Bingölde kadastro öncesi tapu iptali ve tescil davasında, taşınmazın orman vasfı ve zilyetlikle iktisap koşullarının belirlenmesi için yeniden keşif yapılmasına yönelik Yargıtay bozma kararı.
Özet: Bu dava, kadastro öncesi nedenlere dayalı tapu iptali ve tescil talebiyle açılmış olup, ilk derece mahkemesi, davacının mirasçılığını ispatlayamamasına rağmen, taşınmazları otuz yılı aşkın süredir zilyetliğinde bulundurduğu gerekçesiyle Türk Medeni Kanununun 713. maddesi uyarınca davanın kabulüne ve taşınmazların davacı adına tesciline karar vermiştir; ancak, davalıların temyizi üzerine üst mahkeme, dava konusu parselin bir kısmının eski tarihli haritalara göre orman niteliğinde olduğu ve ilk derece mahkemesince taşınmazın niteliği ile zilyetlikle iktisaba elverişli olup olmadığının kesin olarak tespit edilmediği gerekçesiyle kararı bozarak, yöreye ait en eski haritalar, hava fotoğrafları ve uzman bilirkişiler aracılığıyla yeniden kapsamlı bir keşif yapılarak taşınmazın hukuki vasfının belirlenmesi yönünde talimat vermiştir.

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/268 E., 2024/188 K.Taraflar arasında kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.Karar davalılar Hazine vekili ve ... vekili ile yargılama giderlerine yönelik olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Dava konusu taşınmazın bulunduğu Bingöl ili Merkez ilçesi ... köyünde 3402 sayılı Kadastro Kanunu'na göre 1999 yılında yapılıp, dava açılmayan parseller yönünden 12.01.2000 tarihinde kesinleşen tesis kadastrosu bulunduğu, dava konusu 1 03... parsel sayılı taşınmazın tarla vasfıyla Hazine adına 26.04.1999 tarihinde tespit edildiği, tespitin 10.12.1999-12.01.2000 tarihleri arasında ilan edildiği, Hazine adına yapılan tespite karşı Orman İdaresince Hazine aleyhine kadastro mahkemesinde kadastro tespitine itiraz davası açıldığı, kadastro mahkemesince davanın reddine, taşınmazın tespit gibi tesciline karar verildiği ve kararın kesinleştiği anlaşılmıştır.Davacı ... vekili dava dilekçesinde; Bingöl ili Merkez ilçesi ... köyü ... mevkinde kain 1 03... parsel sayılı taşınmaz ile 1 03... parsel sayılı taşınmazın davacı ...'ın murisleri ... ve ... isimli şahıslar adına kayıtlı olmasına karşın kadastro çalışmalarında Hazine adına kaydedildiğini, taşınmazların 30 yılı aşkın süredir davacı ...'ın zilyetliğinde olduğunu ileri sürerek, taşınmazın davacı adına tescilini talep etmiştir.İlk Derece Mahkemesinin 26.02.2015 tarihli ve 2011/315 Esas, 2015/144 Karar sayılı kararıyla; davacı ...'ın eski tarihli tapu kaydında ismi bulunan ... ve ... isimli kişilerin mirasçısı olduğunu ispatlayamadığı, ancak aynı zamanda 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 713. maddesi gereğince değerlendirme yapılması gerektiği, 59 parselin 1936 tarihli ve 39 numaralı vergi kaydında belirtilen taşınmazın sınırları içinde kaldığı, taşınmazın Milli Emlak Müdürlüğü tarafından ..., 40 parselin kadastro tespit tutanağında 1936 tarihli ve 130 numaralı ... oğlu ..., ... oğlu ... ve ölü ... hissedarlarına kiraya verildiği belirtilmişse de Milli Emlak Müdürlüğünden gönderilen yazıda ecrimisil ve kira bedelinin alınmadığının bildirildiği, taşınmazların davacıya icara verildiğinin ispatlanamadığı, Hazinenin 1936 tarihli 39... numaralı vergi kayıtlarında malik olarak gözüktüğü, vergi kaydının tek başına zilyetlik için yeterli olmadığı, mahalli bilirkişi beyanlarından taşınmazın kesintisiz ve aralıksız 30 yıldan fazla süredir davacı ... tarafından kullanıldığının anlaşıldığı, 4721 sayılı Kanun'un 713. madde koşullarının gerçekleştiği belirtilerek, davanın kabulüne dava konusu 1 03... ve 59 parsel sayılı taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile davacı ... adına tesciline karar verilmiş; karar, davalılar vekillerince ayrı ayrı temyiz edilmiştir.Dairemizin 30.03.2022 tarihli ve 2021/8885 Esas, 2022/3060 Karar sayılı ilamında özetle; dahili davalı ... Müdürlüğünün temyizi yönünden dava konusu ... köyü 1 03... ve 59 numaralı parsellerin kamulaştırma planı dışında kaldığı, dava konusu taşınmazların sınırlarında karayolu bulunmadığı belirtilerek temyiz itirazlarının reddine, davalı Hazinenin temyizi yönünden; dava konusu 1 03... parselin davalı Hazine adına olan tapusunun iptali ile davacı ... adına tesciline yönelik temyiz itirazlarının yerinde görülmediği, dava konusu 1 03... parselin davalı Hazine adına olan tapusunun iptali ile davacı ... adına tesciline yönelik temyiz itirazları yönünden taşımazın sınırında orman olduğu, dava konusu 1 03... parsel sayılı taşınmazın ekli krokide (B) harfi ile gösterilen 1.589,93 m²lik kısmının 1957 tarihli memleket haritasının incelenmesine göre orman sayılan yer olduğunun bildirildiği, raporda hava fotoğrafı incelemesine yer verilmediği, İlk Derece Mahkemesince dava konusu taşınmazın niteliği ve zilyetlik ile iktisabı mümkün olan yerlerden olup olmadığı kesin ve net olarak tespit edilmeden davanın kabulüne karar verildiği, yöreye ait en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğrafları ile amenajman planı ve komşu parsellere ait kadastro tutanakları, tutanaklar kesinleşmiş ise tapu kayıt örnekleri ve tapu kayıtları hükmen oluşmuş ise Mahkeme karar örnekleri ve varsa ilgili Yargıtay ilamlarının örnekleri ilgili yerlerden getirtilip, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan, aynı köyde ve komşu köylerde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek ayrı ayrı 3’er kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi bilirkişi, bir fen bilirkişi ve bir jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişi aracılığıyla yeniden keşif yapılması, keşifte getirtilen belgelerin dava konusu taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle, taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiğinin belirlenmesi; 3116, 47 85... sayılı Kanunlar karşısındaki durumunun saptanması gerektiği belirtilerek, hükmün bozulmasına karar verilmiştir.İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; dava konusu 1 03... parsel sayılı taşınmazın 1947 yılından itibaren hava fotoğraflarında sınırlarının görüldüğü, imar-ihyaya konu olabilecek kullanım olduğu, özel mülkiyete konu olabileceği, keşif sonrası dosyaya alınan mahalli bilirkişi beyanları, orman bilirkişi raporları ve jeodezi ve fotogrametri bilirkişi raporu dikkate alındığında zilyetlik şartlarının oluştuğu, dava konusu 1 03... parsel sayılı taşınmazın orman sayılmayan alanlardan olduğu belirtilerek, davanın kabulüne, dava konusu 1 03... parsel sayılı taşınmazın davalı Hazine adına kayıtlı olan tapu kaydının iptali ile davacı ... adına tapuya tesciline, bozma öncesi verilen kararda Yargıtay tarafından bozmaya konu yapılmayan Bingöl ili Merkez ilçesi ... köyü 1 03... numaralı parsel olarak tapuda Hazine adına kayıt ve tescilli olan 13.05.2013 havale tarihli fen bilirkişi raporunda 1 03... numaralı parsel ile gösterilen taşınmazın davalı Hazine adına olan tapu kaydının iptali ile, davacı ... adına tapuya tesciline karar verilmiştir.Davacı ... vekili, taraflarına vekalet ücreti hükmedilmesi ve yargılama giderinin davalılardan alınması gerektiği iddiasıyla; davalı ... vekili, taşınmazların kamulaştırma planlarının celbi ile mahaline uygulanması gerektiği iddiasıyla; davalı Hazine vekili, dava konusu taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunu, imar-ihyadan söz edebilmek için zor ve zahmetli uğraş verilmesi gerektiğini, yine imar-ihya tarihinin belirli olması gerektiğini, dava tarihinden geriye doğru hava fotoğrafları istenerek keşif yapılması ve imar-ihya hususunun araştırılmasını, davacının dayandığı tapu kaydının ilk tesisinden itibaren tüm tedavüllerinin ve vergi kayıtlarının getirtilerek dosya arasına alınması ve imar-ihya ile zilyetlik koşullarının belirlenmesi gerektiği iddiasıyla kararı temyiz etmişlerdir.1. Davalı ... vekilinin temyiz itirazları yönünden; önceki karara karşı temyiz itirazlarının reddedildiği ve temyize konu hükümde davalı ... aleyhine yeni bir durum da yaratılmadığı anlaşıldığından, temyiz dilekçesinin reddine karar verilmiştir.2. Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları yönünden; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.3. Davacı ... vekilinin temyiz itirazları yönünden; 6100 sayılı Kanun'un 332. maddesi gereğince yargılama giderlerine İlk Derece Mahkemesince re'sen hükmedileceği, yargılama gideri tutarının hangi tarafa ve hangi oranda yükletildiğinin ve dökümünün hüküm altında gösterileceği, öte yandan, vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekâlet ücretinin de 6100 sayılı Kanun'un 323/1-ğ maddesi gereği yargılama giderlerinden olup aynı Kanun'un 326/1. maddesi gereği kanunda yazılı hâller dışında yargılama giderlerinin aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verileceği belirtilmiş olup, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verildiğine göre kendisini vekille temsil ettiren davacı ... yararına karar tarihi itibari ile yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca vekalet ücretine ve yargılama giderine hükmedilmesi gerekirken, takdir edilmemiş olması isabetsiz ve hükmün bu nedenle bozulması gerekirse de, bu yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan 1086 sayılı Kanun'un 438. maddesinin yedinci fıkrası hükmü uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.S O N U Ç : Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle; davalı ... vekilinin temyiz dilekçesinin REDDİNE,(2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle; davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının REDDİNE,Davacı ... vekilinin temyiz itirazlarının (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen kararın, hüküm fıkrasının (3) numaralı bendindeki "davanın niteliği gereği (davalıların zorunlu hasım olmasından dolayı) davacı ... tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacılar üzerinde bırakılmasına" ibaresinin hükümden çıkarılarak, bu kısma "davacı ... tarafından yapılan posta gideri, müzekkere, bilirkişi ücreti, araç ücreti, keşif harcı olmak üzere toplam 19.194,70 TL yargılama giderinin davalı Hazineden alınarak davacı ...'a verilmesine" ibaresinin eklenmesine, hükmün (4) numaralı bendindeki "davanın niteliği gereği (davalıların zorunlu hasım olmasından dolayı) kendisini vekille temsil ettiren davacı ... lehine vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına" ibaresinin çıkarılarak, bu kısma "Karar tarihi itibari ile yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen dava değeri olan 13.862,77 TL vekalet ücretinin davalı Hazineden alınarak kendisini vekille temsil ettiren davacı ...'a verilmesine" ibaresinin eklenmesine, hükmün (5) numaralı bendindeki "davanın niteliği gereği Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken (kabul kararı verilen 1 03... parsel ve 1 03... parsel sayılı taşınmazların ziraat bilirkişileri tarafından tespit edilen değeri üzerinden) 946,97 TL nispi karar ve ilam harcından davacı ... tarafından dava açılırken yatırılan 120,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 826,67 TL'nin davacı ...'dan tahsil edilerek Hazineye irad kaydına" ibaresinin çıkarılarak, bu kısma "Davalı Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, davacı ... tarafından yatırılan 120,30 TL peşin harcın kararın kesinleşmesi ve talep halinde davacı ...'a iadesine" ibaresinin eklenmesine ve hükmün 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollaması ile aynı Kanun'un 304. maddesi (1086 sayılı Kanun'un 438/7. maddesi) gereğince DÜZELTİLMİŞ BU ŞEKLİ İLE ONANMASINA,Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,6001 sayılı Karayolları Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkındaki Kanun'un 12. maddesine göre; davalı ... Müdürlüğünden harç alınmasına yer olmadığına,İstek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine,Taraflarca 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,28.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.