6360 sayılı Kanun ile devredilen işçinin birikmiş yıllık ücretli izin hakkının tespiti davasında, yetersiz belge nedeniyle Yargıtayın bozma kararı.
Özet: 6360 sayılı Kanun kapsamında belediyeden okula nakledilen bir işçinin, önceki hizmet sürelerinin yıllık izin hesaplamasına tam yansıtılmadığı iddiasıyla birikmiş kullanılmamış yıllık izin gün sayısının tespiti talebiyle açtığı davada, alt mahkemeler işçi lehine karar vermişken, Yargıtay bu kararları bozmuştur. Yargıtay, davacının önceki iş yerlerindeki toplu iş sözleşmeleri ve sendika üyelik kayıtları gibi, hak ettiği yıllık izin süresinin doğru belirlenmesi için gerekli temel belgelerin dosyada bulunmamasını ve bu nedenle eksik inceleme yapıldığını bozma gerekçesi olarak belirtmiştir.

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2024/179 E., 2025/292 K.İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; sendika üyesi müvekkilinin ... Belediyesinde çalışmakta iken 6360 sayılı On Dört İlde Büyükşehir Belediyesi ve Yirmi Yedi İlçe Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına dair Kanun (6360 sayılı Kanun) gereği çalıştığı Belediyenin kapatılması nedeniyle 09.01.2015 tarihinde ... İlçe Millî Eğitim Müdürlüğüne bağlı ... Anadolu Lisesine özlük hakları korunarak geçişinin yapıldığını, müvekkilinin 19.06.2015 tarihli dilekçesi ile yıllık ücretli izin hakkını kullanmak ve kaç gün izin hakkının bulunduğunu öğrenmek için başvurduğunu, davalı Kurumun 2009-2015 yılları arasındaki hizmet süresini esas alarak 117 gün izin süresi olduğunu bildirdiğini; ancak davacının 30 yıllık hizmet süresi bulunduğunu, geçmiş yıl hizmetlerinin göz ardı edildiğini, davalının yaklaşımının yerinde olmadığını, 2009 yılı öncesi izin haklarının baz alınmaması ve buna bağlı olarak yanlış hesaplama yapılmasının mağduriyete sebep olduğunu, 6360 sayılı Kanun gereği kıdem dâhil bütün haklarının korunması gerektiğini belirterek davacının dava tarihi itibarıyla birikmiş yıllık ücretli izin gün sayısının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 400/2 ve 106. maddelerine göre dava açılabilme şartları mevcut olmadığından ve hukuki yararı bulunmadığından davanın reddi gerektiğini, Mahkemece davanın esasına girilmesi hâlinde ... İlçe Millî Eğitim Müdürlüğünden davacının hizmet cetvelinin ve nakil belgelerinin ve gerekirse ... Belediyesinden davacının özlük bilgilerine ilişkin belgelerin istenmesi gerektiğini, Belediye tarafından belgelerin sunulamaması hâlinde ise hakkaniyet ölçüsünde indirim yapılması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 14.10.2021 tarihli kararı ile; dosya içeriğindeki imza içeren izin defteri/izin talep formlarından davacının 263 gün yıllık izin kullandığının anlaşıldığı, bunun dışında davacının yıllık izin kullandığına dair bir belge veya kayda rastlanmadığı, 21.01.2021 tarihli bilirkişi raporunda yapılan tespit ve değerlendirmelerin yerinde olduğu, davacının 6360 sayılı Kanun ile davalı işyerine devredilen işçilerden olması sebebi ile toplam kullanmadığı yıllık izin süresinin tespiti davası açmasında hukuki yararı bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 14.10.2021 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine ... Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesinin 23.11.2023 tarihli kararı ile; yıllık izin hakkının anayasal temeli olan bir dinlenme hakkı olup işçinin iş sözleşmesinin devamı sırasında ücrete dönüşmesinin mümkün olmadığı ve bu haktan vazgeçilemeyeceği, işçinin iş sözleşmesinin devamı süresinde kullanmadığı yıllık izinlere ait ücreti istemesinin de mümkün olmadığı, bu bağlamda dosyada davacı işçinin iş sözleşmesinin devamı sırasında izin hakkının bulunduğunun tespitini istemesinde hukuki menfaatinin bulunduğu, yıllık izin süresinin ibraz edilen izin formları ile davacının beyanı uyarınca tespit edildiği, ispat yükü üzerinde bulunan işveren tarafından bakiye iznin kullandırıldığının ortaya konulamadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Bölge Adliye Mahkemesinin 23.11.2023 tarihli kararının süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece, diğer temyiz itirazlarının reddine karar verilerek, dosya içerisinde ... Belediyesi ile ... Belediyesinde uygulanan toplu iş sözleşmeleri ile davacının sendikalara hangi tarihlerde üye olduğuna ilişkin üyelik kayıtlarının dosyada yer almadığı, davacının hak ettiği yıllık izin süresinin tespitinde esas alınan ... Belediyesi ile ... Belediyesinde uygulanan toplu iş sözleşmeleri, davacının bu Belediyelerdeki özlük dosyaları, davacının toplu iş sözleşmelerine taraf sendikalara varsa üyelik kayıtları, dayanışma aidatı ödeyip ödemediğine ilişkin belgeler ile üyelikten istifaya ilişkin belgeler getirtilerek davacının hak kazandığı yıllık izin süresi belirlendikten sonra, kullandığı yıllık izin süreleri düşülerek kullanmadığı yıllık izin süresinin belirlenmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozma ilâmı sonrası toplanan deliller kapsamında, bozma ilâmında açıklanan ilkelere uyulmak suretiyle, önceki bilirkişiden ek rapor alındığı, bilirkişi tarafından dosyaya kazandırılan sendika üyelik belgeleri ve toplu iş sözleşmesi hükümleri dikkate alınmak suretiyle, davacının hak kazanmış olduğu bakiye izin süresinin tespit edilmesinin isabetli bulunduğu, dosyaya sadece 15.06.2008-31.12.2020 dönemine ait toplu iş sözleşmelerinin sunulmuş olduğu, bilirkişi tarafından davacının yıllık izin haklarının hesabında 15.04.1990-15.06.2008 dönemi bakımından yasal hükümlerin uygulanması karşısında, davacı tarafın rapora bu yönüyle itirazı olmaması ve bu durumun davalı lehine olması sebebiyle rapordaki hesaplama uyarınca karar verildiği ve davacının talimat ile alınan ifadesindeki beyanlarını yapılan isticvabında açıklığa kavuşturmuş olması sebebiyle davacı asılın isticvap beyanlarına itibar edildiği, bozma sonrası dosyaya kazandırılan belgeler arasında “Personele Ait İzin Onay Belgesi” adı altında dava tarihinden sonraki izin belgeleri sunulmuş ise de, her dava açıldığı tarihteki duruma göre değerlendirileceğinden bu belgelere değer verilmediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde;1. Davacının tespit davası açmakta hukuki yararı bulunmadığını,2. Davacının çalıştığı süre boyunca bu kadar az yıllık izin kullanmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu,3. İsticvap yapılmadan karar verilmesinin hatalı olduğunu,4. Mahkemenin eksik araştırma ile karar verdiğini,5. Davanın zamanaşımına uğradığını ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6360 sayılı Kanun ile davalı işyerine devredilen davacının birikmiş yıllık izin gün sayısının tespitine ilişkindir.1. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararında ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı ve bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davalı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.2. Bilindiği üzere 6100 sayılı Kanun'da usuli kazanılmış hak kavramına ilişkin açık bir hüküm bulunmamaktadır. Bu kavram, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez, ana ilkelerinden biri hâline gelmiştir. Anlam itibarıyla bir davada, mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir. Mahkemenin, Yargıtayın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak doğabileceği gibi bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli kazanılmış hak gerçekleşebilir (Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu, 09.05.1960 tarihli ve 1960/21 Esas, 1960/9 Karar sayılı karar). Hükmün bir kısmının bozma kapsamı dışında bırakılmasının amacı bu kısımların doğru olduğunu belirlemek, bozmanın sınırlarını çizmek ve bu şekilde usuli kazanılmış hakları oluşturup korumaktır. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur (Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu, 04.02.1959 tarihli ve 1959/13 Esas, 1959/5 Karar sayılı kararı). Somut uyuşmazlıkta, bozma öncesi hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacının 2004-2007 yılları arasında 4 yıl için yılda 20 gün; 2008-30.03.2013 tarihleri arasında toplam hizmet yılı 14 yılı aştığından 4857 sayılı İş Kanunu (4857 sayılı Kanun) hükümlerine göre yılda 26 gün, 2014 yılından itibaren toplu iş sözleşmesi hükümlerine göre yılda 30 gün izne hak kazandığının kabulü ile hesaplama yapılmış, karara karşı davacı taraf istinaf ve temyiz yoluna başvurmamıştır. Bozmadan sonra hükme esas alınan bilirkişi raporunda, 10.06.2003-15.06.2008 tarihleri arasında davacının yılda 26 gün, 15.06.2008-21.10.2019 tarihleri arasında yılda 30 gün izne hak kazandığının kabulü ile hesaplama yapılmıştır. Davacının hak kazandığı yıllık ücretli izin süresinin bozmadan önce 2004-2007 yılları arasında yılda 20 gün, bozmadan sonra yılda 26 gün; bozmadan önce 2008-30.03.2013 tarihleri arası 26 gün, bozmadan sonra 15.06.2008 tarihinden itibaren 30 gün yıllık izne hak kazandığının kabulü ile hesaplanmasının davalı lehine oluşan usuli kazanılmış hak ilkesine aykırılık oluşturduğunun gözetilmemesi hatalıdır. 4857 sayılı Kanun'un 53. maddesinde yıllık ücretli izin süresinin, hizmet süresi beş yıldan fazla onbeş yıldan az olanlar için yirmi günden, onbeş yıl (dâhil) ve daha fazla olanlar için yirmialtı günden az olamayacağı belirtilmiştir. Bozma sonrası hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacının hizmet süresi göz önüne alındığında 10.06.2003 tarihinden itibaren 26 gün üzerinden hesaplama yapılması da hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. VII. KARARAçıklanan sebeplerle;Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,17.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.