Yargıtayın tapu iptali ve tescil davasında, kesin hüküm ve yetersiz zilyetlik araştırması nedenleriyle bozulan ilk derece mahkemesi kararına yönelik temyiz incelemesi.
Özet: Tapu kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak Hazine adına kayıtlı mera, tarla ve ham toprak vasfındaki taşınmazların tapularının iptali ve adlarına tescili talebiyle açılan davada, ilk derece mahkemesinin önceki Yargıtay bozma ilamına uyarak verdiği kısmen kabul kısmen ret kararı, davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir; zira önceki bozma ilamı, bazı parseller yönünden kesin hüküm nedeniyle davanın reddi gerektiğini, diğer bir parsel için ise tapu kaydının tüm tedavüllerinin araştırılması, eski dava dosyalarının uygulanarak kesin hüküm/güçlü delil niteliğinin tartışılması gibi eksikliklerin giderilmesi gerektiğini belirtmişti.
8. Hukuk Dairesi         2024/2078 E.  ,  2025/6707 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2023/100 E., 2023/125 K.
Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davasında İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sonucunda; Sivas ili Hafik ilçesi ... köyü çalışma alanında bulunan 1 08... parsel sayılı 12.899, 13... yüzölçümündeki taşınmaz mera vasfıyla sınırlandırılarak özel siciline kaydedilmiş, 1 09... ve 5 parsel sayılı 2.833, 98... .380, 79... yüzölçümündeki taşınmazlar toprak tevzi komisyonunca oluşturulan tapu kaydı nedeniyle tarla vasfıyla, 1 09... parsel sayılı 1.984, 28... yüzölçümündeki taşınmaz ise kimsenin mülkiyet iddiasında bulunmadığı, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğu belirtilerek, ham toprak vasfıyla Hazine adına tespit ve tescil edilmiştir.
Davacılar ... ve müşterekleri tapu kaydına ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, dava konusu 1 08... , 1 09... , 5 ve 34 parsel sayılı taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile adlarına tescili istemiyle dava açmışlardır.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda verilen, "davanın kabulüne, çekişmeli taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile davacılar adına miras payları oranında tapuya tesciline" dair karar, davalı Hazine vekilinin temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 12.06.2021 tarihli ve 2021/2370 Esas, 2021/4686 Karar sayılı ilamı ile "...1. Davalı Hazine vekilinin 1 09... , 5 ve 34 parsel sayılı taşınmazlara ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; dava konusu taşınmazlar hakkında daha önce davacıların miras bırakını ... tarafından, davalılardan Hazine aleyhine açılan kadastro tespitine itiraz davasında, davacı tarafından verilen kesin süre içerisinde keşif masrafının yatırılmadığı, dosyadaki delil durumuna göre de davacı tarafın davasını kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine verilerek kararın kesinleştiği, bu durumda dava sebebinin, konusunun ve taraflarının aynı olması sebebiyle, sözü edilen Kadastro Mahkemesi kararının eldeki davada kesin hüküm niteliğinde olduğundan, davanın kesin hüküm nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, bu parseller yönünden davanın esasına girilerek yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olduğu; 2. davalı Hazine vekilinin 1 08... parsel sayılı taşınmaza ilişkin hükme yönelik temyiz itirazları yönünden ise; yapılan araştırma, inceleme ve uygulamanın karar vermek için yeterli olmadığı, Hafik Asliye Hukuk Mahkemesinin 1956/1 68... /176 Karar sayılı dosya ile yine aynı mahkemenin 2005/ 46... /98 Karar sayılı dava dosyalarındaki krokiler uygulanmak suretiyle dava konusu taşınmazı kapsayıp kapsamadıkları ve ayrıca yine bu dava dosyalarında davacıların murisinin taraf olup olmadığı belirlenmediği, dosyada taraf olması halinde bu dosyanın eldeki dava yönünden kesin hüküm ya da güçlü delil teşkil edip etmediğinin tartışılmadığı, davacı tarafın, tapu kaydına ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayalı olarak, taşınmazın adlarına tescili isteminde bulunduğu halde, sadece zilyetlik araştırması ile yetinildiği, davacıların dayandıkları tapu kaydının oluşumundan itibaren tüm tedavüllerinin getirtilmediği, tapu kaydının başka taşınmazlara revizyon görüp görmediğinin araştırılmadığı ve dayanılan kayıt taşınmaz başında yöntemince uygulanmadığı, hal böyle olunca, doğru sonuca ulaşılabilmesi için Mahkemece öncelikle, davacıların dayandıkları tapu kaydının tüm tedavülleri ile birlikte ve ayrıca varsa oluşumuna esas dayanak kayıtları getirtilmesi, tapu kaydının kadastro sırasında başka taşınmaza revizyon görüp görmediğinin saptanması ve revizyon görmüş ise revizyon gördüğü parsele ait onaylı tutanak örneği, tutanak kesinleşmiş ise kadastro sonucu oluşan tapu kaydı dosya arasına celp edilmesi, dosya bu şekilde ikmal edildikten sonra mahallinde yapışacak keşifte davacıların dayandığı tapu kaydı ve varsa haritası uygulanıp kapsamlarının belirlenmesi, dosya arasında bulunan Hafik Asliye Hukuk Mahkemesinin 1956/168 Esas ve 2005/46 Esas sayılı dava dosyalarındaki krokiler uygulanıp dava konusu taşınmazı kapsayıp kapsamadığının kesin olarak belirlenmesi, tescile esas dava dosyasının kapsamında ise bu dava dosyasında davacıların ya da miras bırakanlarının taraf olup olmadığının araştırılması, şayet taraf iseler o zaman eldeki bu dosya yönünden kesin hüküm ya da güçlü delil niteliğinde bulunup bulunmadığının tartışılması, dava konusu taşınmazın öncesinin geleneksel biçimde kullanılan kadim mera olup olmadığı, dava konusu taşınmaz ile mera parseli arasında ayırıcı nitelikte unsur bulunup bulunmadığı, taşınmazın geçmişte ne durumda bulunduğu, kime ait olduğu, kimden nasıl intikal ettiği, kim tarafından, ne zamandan beri ve ne suretle kullanıldığı, evveliyatının mera, yaylak veya kışlak olup olmadığı, zaman içinde taşınmazın sınırlarında mera yönünde genişleme olup olmadığı hususlarında yerel bilirkişi ve tanıklardan olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınması; ziraat mühendisi bilirkişisinden, taşınmazı komşu parsellerle birlikte ele alan, mera ile arasında ayırıcı unsur bulunup bulunmadığı, çekişmeli taşınmazın meradan açma olup olmadığı ve taşınmazın önceki ve mevcut niteliğini açıklayan, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınması, teknik bilirkişiye uygulanan tapu kaydının ve krokilerin kapsadığı alanı gösterir ve keşfi takibe imkan verir kroki düzenlettirilmesi ve bu şekilde davacıların dayandığı tapu kaydı ile tescile esas krokilerin kapsamları tereddütsüz olarak belirlenmesi, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi ..." gereğine değinilerek bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde; "davanın kısmen kabulüne, dava konusu 1 08... parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile, ... mirasçıları adına tapuya kayıt ve tesciline, dava konusu 1 09... ve 5 parsel ile 1 09... parsel sayılı taşınmazların, daha önceden kesin hükme bağlanmamış olması nedeniyle dava şartı yokluğundan usulden reddine" karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
1. Davalı Hazine vekilinin, dava konusu 1 09... , 5 ve 34 parsel sayılı taşınmazlara ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirmesine, uyulan bozma ilamı doğrultusunda hüküm verildiğine ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) Geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre, uyulan bozma ilamında ve İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiş, temyiz itirazlarının reddi ile İlk Derece Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
2. Davalı Hazine vekilinin, dava konusu 1 08... parsel sayılı taşınmaza ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; somut olayda İlk Derece Mahkemesince
her ne kadar davacıların tutunduğu tapu kayıtlarının dava konusu 1 08... nolu parseli kapsadığı kabulüyle bu parselin davacılar adına tesciline karar verilmiş ise de, yapılan inceleme ve araştırma bu sonuca varmak için yeterli değildir. Şöyle ki; 21.07.2023 tarihli bilirkişi raporu ile davacıların dayandığı 2 47... sahife ve 2 sıra nolu tapu kaydının dava konusu 1 08... nolu parseli kapsadığı belirtilmiş ise de, anılan raporun dosya içeriği ile uyumlu olduğunu söyleyebilme imkanı yoktur. Dayanak tapu kaydı mevkii olarak Deretarla mevkiisine ait iken, dava konusu taşınmazın ise Kısık mevkisinde yer almakta olup, bundan ayrı olarak taşınmaz başında yapılan keşifte dinlenen mahalli bilirkişi 1948 doğumlu ... alınan beyanlarında, 2 sıra nolu tapu kaydının mevki itibariyle dava konusu yere uymadığını, Deretarla mevkiinin dava konusu yerin güneyinde ve uzağında bulunduğunu belirtmiştir. Keşifte dinlenen diğer mahalli bilirkişiler ise, Deretarla mevkiini bilmediklerini beyan etmişlerdir. İlk Derece Mahkemesince mevki içeren tapu kaydının uygulanabilir olup olmadığı irdelenmeden, kapsamı tam olarak tayin edilmeyen tapu kaydına dayalı şahıslar adına tescil hükmü kurulmuştur. Yanılgılı değerlendirmeye dayalı olarak hüküm kurulması hatalıdır. Öte yandan, 04.10.2022 tarihli ziraat bilirkişi raporunda dava konusu 1 08... nolu parseli gösteren fotoğraflarda, taşınmaz içerisinde mera bitkilerinden sığır kuyruğu bitkisinin yer aldığı görülmesine karşın, fotoğraf içermeyen denetime elverişsiz 12.08.2023 tarihli ziraat bilirkişi raporunda ise dava konusu taşınmazda mera bitkilerinin (sığır kuyruğu vb.) bulunmadığı belirtilerek çelişki oluşmuştur. Aynı raporda dava konusu taşınmazın, komşu 1 08... nolu mera parselinden sabit sınır ile ayrıştığı belirtilmesine karşın bu durum da fotoğraflanmadığından denetleme imkanı olmamıştır. Bunların yanında taşınmazın evvelinin tespiti açısından en önemli delil niteliğinde olan hava fotoğraflarından da yararlanılmamış, usulüne uygun şekilde mera araştırması yapılmamıştır. Eksik incelemeye dayalı olarak hüküm kurulması hatalıdır.
O halde, İlk Derece Mahkemesince yapılması gereken iş; tespit tarihinden 15 - 20 - 25 yıl öncesi zaman dilimi içerisinde çekilmiş farklı tarihlere ait en az 3 adet stereoskopik hava fotoğrafı ve bu hava fotoğrafları kullanılarak üretilmiş memleket haritaları ile temin edilebilen en eski ve yeni tarihli yüksek çözünürlüklü uydu fotoğrafları getirtilerek dosya arasına konulmalı, bu şekilde dosya ikmal edildikten sonra mahallinde, taşınmazın bulunduğu köyden ve bu köye komşu köylerden yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından ayrı ayrı seçilecek yerel bilirkişiler ve taraf tanıkları ile 3 kişilik ziraatçi bilirkişi kurulu, fen bilirkişisi ve jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişisinin katılımıyla yeniden yeniden keşif yapılmalıdır. Taşınmazların başında icra edilecek keşif sırasında dinlenecek yerel bilirkişiler ve taraf tanıklarından, dava konusu taşınmazın kim tarafından neye istinaden ve ne zamandan beri zilyet edildiği, özellikle davacı tarafın dava konusu taşınmaz üzerinde 20 yılı aşan bir şekilde zilyetliğinin bulunup bulunmadığı hususlarında maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalı, dava konusu taşınmazın öncesinin mera, yaylak veya kışlak olup olmadığı, taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olması halinde imar ihyaya konu edilip edilmediği, imar ve ihyaya konu edilmiş ise ihyanın hangi tarihte başlayıp ne zaman bitirildiği, etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsel tutanak ve dayanakları ile denetlenmeli, dinlenen bilirkişi ve tanık beyanları arasındaki çelişki oluştuğu takdirde yüzleştirme yapılmak suretiyle giderilmeye çalışılmalı, tespite aykırı sonuca varılması durumunda tespit bilirkişileri de tanık sıfatı ile dinlenmeli; ziraat mühendisleri bilirkişi kurulundan, komşu parsellerle karşılaştırmalı biçimde ve komşu parsellerin dava dosyalarındaki bilirkişi raporları da değerlendirilerek, dava konusu taşınmazın toprak yapısı, eğimi, bitki deseni ve diğer yönlerden komşu mera parselinden nasıl ayrıldığı, mera ile arada doğal ya da yapay ayırt edici bir sınır bulunup bulunmadığı, kadim nitelikte yani öncesi bilinmeyen zamandan beri mera olup olmadığı, dava konusu taşınmaz bölümünün meranın bütünlüğünü bozup bozmadığını belirten, taşınmazın değişik yönlerden çekilmiş fotoğraflarını (özellikle komşu mera parseli ile karşılaştırılmış ve aralarındaki sınırı gösteren ve dere ile kot farkını gösteren) ve yan görünüş (kesit) krokisini ihtiva eden, somut verilere ve bilimsel esaslara dayalı, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; hava ve uydu fotoğraflarının keşifte uygulanması suretiyle bilirkişi ve tanık beyanları denetlenmeli; jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişisinden, hava fotoğraflarının stereoskop aletiyle incelenmesi suretiyle, dava konusu taşınmazın önceki ve şimdiki niteliğinin ne olduğu, kullanım sınırlarının oluşup oluşmadığı, taşınmazın temyize konu bölümü ile mera olan bölümünü ayırıcı unsur sayılabilecek bir doğal yapının bulunup bulunmadığı hususunda ayrıntılı rapor düzenlemesi istenilmelidir. Bunların yanında daha evvel dava konusu taşınmazın bulunduğu ... Köyü ile komşu ... Köyü arasında görülen mera uyuşmazlığına ilişkin Hafik Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/46 Esas, 2006/98 Karar sayılı dava dosyasında toplanan deliller de gözetilerek, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir.
İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesi usul ve kanuna uygun bulunmadığından, hükmün bozulması gerekmiştir.
S O N U Ç : Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan sebeplerle, davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile İlk Derece Mahkemesi kararının dava konusu 1 09... , 5 ve 34 parsel sayılı taşınmazlar yönünden ONANMASINA,
Davalı Hazine vekilinin, dava konusu 1 08... parsel sayılı taşınmaza ilişkin hükme yönelik temyiz itirazları yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
Taraflarca 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
30.10.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.