Yurt dışında çalışan işçinin alacak davasında, milletlerarası özel hukuk kapsamında Umman hukukunun seçimi, bir yıllık zamanaşımı ve bozmaya uyularak verilen ret kararının temyizi incelenmesi.
Özet: Yurtdışında çalışan davacının kıdem, ihbar tazminatı ile fazla çalışma ve tatil ücreti gibi işçilik alacakları talebiyle açtığı davada, Yargıtayın önceki kararı bozarak, farklı çalışma dönemleri için sözleşmedeki hukuk seçimi ve mutad işyeri ilkesi gereği Umman hukukunun uygulanması gerektiğini belirtmesi üzerine, ilk derece mahkemesi bozmaya uyarak yaptığı yargılamada, Umman İş Kanununun 1 yıllık zamanaşımı süresini esas almış ve davacının alacaklarının zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir; davacı vekili ise Türk hukukunun uygulanması gerektiğini savunarak bu kararı temyiz etmiştir.

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2023/672 E., 2025/344 K.İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Şirketin yurt dışındaki işyerinde 2006-2017 yılları arasında demirci formeni olarak çalıştığını, 2.200,00 USD net ücret aldığını, müvekkilinin iş sözleşmesinin haksız ve hukuka aykırı feshedildiğini, kıdem ve ihbar tazminatları ile bir kısım işçilik alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatı, fazla çalışma ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti, hafta tatili ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; uyuşmazlığa yabancı hukukun uygulanması gerektiğini, zamanaşımı def'i ileri sürdüklerini, davacının en son davalı firmanın yurt dışı şantiyelerinde kalıpçı ekipbaşı olarak çalıştığını, 07.12.2006-14.06.2007, 20.01.2012-31.03.20 17... .04.2017-31.10.2017 tarihleri arasında görev yapmış olduğunu, hizmet tespitinin buna göre yapılması gerektiğini, davacının ... projesi kapsamındaki sözleşmesi ile ücretinin 1.424,33 USD olduğunu, davacıya 2017 Ekim ayı ücret bordrosu ile 8.733,33 USD kıdem tazminatı, 1.933,33 USD ihbar tazminatı ödemesinin yapıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 03.06.2022 tarihli kararıyla; davacının Türk vatandaşı olduğu, davalı Şirket merkezinin Türkiye’de olduğu ve yurt dışındaki işyerinde çalıştırmak üzere davacıyı yurt dışına götürdüğü, davalı işyerinden davacı adına sigorta primlerinin ödendiği, iş sözleşmesiyle daha sıkı ilişkili hukukun Türk hukuku olduğu, uyuşmazlığa Türk hukukunun uygulanması gerektiğinin kabul edildiği, davalı tarafından ücret bordroları ile davacıya yapılan ödemeler mahsup edildiğinde ihbar tazminatına hükmedildiği, kıdem tazminatının ise reddine karar vermek gerektiği, davacının ispatlanan fazla çalışma ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti, hafta tatili ücreti alacaklarının bulunduğu gerekçeleriyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 03.06.2022 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 28. Hukuk Dairesinin 01.02.2023 tarihli kararı ile; davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Bölge Adliye Mahkemesinin 01.02.2023 tarihli kararının süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece, 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un (5718 sayılı Kanun) 27/1 hükmü kapsamında hukuk seçimi anlaşması bulunan 20.01.2012-31.03.20 17... .04.2017-31.10.2017 tarihleri arasındaki çalışma döneminde Umman hukukunun, mülga 2675 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un 24... sayılı Kanun'un 27/2 hükmü kapsamında 07.12.2006-14.06.2007 tarihleri arasındaki çalışma dönemleri yönünden ise belirlenecek olan mutad işyeri hukukunun uyuşmazlığa uygulanması gerektiği, hâl böyle olunca, uzman bir bilirkişiden de denetime elverişli rapor alınmak suretiyle dosya kapsamındaki delil durumu birlikte değerlendirilerek usuli kazanılmış haklar da gözetilerek dava konusu alacaklar hakkında karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; bozmaya uyularak yapılan yargılamada; davalı vekilince cevap dilekçesinde uyuşmazlığa yabancı hukukun uygulanması talebinin olduğu, taraflar arasında dosyaya ibraz edilmiş iş sözleşmesinde taraflar arasında uyuşmazlığa uygulanacak hukuk seçimi bulunduğu, çalışılan ülke hukukunun seçildiği, hem de 5718 sayılı Kanun'un 27. maddesi gereğince işin görüldüğü yerin mutad işyeri adresinin de Umman olduğu anlaşılmakla uyuşmazlığı Umman İş Kanunu'nun uygulandığı, Umman İş Kanunu'nun 7. maddesinde işçilik alacaklarında 1 yıllık zamanaşımı süresi öngörüldüğü, iş sözleşmesinin 2017 tarihinde sona erdiği davacının davasının 29.01.2019 tarihinde açtığı davalı tarafça cevap dilekçesinde ileri sürülen zamanaşımı def'i dikkate alındığında alacakların zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde;1. Dava konusu uyuşmazlığa sıkı ilişkili hukuk olarak Türk hukukunun uygulanması gerektiğini,2. Türkiye İş Kurumu sözleşmesinin onaysız, tarihsiz ve matbu olduğunu, sözleşmeye değer verilemeyeceğini,3. Davalı işverenin bilgilendirme yükümlülüğünü yerine getirmediğini,4. Hukuki güvenlik ve öngörülebilirlilik ilkesi, sürpriz karar verme yasağına aykırı karar verildiğini ileri sürmüştür.B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre uyuşmazlık uygulanacak hukuk, zamanaşımı, davanın süresinde açılıp açılmadığına ilişkindir. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeple; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 06.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.