Kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescili davasında, taşınmaz değerlemesine ilişkin istinaf ve temyiz itirazlarının incelenmesi süreci.
Özet: Bu hukuki evrak, bir taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescili davasında, ilk derece mahkemesinin kabul kararı sonrası, bölge adliye mahkemesince bazı davalıların istinaf başvurularının kısmen kabul edilerek kamulaştırma bedelinin düzeltilmesiyle yeniden esas hakkında hüküm kurulmasının ardından, kamulaştıran idarenin belirlenen bedeli fahiş bulması ve bazı davalı maliklerin ise bedelin taşınmazın gerçek değerini yansıtmadığını, düşük bulunduğunu ileri sürerek bölge adliye mahkemesi kararını temyiz etmelerine ilişkin süreçleri özetlemektedir.

MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1072 Esas, 2024/2397 KararKARAR : Esastan ret/Düzeltilerek yeniden esas hakkında verilen kararİLK DERECE MAHKEMESİ : Trabzon 3. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI : 2022/212 Esas, 2023/18 KararTaraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescili davasında yapılan yargılama sonucunda; İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacı idare, davalı ... ve davalılar ... vd. vekilleri ile davalı ... tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince davacı idare ve davalı ... vekilleri ve davalı ...'nun istinaf başvurularının esastan reddine, davalı ... vd. vekilinin başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı idare ve davalılar ... vd. vekillerince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; Trabzon ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 3 40... parsel sayılı taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescilini talep etmiştir.II. CEVAP1.Davalı ... vekili vekili cevap dilekçesinde özetle; taşınmazın konumu, yapılaşma durumu, ve diğer özellikleri gözetilerek zemin ve yapı bedelinin gerçek değerinin tespitini istemiştir. 2. Davalılar ... vd. vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın, imar planı dahilinde, mücavir alan içerisinde, çevresinde yapılaşma olan, belediyenin tüm hizmetlerinden yararlanan bir taşınmaz olduğunu belirterek gerçek değerinin tespitini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.IV. İSTİNAFA. İstinaf Yoluna Başvuranlarİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı idare ve davalı ... ve davalılar ... vd. vekilleri ile davalı ... istinaf başvurusunda bulunmuştur.B. İstinaf Sebepleri1. Davacı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkeme tarafından belirlenen bedelin fahiş olduğunu, itirazlarının dikkate alınmadığını, bilirkişilerin taşınmazın değerini belirlerken yanlış emsal seçtiklerini ve yanlış emsale göre hesaplama yaptıklarını, Yargıtay'ın yerleşmiş içtihatlarına göre taşınmaza emsal olarak seçilen taşınmazın aynı mahallede olması ve bedel olarak da tapudaki değerinin dikkate alınması gerektiğini, bilirkişilerin enflasyon oranını hiç dikkate almadan satışların olağan zamanlardaki gibi olduğunu kabul ederek hesaplama yaptıklarını, taşınmazın yıpranma bedelinin oldukça düşük hesaplandığını, kurum lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesinin usul ve kanuna aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. 2. Davalılar ... vd. vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi raporunda takdir edilen bedelin taşınmazın gerçek değerini yansıtmadığını, taşınmaz son derece değerli bir taşınmaz olduğunu, şehrin ticari, ekonomik ve kültürel bakımdan üstün merkezlerine çok yakın bir konumda olduğunu, metrekare bedelinin düşük takdir edildiğini, emsal değerlendirilmesinin hatalı yapıldığını, Yapı Yaklaşık Birim Maliyet Cetveli'nin güncellenerek dava tarihine endekslenmiş hali ile bedel takdir edilmesi gerektiğini, taşınmaza takdir edilen bedelin yeknesaklığı sağlamadığını, Anayasa Mahkemesinin 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı kararı doğrultusunda faize hükmedilmesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.3. Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; taşınmaz ve üzerindeki yapı bedelinin düşük belirlendiğini ve gerçek karşılığı yansıtmadığını, enflasyonun gözetilmesi gerektiğini ileri sürdüklerini, ancak dikkate alınmadığını, emsal karşılaştırmasının doğru yapılmadığını, aynı mahallede bulunan emsallere göre değerlendirme yapıldığında metrekare fiyatının 22.000-25.000 TL’ye ulaştığının görüleceğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.4. Davalı ... istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın şehir merkezine, kamu binalarına ve ticaret merkezlerine yakın konumda olduğunu, taşınmaza düşük bedel takdir edildiğini, dava konusu taşınmazın emsalden çok daha değerli olduğunu, taşınmazın az olduğu Trabzon ilinde taşınmaz fiyatlarının yüksek olduğunu, tespit edilen değerin serbest piyasa satımının altında çok düşük kaldığını, belirlenen değer ile dava konusu yerde ya da yakın bir konumda aynı nitelikte başka bir taşınmaz alınmasının mümkün olmadığını, belirlenen metrekare değerinin gerçek değerinin çok altında olduğunu, emsalin metrekare rayiçlerinin doğru belirlenmediğini, bilirkişilerin değerlendirmelerinin soyut ifadeler olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve SonuçBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile arsa niteliğindeki taşınmazın zeminine emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslaması yapılarak; üzerindeki yapılara ise resmî birim fiyatları esas alınıp yıpranma payı düşülerek değer biçilmesinde, davanın niteliği gereğince davacı idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, ancak kamu düzenine ilişkin sebeplerle yapılan incelemede, dava konusu taşınmazın ana taşınmazdaki bir kısım bağımsız bölüm olmasına rağmen, tescil hükmünün ana taşınmaza ilişkin kurulmuş olması doğru olmadığı gibi 01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı kararı ile 2942 sayılı Kanun'un değişik 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrasındaki “Kamulaştırma bedelinin tespiti için açılan davanın dört ay içinde sonuçlandırılamaması halinde, tespit edilen bedele bu sürenin bitiminden itibaren kanuni faiz işletilir” hükmü Anayasa'ya aykırı görülerek iptaline karar verilmiş olup Anayasa Mahkemesinin iptal kararları kesinleşmeyen işlemlerde derhal uygulanacağından, kamulaştırma bedeline dava tarihinden karar tarihine kadar geçen süre için kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faiz uygulaması gerektiğinden davacı idare ve davalı ... vekilleri ve davalı ...'nun istinaf başvurularının esastan reddine, davalı ... vd. vekilinin başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak düzeltilerek yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZA. Temyiz Yoluna BaşvuranlarBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı idare ve davalılar ... vd. vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.B. Temyiz Sebepleri1. Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; Anayasa Mahkemesi iptal kararının geriye yürümezlik ilkesi gereği belirlenen bedele davanın açılış tarihinden 4 ay sonrasından itibaren yasal faiz uygulanmasının usul ve kanuna uygun olacağını, belirlenen bedelin yüksek olduğunu, müvekkili kurum lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.2. Davalılar ... vd. vekili temyiz dilekçesinde özetle; faize ilişkin Anayasa Mahkemesi kararının müvekilleri yönünden uygulanmamasının hatalı olduğunu, istinaf dilekçesinde bedelin düşük olduğunu ve gerçek karşılığı yansıtmadığını, enflasyonun gözetilmesi gerektiğini ileri sürdüklerini, ancak dikkate alınmadığını,enmsal karşılaştırmasının doğru yapılmadığını, aynı mahallede bulunan emsallere göre değerlendirme yapıldığında metrekare fiyatının 22.000-25.000 TL’ye ulaşacağını ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.C. Gerekçe 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.2. Arsa niteliğindeki dava konusu taşınmaza 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslaması yapılarak; üzerindeki yapıya aynı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi uyarınca resmî birim fiyatı esas alınıp yıpranma payı düşülerek değer biçilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.3. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukukî nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, davalılar ... vd. vekilinin tüm, davacı idare vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 4. 01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı kararı ile 04.11.1983 tarihli ve 2942 sayılı Kanun’un 24.04.2001 tarihli ve 4650 sayılı Kanun’un 5 inci maddesiyle değiştirilen 10 uncu maddesine 11.04.2013 tarihli 6459 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesiyle eklenen dokuzuncu fıkrası iptal edilmiştir. Dava 01.08.2023 tarihinden önce açılmıştır. Anayasa’nın 153 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan; “İptal kararları geriye yürümez.” hükmü ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun; “Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine…” gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve 15/15 sayılı kararı ile; “Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukukî duruma göre karara bağlanır.” genel hukukî prensibini hâvi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2017 tarihli ve 2017/3-990 Esas, 2017/954 Karar sayılı kararları nazara alındığında kamulaştırma bedeline 2942 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası gereğince davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrasından başlamak üzere karar tarihine kadar yasal faiz işletilmesi gerekirken yazılı şekilde faize hükmedilmesi bozmayı gerektirir.Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle;1. Davalılar ... vd. vekilinin tüm, davacı idare vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine,2. Davacı idare vekilinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının (4) numaralı bendinin (c) alt bendinde bulunan "14.06.2022 dava tarihinden" ibaresinin çıkartılması, yerine "dava tarihinden 4 ay sonrası olan 15.10.2022 tarihinden" ibaresinin yazılması; "kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faizin" kelimelerinin çıkartılması, yerine "yasal faizin" kelimelerinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,Davacı idareden peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde iadesine, davalılar ... vd.'den peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,17.11.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.K A R Ş I O YYargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 Esas, 2004/19 Karar sayılı kararı ve müstakar kararlarında da açıkça ifade edildiği üzere Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının kesin hüküm halini almamış derdest davalar yönünden uygulanmaları gerekir. Zira Anayasa Mahkemesinin iptal kararları usulî kazanılmış hakkın ve aleyhe bozma yasağının istisnasını teşkil ederler.Bu nedenle somut olayda; davalılardan bir kısmının Anayasanın 46 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca kamu alacaklarına uygulanacak en yüksek faizin uygulanmasına yönelik Hukuk Muhakemeleri Kanununun 26 ncı maddesinin birinci fıkrası kapsamında değerlendirilecek bir talebinin (Davalılar ... vd. vekilinin “faize” ilişkin istinaf sebebi olarak ileri sürdüğü talebi) de dosya münderecatında bulunması karşısında, adı geçen davalılar yönünden; 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası hükmünün iptali yönünde Anayasa Mahkemesi tarafından verilen ve 01.08.2023 tarihli, 32266 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas - 2023/69 Karar sayılı iptal kararı doğrultusunda karar verilmeli ve “dava tarihinden itibaren mahkeme karar tarihine kadar geçen süre için kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faiz oranının uygulanması”, diğer bir ifadeyle Anayasanın 46 ncı maddesinin son fıkrası hükmü nazara alınarak “dava tarihinden itibaren karar tarihine kadar faize hükmedilmesi (aynen temyiz incelememize konu Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 2 nci Hukuk Dairesinin; “c-) … dava tarihinden ilk derece mahkemesinin … karar tarihine kadar işleyecek kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faizin …” uygulanmasına ilişkin kararında olduğu gibi)” gerekmektedir. Hâl böyle iken, eldeki derdest davada Anayasa Mahkemesi iptal kararının uygulanmadığı, Sayın çoğunluğun diğer yönleriyle katıldığım “Düzeltilerek Onanma Kararı”na (faize ilişkin yönüyle) ve faizle ilgili 4 No’lu “Gerekçe/Değerlendirme” görüşlerine, yukarıda adı geçen davalılara ilişkin olan yönüyle, açıkladığım nedenlerle katılmıyorum. 17.11.2025