Kadastro dışı bırakılan Hazine arazisi üzerinde uzun süreli zilyetlik ve imar-ihya iddiasıyla tapu tescili talebi davası.
Özet: Burdurdaki 60.000 m²lik arazinin davacı tarafından 1955-1956 yıllarından itibaren zilyetlik ve imar-ihya yoluyla kazanıldığını iddia ederek adına tescilini talep ettiği kadastro uyuşmazlığında; arazi, ilk kadastrada harici bırakılmış, orman sınırı dışında kalmış, 2021deki çalışmada Hazine adına tespit edilmiş ancak dava nedeniyle kesinleşmemiştir. Hazine taşınmazın devlete ait olduğunu savunurken, dava ilk derece mahkemelerinde zilyetlik süresinin yorumu ve mahkemenin görev alanı konularında verilen kararların üst mahkemece birden çok kez bozulması üzerine görevsizlik kararı ile kadastro mahkemesine taşınmıştır.

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2022/18 E., 2024/1 K.İlk Derece Mahkemesi kararı davalılar Hazine vekili ve ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:K A R A RDava konusu taşınmazların bulunduğu Burdur ili Çavdır ilçesi ... Mahallesinde 19 63... yılları arasında yapılan arazi kadastrosu, 6831 sayılı Orman Kanun'u (6831 sayılı Kanun) uyarınca yapılıp 14.04.1998 tarihinde kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B çalışması ile 2021 yılında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) geçici 8. maddesi kapsamında yapılan kadastro çalışması bulunmakta olup, ilk tesis kadastrosu çalışmasında dava konusu taşınmazlar "taşlık" vasfıyla kadastro harici bırakılmış, orman kadastrosu çalışmasında ise orman sınırı dışında bırakılmış olup, geçici 8. madde çalışmasında davaya konu taşınmazlar kadastro çalışmasına konu olmuş ve keşif sonucu düzenlenen bilirkişi raporunda (A) harfi ile belirtilen taşınmaz 6 50... parsel numarası ve 19.356,60 m² miktarıyla ve vasfı belirtilmeden Hazine adına, (B) harfi ile belirtilen taşınmaz 6 50... parsel numarası ve 19.075,59 m² miktarıyla ve vasfı belirtilmeden Hazine adına tespit edilmiş, taşınmazların tescil davasına konu olmalarından dolayı dosyanın Kadastro Mahkemesine aktarılması nedeniyle tespitin kesinleşmediği anlaşılmıştır.Davacı vekili 20.04.2009 tarihli dilekçesinde özetle; davacının Burdur ili Çavdır ilçesi ... mevkindeki Batısı ..., ..., ... tarlaları ve kısmen dere, doğusu ...’e ait tarla ve kısmen dere, kuzeyi kısmen çalılık ve kısmen dere, güneyi ... ve ... tarlası ile çevrili 60.000,00 m² miktarındaki araziyi 40 yılı aşkın süredir zilyet ettiğini, tapulama çalışmalarının 1963 yıllarında geçmesine rağmen davacının zilyetinde bulunan yerlerin tapu dışı bırakıldığını, orman kadastrosunda taşınmazın orman alanı dışında olduğunu, davacının 40 yıldan fazla zaman öncesi söz konusu yeri imar ettiğini ve tarla haline getirdiğini ileri sürerek, Burdur ili Çavdır ilçesi ... mevki 60.000,00 m² (60 dönüm) miktarındaki arazinin davacı adına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir.Davalı Hazine vekili 19.11.2009 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle: mevzuat gereğince söz konusu taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufunda bulunan yerlerden olduğunu, özel mülkiyete konu olamayacağını, zilyetliğin tapu ve vergi kaydı ile kazanılamayacağını, taşınmazın Hazine adına kayıt edilmesi gerektiğini, zilyetlikle mülkiyetin şartlarının oluşmadığını ileri sürerek, haksız ve dayanaksız açılan davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.Çavdır Asliye Hukuk Mahkemesinin 25.11.2011 tarihli ve 2009/29 Esas, 2011/137 Karar sayılı kararı ile; dava konusu yerin 3302 sayılı Kanun ile değişik Kadastro Kanunu'nun 2/B maddesi gereğince kadastro tespitlerinin yapıldığı, 13.10.1997 tarihinde kesinleştiği, davacının kadastro tespitlerinin kesinleştiği 13.10.1997 tarihinden davanın açıldığı tarihe kadar 20 yıllık zilyetlik süresinin dolmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, davacı vekili tarafından temyiz yoluna başvurulması üzerine Dairemizin 28.09.2012 tarihli ve 2012/1284 Esas, 2012/8287 Karar sayılı ilamı ile; İlk Derece Mahkemesince 3302 sayılı Kanun'un 2/B madde çalışması kanunun lafzına ve ruhuna aykırı yorumlandığı, dava tarihi itibarıyla geriye doğru imar-ihya tarihinin net bir biçimde belirlenmesi, ondan sonra 20 yıllık kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğinin gerçekleşip gerçekleşmediği değerlendirilerek hasıl olacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle hüküm bozulmuştur. Bozma sonrası Gölhisar Asliye Hukuk Mahkemesinin 11.09.2018 tarihli ve 2013/321 Esas, 2018/261 Karar sayılı kararı ile; davacının kadastroda tespit harici bırakılan taşınmazların 3402 sayılı Kanun'un 17... sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 713. maddesindeki kazanma şartlarını gerçekleştirdiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş; karara karşı, davalı Hazine vekili tarafından temyiz yoluna başvurulması üzerine, Dairemizin 07.12.2022 tarihli ve 2021/11996 Esas, 2022/9901 Karar sayılı ilamı ile; 3402 sayılı Kanun’un 26/son ve 27/1. maddeleri uyarınca taşınmaz hakkında tutanak düzenlendiği tarihten itibaren tutanağın kesinleşmesine kadar Kadastro Mahkemesinin görevli olduğu, dosyasının görevli ve yetkili Kadastro Mahkemesine gönderilmesi gerektiği gerekçesiyle hüküm bozulmuş, bozma sonrası Gölhisar Asliye Hukuk Mahkemesi’nce Kadastro Mahkemesine yönelik görevsizlik kararı verilmiştir. Burdur Kadastro Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen ilamı ile; mahalli bilirkişi beyanlarından dava konusu yerlerin 1955-1956 yıllarından itibaren davacı ... tarafından imar-ihyaya başlanılıp tamamlanarak dava tarihine kadar davasız ve aralıksız, ekip biçmek-fundalık ve badem ağacı dikmek suretiyle malik sıfatıyla zilyet olacak şekilde kullanıldığı, orman bilirkişisi ...'un 15.09.2017 havale tarihli bilirkişi raporlarına göre de 1971 yılından itibaren dava konusu taşınmazların tarımsal amaçlı olarak kullanıldığı ve 1992 yılı öncesinde imar ve ihyanın tamamlanarak dava tarihine kadar aralıksız olarak tarımsal amaçlı kullanımın devam ettirildiği, dava konusu taşınmazların orman sayılmayan yerlerden olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile; 6 50... parsel sayılı taşınmazın 19.356,60 m² ve tarla olarak, 6 50... parsel sayılı taşınmazın 19.075,59 m² ve tarla olarak Gölhisar Sulh Hukuk Mahkemesinin 22.09.2020 tarihli ve 2020/391 Esas, 2020/427 Karar sayılı veraset ilamı dikkate alınarak muris ...’un mirasçıları adına ve iştirak halinde mülkiyet şeklinde tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalılar Hazine vekili ve ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.Davalı Hazine vekili temyiz başvuru dilekçesinde özetle; tapulama çalışmalarında taşlık alan olarak kadastro harici niteliğinde tapulama dışı bırakılan taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu, eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu, Yargıtay bozma ilamında eksiklik olarak belirtilen hususların tam olarak yerine getirilmediğini, lehlerine vekalet ücreti takdiri gerektiğini belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.Davalı ... vekili temyiz başvuru dilekçesinde özetle; tapulama çalışmalarında taşlık alan olarak kadastro harici niteliğinde tapulama dışı bırakılan taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu, bu yerlerin özel mülkiyete konu olamayacağını, dinlenen bilirkişi ve tanık beyanlarının da birbiriyle çelişen ifadeler içerdiğini, eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. Dava, 4721 sayılı Kanun'un 713/1. maddesine dayalı tescil davası olarak açılıp, 3402 sayılı Kanun'un geçici 8. maddesi kapsamında tutanak düzenlenmesi nedeniyle Kadastro Mahkemesine aktarılan kadastro tespitine itiraz istemine ilişkindir.Yukarıda açıklanan gerekçeler ile yazılı şekilde karar verilmiş ise de yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli değildir.Şöyle ki; dava konusu taşınmazların sınırında orman olması nedeniyle Orman İdaresi davaya dahil edilmemiş, dava konusu taşınmazların bulunduğu yerde kesinleşen orman tahdidi bulunmasına rağmen orman kadastro çalışmasına ilişkin evrak dosya arasına alınmamış ve kesinleşen orman kadastrosuna göre dava konusu yerlerin ormanla ilgisinin bulunup bulunmadığı araştırılmamış, taşınmaza komşu 6 50... parsel sayılı taşınmazın hangi nitelikle tapuya tescil edildiği araştırılmamış, bu komşu taşınmazın orman niteliğinde olması halinde dava konusu 6 50... parsel sayılı taşınmazın orman içi açıklık niteliğinde olup olmayacağı değerlendirilmemiş ve eksik inceleme ile hüküm kurulmuştur.O halde İlk Derece Mahkemesince, öncelikle Orman İdaresi davaya dahil edilmeli, dava konusu taşınmazlara komşu taşınmazların güncel tapu kayıtları ile ilk tesis tarihlerinden itibaren dayanağı tüm belgelerin (tapu kütük sayfası, tapulama tutanağı, tescil istem belgesi, hükmen tescil kararı vb. belgelerin) bulunduğu yerden temin edilip dosyaya eklenmesi, dava konusu taşınmazların bulunduğu yörede yapıldığı anlaşılan orman tahdidine ilişkin işe başlama, çalışma, işi bitirme ve sonuçlarının askı ilan tutanakları ile taşınmazın bulunduğu yeri orman tahdit sınır noktalarıyla birlikte gösterir onaylı orman tahdit harita örneği, yöreye ait en eski memleket haritası ve hava fotoğraflarının tamamı ile varsa amenajman planı ve komşu parsellere (bitişik sınır komşu köylerde dahil olmak üzere) ait kadastro tutanakları, tutanaklar kesinleşmiş ise tapu kayıt örnekleri ve tapu kayıtları İlk Derece Mahkemesi kararı sonucu oluşmuş ise İlk Derece Mahkemesi karar örnekleri, ilgili yerlerden getirtilip dosya ikmal edildikten sonra, mahallinde tarafsız, yöreyi iyi bilen, taşınmazın bulunduğu köyde ve komşu köylerde ikamet eden, elverdiğince yaşlı şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler, aynı yönteme göre tespit edilecek taraf tanıkları ile halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman yüksek mühendisleri arasından seçilecek üç yüksek orman mühendisi bilirkişisi, bir jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişisi ve bir fen bilirkişisinin katılımıyla yapılacak inceleme ve keşifte, orman sınır noktaları tutanak ve haritalarda yazılı mevki, yer, kişi isimleri ile açı ve mesafelere göre, orman kadastrosu tutanak ve haritalarının düzenlenmesinde kullanılan hava fotoğrafları ve memleket haritalarından yararlanılarak, değişik açı ve uzaklıklardaki en az 6-7 adet orman sınır noktası bulunup röperlenmeli, orman kadastrosu ile ilgili sınır noktaları aynı ölçeğe çevrilerek, dava konusu taşınmazların orman kadastro haritasına göre konumu genel kadastro paftası üzerinde, aynı ya da yakın orman sınır hatlarında dava konusu edilen parseller varsa, bunların tümü birleşik harita üzerinde gösterilmeli; tutanaklardaki anlatımlar değerlendirilmeli; tutanaklarla tahdit haritası arasında çelişki bulunup bulunmadığı belirlenmeli; çelişki bulunmakta ise dava konusu parsel yönünden tahdit tutanakları ile haritalar arasındaki çelişki tahdit tutanaklarına değer verilmek suretiyle giderilmeli, dava konusu taşınmazların 6831 sayılı Kanun'un 17/2. maddesinde belirtilen orman içi açıklık vasfında olup olmadığını belirten, müşterek imzalı şekilde, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırıldığında denetime elverişli rapor alınmalı ve dava konusu taşınmazların orman sayılan yerlerden olup olmadığı tereddüte mahal bırakmayacak şekilde belirlenerek sonucuna göre hüküm kurulmalıdır.İlk Derece Mahkemesince, belirtilen hususlar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve incelemeye dayalı karar verilmesi usul ve kanuna uygun bulunmadığından, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.SONUÇ: Yukarıda açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA,Peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine,1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,30.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.