Nitelikli çocuğun cinsel istismarı suçunda, sanığın mağdurun yaşına ilişkin hatasının değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle istinaf kararını bozan Yargıtay kararı.
Özet: Çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan verilen mahkumiyet hükmünü onayan bölge adliye mahkemesi kararını inceleyen Yargıtay, mağdurenin Adli Tıp Kurumu raporuna göre olay tarihinde 14 yaşını bitirmiş 15 yaşı içinde olduğu ve sanığın da mağdurenin yaşını 16 olarak bildiği yönündeki beyanlar dikkate alındığında, Türk Ceza Kanununun 30. maddesinde düzenlenen hata hükümlerinin uygulanma koşulları bulunduğu halde göz ardı edildiği ve bu durumun hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle söz konusu bölge adliye mahkemesi kararını bozmuştur.

MAHKEMESİ:Ceza Dairesi
SAYISI: 2017/248 E., 2017/267 K.SUÇ : Çocuğun nitelikli cinsel istismarıHÜKÜM: İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düzeltilerek onama Bölge Adliye Mahkemesince verilen karar temyiz edilmekle dosya incelendi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇSanık hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunu işlediği iddiası ile açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda, Kırklareli Ağır Ceza Mahkemesince mevcut delillerin değerlendirilmesi neticesinde sanığın atılı suçtan mahkumiyetine dair verilen hükmün istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.II. TEMYİZ SEBEPLERİSanık Müdafiinin Temyiz İstemiÖzetle, mağdurenin olay tarihinde yaşının on beşin üzerinde olduğuna, bu nedenle sanık hakkında verilen cezanın şüpheden sanık yararlanır prensibi ile çeliştiğine, hakkında verilen mahkumiyet hükmünün sanık lehine bozulması gerektiğine ilişkindir.III. GEREKÇESanığın aşamalarda mağdurenin on altı yaşında olduğunu bildiği yönündeki savunması, mağdurenin de benzer ifadelerde bulunması, hastane doğumlu olmayan, mağdurenin olay tarihindeki yaşının tespiti için alınan Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Dairesi raporunda on dört yaşını bitirmiş on beş yaşı içerisinde olduğunun belirtilmesi, dolayısıyla mağdurenin gerçekte nüfusa kayıtlı yaşından büyük olduğunun anlaşılması, sanık ve mağdurenin yaşadıkları sosyal çevre ve eğitim durumları ile tüm dosya içeriği nazara alındığında, olayda 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 30. maddesinde düzenlenen hata hükümlerinin uygulanma koşullarının bulunduğu nazara alınarak karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde mahkûmiyet hükmü kurulması karşısında, anılan hükme yönelik istinaf başvurusunun kabulü yerine esastan reddedilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.IV. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-a maddesi uyarınca Kırklareli Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 24.11.2025 tarihinde karar verildi.