Halka açık şirketin olağanüstü genel kurulunda alınan ayrılma hakkı kullanım fiyatı ve önemli varlık satışına dair kararların butlan/iptal istemli davasının esastan reddi.
Özet: Bir hissedarın, davalı şirketin 21.11.2018 tarihli olağanüstü genel kurulunda alınan kararlara karşı açtığı davada, ayrılma hakkı kullanım fiyatının hatalı hesaplandığı ve önemli şirket varlıklarının usulsüz satıldığı iddia edilmiştir; ancak ilk derece mahkemesi, ayrılma hakkı ile ilgili maddede oylama yapılmadığı ve karar alınmadığı için iptal edilecek bir işlem olmadığını, önemli varlık satış kararının ise halka açık şirket mevzuatına uygun olarak genel kurulda yeterli çoğunlukla alındığını belirterek, genel kurul kararlarının iptali yönündeki talepleri reddetmiştir.

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/853 Esas, 2024/2162 KararKARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Karşıyaka Asliye Ticaret MahkemesiSAYISI : 2018/750 E., 2022/136 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARARI. DAVA Davacı dava dilekçesinde; pay sahibi olduğu davalı şirketin 21.11.2018 tarihinde olağanüstü genel kurul toplantısı yaptığını, toplantının 2. maddesinde alınan kararın butlan ile, 3. maddesinde alınan kararın ise iptal ile malul olduğunu, 2. maddenin görüşüldüğünü, ancak herhangi bir oylamaya tabi tutulmadığını, toplantıda davalı şirket tarafından pay sahiplerine 0,0068648 TL olarak açıklanan ayrılma hakkı kullanım fiyatının mevzuata aykırı olarak yanlış hesaplandığını, 28.12.2017 tarihli olağanüstü genel kurul kararına da aykırılık taşıdığını, bu nedenle yatırımcıların büyük zarara uğratıldığını, Sermaye Piyasası Kurulu’nun (SPK) 13.12.2018 tarihli 631448 sayılı kararı uyarınca bu fiyatın 1,14257 TL olması gerektiğini, 3. gündem maddesi ile ilgili olarak ise; önemli miktarda şirket varlığının toptan satışına karar verilmesinin genel kurula ait bir görev olup devredilemeyeceğini, davalı şirketin bu emredici kurala aykırı işlemler yaptığını, 28.12.2017 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında davalı şirketin gayrimenkulleri ve makine parkının 34.000,00 USD+ KDV bedelle satmak üzere karar alındığı halde, bu karar iptal edilmeden veya vazgeçildiğine dair yeni bir karar alınmadan yönetim kurulunca satış fiyatının düşürüldüğünü ve dava konusu genel kurul kararının alındığını, yönetim kurulunun şirketin halka açık bir şirket olduğunu göz ardı ederek hukuka aykırı işlemler yaptığını ileri sürerek 21.11.2018 tarihli genel kurulun 2. gündem maddesi ile alınan kararının butlan ile malul olduğunun tespiti ile iptaline, 3. gündem maddesi ile alınan kararın iptaline karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde, müvekkili şirketin duran varlık satış sürecine ilişkin aşamalarının hukuka uygun olduğunu, ayrılma hakkı kullanım süresinin 28.11.2018- 11.12.2018 tarihleri olarak belirlendiğini, bu süreçte hiçbir ortağın ayrılma hakkını kullanmadığını, SPK işlemi aleyhine Danıştay’da yürütmenin durdurulması talebi ile dava açıldığını, davacının 21.11.2018 tarihli genel kurula asaleten katıldığını, 3. gündem maddesine ret oyu vererek muhalefet şerhini tutanağa geçirdiğini, ayrılma hakkını kullanmak istediğini, ancak kullanmadığından bir zararının da bulunmadığını, genel kurula konu hakkında bilgi veren 2. madde ile ilgili oylama yapılmadığını, dolayısıyla bu maddenin butlan ile malul olduğu iddiasının iyiniyete aykırılık taşıdığını, davacının gündemin 3. maddesi aleyhine dava açmakta hukuki menfaati bulunmadığını, 28.12.2017 tarihli genel kurula ise katılmadığını savunarak davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının davalı şirket nezdinde 904.497/ 2.626.869 oranında pay sahibi olduğu, dava konusu genel kurul toplantısına katıldığı, iptali istenilen 3. madde ile ilgili olumsuz oy kullanıp muhalefet şerhini tutanağa geçirttiği, dava konusu 21.11.2018 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısının 2. gündem maddesinde yer alan “şirket işleri, özellikle ayrılma hakkı ile ilgili olarak bilgi verilmesi” şeklindeki işlemde bir oylama yapılmadığı ve karar alınmadığı, maddi alemde hiç doğmayan bir kararın geçersizliğinden (butlan ya da iptalinden) bahsedilemeyeceği, davacının bu maddeye yönelik talebinin dayanaktan yoksun olduğu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 538/2, 408/2-f ve 421/3-(a) hükümleri uyarınca önemli miktarda şirket varlığının satışı işleminin anonim şirket genel kurulunun vazgeçilmez yetkileri arasında sayıldığı, sermayenin %75 oy çokluğuyla karar alınabileceği, 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nda (6362 sayılı Kanun) önemli nitelikte sayılan işlemlerde aranacak genel kurul yeter sayılarına ilişkin ayrı bir düzenleme öngörüldüğü, önemli nitelikteki varlık satışına karar verilebilmesi için davalı şirketin halka açık şirket ve 6362 sayılı Kanun hükümlerine tabi olması sebebi ile genel kurula katılan payların en az 2/3’ünün (%66’sının) olumlu oyunun gerektiği, dava konusu toplantıda %83 oranında olumlu oy (35.555.824,00 TL) kullanıldığı, dolayısıyla 3 numaralı gündem maddesi ile şirketin önemli miktardaki duran varlıklarının satışına ilişkin kararda iptali gerektirecek bir husus bulunmadığı, önemli miktardaki varlık satış kararı ile şirket borçlarının ödenmesinin amaçlandığı, şirket varlıkları içerisinde yer alan maddi duran varlıkların bir kısmının satışa konu edilmesi işleminin işletme devri niteliği taşımadığı, SPK’nın 13.12.2018 tarihli ve 631448 sayılı “2/23.1 sayılı Önemli Nitelikteki İşlemlere İlişkin Ortak Esaslar ve Ayrılma Hakkı Tebliği’nin 10. maddesine uygun şekilde hesaplanacak ayrılma hakkı kullanıp fiyatının Altınyağ’a 28.12.20 17... .11.2018 tarihli genel kurul toplantıları için 1,00 TL nominal değerli pay başına 1,14257 TL olduğu hususunun kamuya duyurulmasına ve ayrılma hakkı kullanım fiyatının hatalı olarak kamuya duyurulması nedeniyle zarara uğrayan Altınyağ pay sahiplerinin söz konusu zararın tazminine ilişkin olarak genel hukuk hükümleri çerçevesinde söz konusu tarihler itibariyle görev üstlenen yönetim kurulu üyeleri aleyhine dava açabileceği hususunda bilgilendirilmelerine” şeklinde karar alındığı, davalı şirketin bu kararın gereğini yerine getirip getirmediği tespit edilememiş ise de bu durumun davanın esasına etkili görülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.IV. İSTİNAFBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi heyeti kök ve ek raporlarının hüküm kurmaya ve denetime elverişli olduğu, davalı şirketin ticari defter ve kayıtlarına ilişkin incelemelerin uzman bilirkişilerce davalı şirketin e-deftere tabi olması nedeniyle e-defter beratları belgelerle karşılaştırılmak suretiyle yapıldığı, bilirkişi ek raporlarında 31.12.2018 tarihli bilanço kayıtlarının irdelendiği, kararda hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. V. TEMYİZA. Dava ve Hukuki NitelendirmeDava, anonim şirket genel kurul kararlarının kararının butlan ile malul olduğunun tespiti ile iptali talebine ilişkindir.B.Değerlendirme ve Gerekçe1.Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin karara yönelik davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir. 2.Dava, davacının pay sahibi olduğu halka açık anonim şirketin 21.11.2018 tarihli genel kurulunun 2. maddesi ile açıklanan ayrılma hakkının butlan ile malul olduğunun tespiti ile iptali talebi, 3. maddesi ile davalı şirketin ve bağlı ortaklığının sahip olduğu gayrimenkullerin ve makine parkının tamamının dava dışı şirkete satışına ilişkin kararın iptali talebine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince, genel kurulun 2 no.lu maddesi bakımından oylama yapılıp karar alınmadığı, maddi alemde hiç doğmayan bir kararın geçersizliğinden (butlan ya da iptalinden) bahsedilemeyeceğinden davacının bu maddeye yönelik talebinin dayanaktan yoksun olduğu, 3 no.lu gündem maddesine ilişkin olarak da, şirket varlıkları içerisinde yer alan maddi duran varlıkların bir kısmının satışa konu edilmesinin işletme devri niteliğinde olmadığı, önemli miktardaki varlık satış kararı ile şirket borçlarının ödenmesinin amaçlandığı, 6263 sayılı Kanun’da öngörülen toplantı ve karar nisabının sağlandığı, işlemin mevzuata uygun olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilinin istinaf başvurusu ise kararın hukuka uygun olduğu gerekçesi ile Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddedilmiştir. Somut olayda, Mahkemece genel kurulun 3 no.lu maddesi bakımından toplantı ve karar nisabının sağlandığı, karara konu hukuki işlemin genel kurulun yetkisinde olduğuna karar verilmiş ise de, 6263 sayılı Kanun’un, dava konusu genel kurul karar tarihinde yürürlükte olan “Ortaklıkların önemli nitelikteki işlemleri” başlıklı 23. maddesinde; “(1) Halka açık ortaklıkların; a) Birleşme, bölünme işlemlerine taraf olması, tür değiştirme veya sona erme kararı alması, b) Mal varlığının tümünü veya önemli bir bölümünü devretmesi veya üzerinde bir ayni hak tesis etmesi veya kiralaması, c) Faaliyet konusunu tümüyle veya önemli ölçüde değiştirmesi, ç) İmtiyaz öngörmesi veya mevcut imtiyazların kapsam veya konusunu değiştirmesi, d) Borsa kotundan çıkması, gibi hususlar bu Kanunun uygulanmasında önemli nitelikte işlem sayılır.” düzenlemesine; mezkûr Kanun'un 29/6 hükmünde ise; “Halka açık ortaklıklarda yeni pay alma haklarının kısıtlanmasına, kayıtlı sermaye sisteminde yönetim kuruluna yeni pay alma haklarını kısıtlama yetkisinin verilmesine, sermaye azaltımına ve 23 üncü maddenin birinci fıkrasına göre belirlenen önemli nitelikteki işlemlere ilişkin kararların genel kurulca kabul edilebilmesi için, esas sözleşmelerinde açıkça oran belirtilmek suretiyle daha ağır nisaplar öngörülmediği takdirde, toplantı nisabı aranmaksızın, ortaklık genel kuruluna katılan oy hakkını haiz payların üçte ikisinin olumlu oy vermesi şartı aranır. Ancak, toplantıda sermayeyi temsil eden oy hakkını haiz payların en az yarısının hazır bulunması hâlinde, esas sözleşmede açıkça daha ağır nisaplar öngörülmedikçe, toplantıya katılan oy hakkını haiz payların çoğunluğu ile karar alınır. Bu işlemlerde, 6102 sayılı Kanunun 436 ncı maddesinin birinci fıkrasına göre taraf olan ortaklar bu işlemlerin onaylanacağı genel kurul toplantılarında oy kullanamazlar. Bu fıkrada belirtilen nisapları hafifleten esas sözleşme hükümleri geçersizdir.” düzenlemesine yer verilmiş olup, önemli nitelikteki işlemlere ilişkin kararların genel kurulca kabul edilebilmesi için, esas sözleşmelerinde açıkça oran belirtilmek suretiyle daha ağır nisap öngörülebileceği, aksi takdirde maddede belirtilen şekilde karar alınabileceği belirtilmiştir. Somut olayda, mahkemelerce, davalı şirketin esas sözleşmesinde daha ağır bir nisap öngörülüp görülmediği araştırılmadan, anılan hükümde belirtilen nisaba göre karar verilmesi doğru olmamıştır. Zira toplantı ve karar nisabının bulunmaması genel kurul kararının yokluğu sebebi olup resen gözetilmesi gereken bir durumdur. Hal böyle olunca, Mahkemece davalı şirketin esas sözleşmesi ve varsa tadil metinleri getirtilip daha ağır bir nisap bulunup bulunmadığı belirlenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ile karar verilmesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir. Kabule göre de, davalı şirketin ve bağlı ortaklığı .... San. ve Tic. A.Ş.’nin sahip olduğu gayrimenkulleri ile makine parkının tamamının 28.12.2017 tarihli genel kurulda 34.000.000,00 USD+ KDV bedelden satışına karar verilmesine rağmen dava konusu 21.11.2018 tarihli genel kurulda aynı varlığın 27.500.000,00 USD+ KDV bedelle satışına karar verilmesinde, hakların sakınılarak kullanılması ilkesine, dolayısıyla bu durumun 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 2. maddesinde belirtilen dürüstlük kuralına aykırı olup olmadığı da değerlendirilmeksizin karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.VI. SONUÇ: Yukarda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1 hükmü uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 06.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.