculuk anlaşma belgesinin geçersizliğinin tespiti istemine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
17.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.