İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin ticari kefalet sözleşmesinden kaynaklı banka alacak davasında kefil imza ve eş rızası geçerliliği itirazlarının incelenmesi.
Özet: Bu dava, bir bankanın, asıl borçlu bir şirkete kullandırılan ticari kredilere ilişkin müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imza atan iki davalıya karşı başlattığı icra takibine yapılan itirazların iptali talebiyle açılmıştır; davacı, borcun ödenmediğini ve itirazların haksız olduğunu savunurken, davalılar ise kefalet sözleşmeleri ile eş rıza belgelerinin hukuken geçersiz olduğunu, özellikle bir davalının imzasının sahte olduğunu ve eş rızasının kapsamının belirsiz, tarihsiz ve yasal gereklilikleri karşılamadığını ileri sürerek takibin durdurulmasını talep etmektedir.

T.C.
İZMİR
6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/238 Esas
KARAR NO : 2025/624
DAVA : Alacak (Ticari Niteliteki Kefalet Sözleşmesi Kaynaklı)
DAVA TARİHİ: 22/12/2021
KARAR TARİHİ: 26/06/2025
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Niteliteki Kefalet Sözleşmesi Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Alacağı temlik eden davacı ... Türk Anonim Ortaklığı vekili 22/12/2021 tarihli dava dilekçesi ile; Müvekkili Banka ... Şubesi ile dava dışı asıl borçlu şirket ... Şti firması arasında Kredi Genel Sözleşmeleri imzalandığını ve bu sözleşmelere istinaden firmaya krediler açılarak kullandırıldığını, söz konusu Kredi Genel Sözleşmelerini dava dışı asıl borçlu şirket ... Şti ile birlikte karşı taraflar ... ve ...'in müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıklarını, borçluların taahhüt etmiş olduğu borcun muaccel hale geldiğini ve müvekkili banka tarafından borcun ödenmesi için Beşiktaş ... Noterliği’nin 22 OCAK 2020 tarih ve... yev.no.lu ihtarnamesi ve eki hesap özetinin keşide edilip, ihtarname ve eki hesap özetinin borçlu davalılar tarafından bizzat tebliğ alındığını, ancak alacağın ödenmediğini, bunun üzerine İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesinin 18/10/2012 tarih ve ... D.iş nolu kararı ile ihtiyadi haciz kararı alındığını ve davalı borçlular hakkında İİK.nun 45. maddesi gereğince İzmir ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibine başlandığını, müvekkili banka tarafından davalılar hakkında İzmir ...İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyasında başlatılan ilamsız takibe, karşı tarafların itiraz ettiğini, dava açılması öncesinde arabuluculuk yoluna başvurulduğunu ancak anlaşma sağlanamadığını, dava konusu takipte kat edilen kredilere ilişkin müvekkili Bankanın, davalı borçlu ...’dan alacaklı olduğu miktarın; takip tarihi itibarı ile davalının kefil olduğu miktarla sınırlı olarak; ..., ..., ..., ..., ... nolu risklerin tamamından, ... numaralı riskin ise 647.444.84 TLsinden, ödemenin yapılacağı tarihe kadar işleyecek % 28,6 temerrüt faizinden ve faizin %5 Bsmsi ile icra giderleri ve ücreti vekaletten sorumlu olduğunun takip talebine derç edildiğini, diğer davalı borçlu ...’den alacaklı olduğu miktarın; takip tarihi itibariyle; 865.144,48 -TL asıl alacak, 386.366,24-TL işlemiş faizi ile 19.318,29-TL %5 BSMV'si ve 2.567,12-TL ihtarname masrafı olmak üzere toplam 1.273.396,13-TL muaccel alacağı ile takip tarihinden itibaren asıl alacağa işleyecek % 28,6 faizi, faizin %5 BSMV’si ile icra giderleri ve ücreti vekaletten sorumlu olduğunun takip talebine derç edildiğini davalıların takibe yapmış olduğu itirazların haksız, yasal dayanaktan yoksun ve sırf alacağın tahsilinin geciktirilmesi amacına yönelik olduğunu bildirerek davalının itirazlarının iptali ile takibin, takip talepnamelerindeki talepleri ile devamına, itiraz edilen kısım üzerinden %20'den az olmamak kaydı ile icra inkar tazminatının davalı borçlulardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Dosya İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas ... Karar sayılı dosyasında verilen 23/12/2021 tarihli görevsizlik kararı sonucu Mahkememize tevzi edilmiştir.
Davalılar vekili cevap dilekçesi ile; Davacı tarafça İzmir ...İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyası ile müvekkilleri aleyhine ilamsız icra takibi başlatıldığını, taraflarınca süresinde ve usulüne uygun yaptıkları itiraz neticesinde takibin durduğunu, takip dayanağı belgelerin, söz konusu icra takibine itiraz neticesinde taraflarınca incelendiğini, ...'ın, dosya borcuna kefil olarak belirtilmekle beraber; kefalet sözleşmeleri ve eş rıza belgeleri incelendiğinde, ilgili kefaletin hukuka uygun gerçekleşmediğinin görüleceğini, davacı ile ... şirketi arasında imzalanan sözleşmeler neticesinde taraflar arasında bir miktar kredi kullanım limiti belirlenmişse de, müvekkillerinden ...'ın kefil olarak azami miktarın belirlendiği sözleşmedeki imzanın ...'a ait olmadığını, bu hususta suç duyurusunda bulunma dahil her türlü cezai ve hukuki şikayet ve dava hakları saklı kalmakla beraber; dosyada mevcut vekaletname incelendiğinde dahi imzanın ...'a ait olmadığının açık bir şekilde görüleceğini, davacı tarafından icra takibine sunulu takip dayanağı belgedeki iki adet imza ile müvekkili ...'ın imzasının uyuşmadığını, takip dayanağı belgedeki iki adet imzanın dahi kendi arasında uyuşmazlık gösterdiğini, ... ile ilgili oluşturulan ve ...'ın imzasının bulunduğu eş rıza belgesi adlı belge de, kefalet için aranan eş muvafakatini karşılamadığını, belge incelendiğinde sonradan doldurulmaya müsait olduğunun görüleceğini, tarihsiz olmasıyla da eşin vermiş olduğu rıza ile üstlenmiş olduğu rizikodan haberdar olduğunun anlaşılabilir olması gerektiğine ilişkin esaslı eksiklik barındırdığını, gerek ...'ın gerekse de ...'ın kime neye nasıl kefil olduklarının veya kefalete muvafakat verdiklerinin anlaşılamadığını, her ne kadar eş rızasının TBK gereğince adi yazılı yazılması yeterli olsa da, ilgili rızanın kime ve neye karşı kefalete ilişkin olduğunun belirli ve somut olmadığını, yine ...'ın imzaladığı ancak hukuken geçersiz olan 'eş rıza belgesi' adı altındaki düzenlemelerin de şekil şartlarını yerine getirmediğini, kefalet sözleşmesinin tarihinin, işbu sözleşmenin esaslı unsurlarından olup belge incelendiğinde sözleşmenin tarihsiz olduğunun görüleceğini, tarihsiz muvafakatin genel bir muvafakat kapsamına alınamayacağı ve geçersiz olacağının kuşkusuz olduğunu, takip dayanağı olan ve kefalete muvafakat verdiği iddia olunan belgenin sayfa numarasının olmaması ve sadece bu belge üstünde 'Ek-4' ibaresinin bulunmasının, belgenin muvafakat veren eş tarafından başkaca zamanda imzalatıldığının bir göstergesi olduğunu, bu durumda eş rıza belgesinin, Borçlar Kanunu anlamında esaslı eksiklikler barındırdığından hukuken geçerli olduğunu, ayrıca davacı tarafından dava dilekçesinde belirtilen 22 Ocak 2020 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnameye bağlı ek olan hesap özetinin müvekkillerine tebliğ edilmediğini, Hesap Kat İhtarnamesinin müvekkillerine hukuka ve usulüne uygun tebliğ olmadığından davacı tarafından takip konusu edilen alacağın muaccel hale dahi gelmediğini, tüm bu durumların mahkemece değerlendirildikten sonra, müvekkili ...'ın davacı-alacaklıya borcunun olmaması, diğer müvekkili ...'in davacı-alacaklıya borcunun muaccel olmaması sebebiyle davacının davasının reddine, davacının kötü niyetli takibinden dolayı %20'den az olmamak koşulu ile kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili 02/02/2023 tarihli duruşmada davayı ...'a temlik ettiklerini bildirmiştir.
Davacı vekili tarafından 16/02/2023 tarihli dilekçe ekinde dosyaya ibraz edilen alacağın temliki sözleşmesinde temlik edenin ... TAO ... Şubesi, temellük edenin ..., borçluların ... Şti, ..., ... ve ... olarak belirtildiği, İzmir ... İcra Müdürlüğünün ..., Aliağa İcra Müdürlüğünün ..., İzmir ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasındaki hak ve alacakların 1.500.000 TL ödeme karşılığında temlik edilmesine ilişkin düzenlendiği belirlenmiştir.
İzmir ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasındaki icra takibinin ..., ... ve dava dışı ... aleyhine 1.273.396,13 TL takip çıkış miktarı üzerinden ilamsız takip yoluyla yapıldığı, davalıların borca ve ferilerine itiraz ettikleri anlaşılmıştır.
Dosyaya verilen 02/05/2023 tarihli adli tıp uzmanı bilirkişisi raporunda davaya konu 12/12/2016 tarihli ... Şti adına düzenlenmiş ...bank genel kredi sözleşmesinin 37. Sayfasındaki ... yazısının davalı ...'ın eli ürünü olduğunun bildirildiği belirlenmiştir.
İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... sayılı soruşturma dosyasından gönderilen 30/05/2023 tarihli yazı cevabında müştekinin ..., şüphelinin ... olduğu, özel belgede sahtecilik suçu nedeniyle yapılan soruşturma sonucunda kamu adına kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği belirlenmiştir.
Takip ve dava konusu alacağın varlığı ve miktarının tespitine yönelik dosya ve temlik eden banka kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış, dosyaya verilen 19/05/2024 tarihli bilirkişi rapor ve 08/11/2024 tarihli rapor denetime açık ve hüküm vermeye elverişli olmadığından yeni bir bilirkişiden rapor alınmasına karar verilmiş, alınan 14/04/2025 tarihli bilirkişi raporunda 09.09.2021 takip tarihi itibariyle
865.144.48-TL alacak aslı, 386.366.24 TL işlemiş tem. faizi
, 19.318.29 TL faizin %5 gider vergisi, 2.567.12 TL ihtarname masrafı
olmak üzere toplam 1.273.396.13 TL temlik eden banka alacağından davalı ...’ın tahsilinde tekerrür olmamak
kaydı ile müteselsil kefil sıfatıyla sorumlu olduğunu,
700.000.00 TL Alacak aslı, 327.549.44 TL işlemiş tem. faizi
, 16.377.47 TL faizin % gider vergisi, 2.567.12 TL ihtarname masrafı olmak üzere toplam 1.046.494.03 TL temlik eden banka alacağından davalı ...’ın tahsilinde tekerrür olmamak
kaydı ile müteselsil kefil sıfatıyla sorumlu olduğu,
takip sonrası dava tarihi arasında kredilere 90.538.80 TL tahsilat sağlandığı, ancak
yapılan hesaplamada tahsilatın faiz alacağını dahi karşılamadığından yapılan tahsilatın icra
dosyasında dikkate alınması gerektiği, banka alacağının 1.300.000 TL bedelle davacı ...’a temlik edildiği ve alacaklı sıfatını aldığı,
temlik alan ...’ın takip tarihinden itibaren ... yönünden
865.144.48 TL ... yönünden 700.000 TL asıl alacağa temlik eden banka ile davalılar
arasında akdedilen Genel Kredi Sözleşme hükümleri gereği yıllık % 28.60 oranında temerrüt faizi, ve
faizin % 5 gider vergisini talep edebileceği sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
Aşamada temlik alan vekili davalı tarafla anlaşmak üzere olduklarını bildirmiş, aşamada dosyaya verdiği 25/06/2025 tarihli dilekçesiyle taraflar arasında 02/12/2024 tarihli protokol yapılarak dosya borcunun borçlular tarafından ödeneceği ve icra dosyasının işlemden kaldırılmasının hüküm altına alındığını ve dosyanın işlemden kaldırıldığını, icra dosyası infazen işlemden kaldırıldığından davanın konusuz kaldığını bildirmiş, 26/06/2025 tarihli duruşmada yargılama gideri, vekalet ücreti ve icra inkar tazminat taleplerinin bulunmadığını bildirerek konusuz kalan davada karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar vekili 26/06/2025 tarihli dilekçesiyle tarafların haricen anlaştıklarını, her iki tarafın birbirinden masraf ve vekalet ücreti talebinin bulunmadığını, anlaşma sebebiyle davanın konusuz kaldığı yönünde karar verilmesini talep etmiştir.
Somut olayda temlik eden banka tarafından davalılar aleyhine İzmir ... İcra Müdürlüğünün ... Sayılı dosyasıyla başlatılan icra takibine davalıların itirazının iptaline yönelik olarak iş bu davanın açıldığı, aşamada takip konusu alacağın davacı banka tarafından temlik alan ...'a temlik edildiği, aşamada tarafların haricen anlaşmaları nedeniyle davanın konusuz kaldığı belirlenerek konusuz kalan davada esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair aşağıdaki karar verilmiştir.
KARAR; Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Konusuz kalan davada esas hakkında Karar Verilmesine Yer Olmadığına,
2-Alınması gerekli 615,40 TL peşin harç ile 80,70 TL başvurma harcı olmak üzere toplam 696,10 TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiliyle Hazineye gelir kaydına,
3-HUAK 18/A maddesi gereğince Zorunlu Arabuluculuk kapsamında suçüstü ödeneğinden ödenen 1.360,00 TL Arabuluculuk giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
4-Talep olmadığından vekalet ücreti ve yargılama gideri yönünden karar verilmesine yer olmadığına,
5- Taraflarca yapılan yargılama giderlerinin ilgili taraflar üzerinde bırakılmasına,
6-Taraflarca yatırılan gider avansının bakiyesinin karar kesinleştiğinde ilgili taraflara iadesine,
Dair davacı temlik alan ... vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda verilen karar tebliğden itibaren iki haftalık süre içinde İzmir Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 26/06/2025
Başkan ...
e-imzalı
Üye ...
e-imzalı
Üye ...
e-imzalı
Katip ...
e-imzalı