Kamulaştırma bedelinin tespiti davasında İzmir BAM 5. Hukuk Dairesinin istinaf ret kararının taraflarca faiz, değerleme ve vekalet ücreti gerekçeleriyle temyiz edilmesi.
Özet: Kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmazın idare adına tescili davasında, ilk derece mahkemesince bedel tespiti ve tescil kararı verilmesinin ardından, taraflarca kamulaştırma bedeli, faiz, emsal değerlendirmesi, düzenleme ortaklık payı kesintisi ve vekalet ücreti konularındaki itirazlarla yapılan istinaf başvuruları; bölge adliye mahkemesince taşınmazın arsa olarak doğru değerlendirildiği, emsal karşılaştırmasının yerinde olduğu, kadastral parsel ile imar parseli farkı gözetilerek %45 oranında düzenleme ortaklık payı indiriminin uygun bulunduğu ve uluslararası kararlar doğrultusunda idare lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiği gerekçeleriyle esastan reddedilmiştir.
5. Hukuk Dairesi         2025/1236 E.  ,  2025/14572 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2024/4177 Esas, 2024/3373 Karar
KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Soma 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2023/620 Esas, 2024/189 Karar
Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescili davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; Manisa ili, ..., ... Mahallesi 147 parsel sayılı taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ile kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı taraf cevap dilekçesi sunmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne ve kamulaştırma bedelinin tespiti ile davalıya ödenmesine, dava konusu taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile davacı idare adına tesciline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; kamulaştırma bedeline işleyecek faiz konusunda hatalı karar verildiğini, ilk karar sonrası faizin tarafa ödendiğini, ilk kararda hükmedilen miktar düşülerek faize hükmedilmesi gerektiğini, değerleme oranının, zemin değerinin hatalı belirlendiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, davalı lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesi gerektiği, Yerel mahkeme tarafından hatalı şekilde müvekkil kurum lehine vekâlet ücretine hükmedilmediğini ileri sürerek istinaf talebinde bulunmuştur.
2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin kamulaştırma bedeli olarak belirlediği bedelin çok düşük olduğunu, emsalin uygun emsal olmadığı, dava konusu taşınmazın emsal gösterilen yerden daha değerli olduğunu, değer tespitinde düzenleme ortaklık payı kesintisi yapılmaması gerektiğini, emsal taşınmazın imar durumu ile dava konusu parselin durumu farklı olduğundan dava konusu taşınmaza uygulanan farazi düzenleme ortaklık payı kesintisinin oldukça yüksek kaldığını, zirai muhdesat bedeli belirlenirken ağaçların üretim ilaçlama ve gübreleme masraflarının eklenmediğini, yargılama aşamasında bilirkişi raporuna yaptıkları itirazlar göz ardı edilerek ve ek rapor alınmadan eksik inceleme ile verilen kararın hukuka aykırı olduğunu, Anayasa Mahkemesinin iptal kararı doğrultusunda faize hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek istinaf talebinde bulunmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; taşınmazın arsa niteliğinde değerlendirilmesinin yerinde bulunduğu, arsa niteliğinde kabul edilen taşınmazlara emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesi yöntem olarak doğru olduğu gibi, dava konusu taşınmazın kadastral parsel olduğu, emsal taşınmazın imar parseli olduğu belirlendiği, dava tarihi itibarıyla %45 oranında düzenleme ortaklık payı indirimi yapılmasının uygun olduğu, ayrıca, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin ... numaralı başvuru sonucu verilen 23.10.2018 tarihli kararı ve Anayasa Mahkemesinin 2016/9364 başvuru numaralı, 01.06.2019 tarihli ve 30791 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan kararı göz önüne alındığında davacı idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesinin doğru olduğu gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiştir.
2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme
Uyuşmazlık, ... olarak davacı idare ile davalı tapu maliki arasındaki kamulaştırma bedelinin tespiti istemine ilişkindir.
2. Değerlendirme
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Arsa niteliğindeki dava konusu taşınmaza 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslaması yapılarak; üzerindeki yapıya aynı Kanun'nun 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi uyarınca maddesi uyarınca resmi birim fiyatları esas alınıp yıpranma payı düşülerek; ağaçlara ise yaş, cins ve verim durumu dikkate alınmak suretiyle değer biçilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
3. Dava 01.08.2023 tarihinden önce açılmıştır. Anayasa’nın 153 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan; “İptal kararları geriye yürümez.” hükmü ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun; “Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine…” gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve 15/15 sayılı kararı ile “Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukukî duruma göre karara bağlanır.” genel hukukî prensibini hâvi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2017 tarihli ve 2017/3-990 Esas, 2017/954 Karar sayılı kararları nazara alındığında fark kamulaştırma bedeline dava tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 2942 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası gereğince davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrasından başlamak üzere yasal faiz uygulanması yerindedir.
4. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukukî ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Taraf vekillerinin yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Taraflardan peşin alınan temyiz harçlarının Hazineye irat kaydedilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
17.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.