Bozmaya uyularak yapılan yargılamada, kadastro tespitine itiraz davasında gayri sahih vakıf adına kayıtlı taşınmazların zilyetlik yoluyla asli müdahil adına tesciline karar verilmesi.
Özet: Bu kadastro tespitine itiraz davasında, davacı ve asli müdahil, Samsundaki çeşitli taşınmazların kadastroda davalı vakıf adına kaydedilmesine karşı çıkarak, uzun yıllardır süren nizasız ve fasılasız zilyetlikleri sebebiyle kendi adlarına tescilini talep etmişlerdir. Yüksek mahkemenin bozma kararına uyularak yapılan yargılamada, davalı vakfın gayri sahih vakıf olduğu, taşınmazların vakfiyeye ait olmadığı ve zilyetlikle kazanımının mümkün olduğu tespit edilmiştir. Davacının tarım arazilerini zilyetliğinde bulundurduğu, 3402 sayılı Kanunun 14. maddesindeki kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği şartlarının gerçekleştiği belirlenerek, ilk derece mahkemesinin davanın kabulü yönündeki kararı onanmıştır.

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2024/3 E., 2024/17 K.Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı asli müdahil vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:K A R A RDavacı ... vekili dava dilekçesinde; Samsun ili Asarcık ilçesi ... köyünde kain dava dilekçesinde belirttiği taşınmazların kadastro çalışmalarında davalı ... Vakfı adına kaydedildiğini ancak taşınmazları davacının uzun yıllardır kullandığını ve zilyetli olduğunu ileri sürerek, taşınmazların kadastro tespitlerinin iptali ile davacı adına tapuya tesciline, taşınmazlar üzerinde yer alan imalatların davacıya aidiyetine ilişkin kayıtların korunmasına karar verilmesini talep etmiştir. Asli müdahil ... (T.C. 56...74 8) vekili dosyaya sunduğu 07.11.2018 havale tarihli dilekçesinde; müdahale dilekçesinde belirttiği taşınmazların zilyetliğinde olduğunu ileri sürerek, taşınmazların müdahil adına tescilini talep etmiştir.Havza Kadastro Mahkemesinin 15.06.2022 tarihli ve 2018/40 Esas, 2022/56 Karar sayılı kararıyla; davanın kısmen kabulüne, müdahil davacının davasının reddine, dava konusu 1 10... , 1 12... , 1 13... , 1 20... , 2 01... , 7, 10, 2 02... ve 5, 2 03... , 8, 10, 2 06... , 2 14... , 2 29... , 2 31... , 3, 6, 2 37... ve 2 39... parsel sayılı taşınmazların kadastro tespitleri gibi ... Vakfı adına tapuya tesciline, dava konusu 1 09... , 16, 28, 1 10... , 20, 35, 47, 1 19... , 1 20... , 1 31... , 1 34... ve 8 parsel sayılı taşınmazların kadastro tespitlerinin iptali ile hüküm yerinde gösterilen payları oranında davacı ... mirasçıları ... ve müşterekleri adına tapuya kayıt ve tescillerine karar verilmiş; hüküm, davacı ... mirasçıları ... ve arkadaşları, müdahil davacı ... vekili ile davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dairemizin 09.11.2022 tarihli ve 2022/6657 Esas, 2022/8949 Karar sayılı kararıyla; davalı ... vekilinin dava konusu 1 09... , 16, 28, 1 10... , 20, 35, 47, 1 19... , 1 20... , 1 31... , 1 34... ve 8 parsel sayılı taşınmazlar yönünden; davacı ... mirasçıları ... ve arkadaşları ile müdahil davacı ... vekilinin 1 10... ve 1 20... parsel sayılı taşınmazlara yönelik temyiz itirazlarının yerinde olmadığı gerekçesiyle bu taşınmazlar yönünden hükmün onanmasına; müdahil davacı ... vekilinin davaya konu 1 12... , 1 13... , 2 01... , 7, 10, 2 02... ve 5, 2 03... , 8, 10, 2 06... , 2 14... , 2 29... , 2 31... , 3, 6, 2 37... ve 2 39... parsel sayılı taşınmazlara yönelik temyiz itirazları yönünden; dosya kapsamında daha önce yapılan bozma ilamında tespit maliki olan ... Vakfının gayri sahih vakıf olduğu, taşınmazların vakfiye kapsamında kalmadığı hususunun belirtildiği ve İlk Derece Mahkemesince de bozma ilamına uyulduğu, buna göre bozma ilamından sonra müdahil olan ... oğlu ... yönüyle güçlü delil oluştuğu ve müdahil davacı ... yararına zilyetlikle kazanım koşullarının gerçekleştiği hususunun belirlendiği, dolayısıyla dava konusu 1 12... , 1 13... , 2 01... , 7, 10, 2 02... ve 5, 2 03... , 8, 10, 2 06... , 2 14... , 2 29... , 2 31... , 3, 6, 2 37... ve 2 39... parsel sayılı taşınmazlar yönünden davanın kabulü ile müdahil davacı ... adına taşınmazların tapuya tesciline karar verilmesi gerektiği, İlk Derece Mahkemesince yazılı şekilde karar verilmesinin isabetsiz olduğu belirtilerek, hükmün bozulmasına karar verilmiş; Karara karşı, davalı vekili tarafından karar düzeltme yoluna başvurulmuş olup, karar düzeltme istemi reddedilmiştir.İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; davanın kadastro tespitine itiraz davası olduğu, dava konusu taşınmazların davalı ... Vakfı adına tespit gördüğü, keşifte dinlenen kişilerin dava konusu taşınmazların ...'a ait olduğu yönünde beyanda bulundukları, taşınmazların asli müdahil ... oğlu ... adına tespit edilmesi gerekirken sehven hata yapılarak isim benzerliği olan ... oğlu ... mirasçıları olarak tesciline karar verildiği ancak kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki oluşturulamayacağı, bu sebeple hatanın düzeltilmediği, dosyaya kazandırılan bilirkişi raporlarında davalının dayandığı 1228 (M.1812) tarihli kaydın, dava konusu taşınmazları içine aldığı, taşınmazın kadim tarım arazileri vasfında olduğu yönünde görüş bildirdikleri, davacının taşınmazları nizasız ve fasılasız zilyetliğinde bulundurduğu, tarım arazisi olarak kullandığı, davalı Vakfın gayri sahih vakıf olduğu, taşınmazların zilyetlik ile kazanılmasının mümkün olduğu, davacı yararına 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 14. maddesinde yazılı kazandırıcı zamanaşımı zilyetlik şartlarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu 1 12... , 1 13... , 2 01... , 7, 10, 2 02... , 5, 2 03... , 8, 10, 2 06... , 2 14... , 2 29... , 2 31... , 3, 6, 2 37... ve 2 39... parsel sayılı taşınmazların kadastro tespitinin iptali ile davacı muris ... mirasçıları adına hüküm yerinde gösterilen payları oranında tesciline, diğer dava konusu 1 09... , 16, 28, 1 10... , 20, 35, 47, 1 19... , 1 20... , 1 31... , 1 34... ,8, 1 10... ve 1 20... parsel sayılı taşınmazlar yönünden Yargıtay kararıyla onanması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Karar, asli müdahil vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiş olup, asli müdahil vekili tarafından sunulan hükmün tavzihi talebi İlk Derece Mahkemesinin 04.04.2024 tarihli ek kararıyla ret edilmiş olup, asli müdahil vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.1. Davalı vekilinin temyiz itirazları yönüyle; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozma ilamına uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup, davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.2. Asli müdahil vekilinin temyizi yönüyle; İlk Derece Mahkemesince yazılı şekilde karar verilmiş ise de, bu karar usul ve kanuna uygun bulunmamaktadır. Şöyle ki; İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyulduğuna göre bozma gereklerinin eksiksiz olarak yerine getirilmesi zorunludur.Usulî kazanılmış hak kavramı, bir davada Mahkeme veya taraflarca yapılan bir usul işlemi sonucunda, taraflardan biri lehine doğan ve artık İlk Derece Mahkemesince de uyulması zorunlu hâle gelen hakkı ifade eder. Bu müessese, 6100 sayılı Kanun'da açıkça düzenlenmemekle birlikte, davaların uzamasını önleme, hukukî istikrarı sağlama ve yargı kararlarına duyulan güveni koruma amacıyla Yargıtay içtihatlarıyla geliştirilmiş; öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun temel ilkelerinden biri hâline gelmiştir.Yapılan yargılama sırasında; Havza Kadastro Mahkemesinin 15.06.2022 tarihli önceki kararının Dairemizin 09.11.2022 tarihli ve 2022/6657 Esas, 2022/8949 Karar sayılı kararıyla; müdahil davacı ... yararına zilyetlikle kazanım koşullarının gerçekleştiği dolayısıyla bozma ilamında belirtilen taşınmazlar yönünden davanın kabulü ile müdahil davacı ... adına taşınmazların tapuya tesciline karar verilmesi gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamında belirtilen taşınmazlar yönünden müdahil davacı ... adına (vefatıyla mirasçıları) adına taşınmazların tapuya tesciline karar verilmesi gerekirken bu taşınmazların davacı ... adına tesciline karar verildiği anlaşılmaktadır.Kabule göre; 6100 sayılı Kanun'un 2 97... . maddeleri gereğince kısa karar ile gerekçeli kararın birbirine uygun olması zorunludur. Kararların farklı ve çelişkili olması İlk Derece Mahkemelerine olan güven ilkesini zedeler. Bu durum 10.04.1992 tarihli ve 1991/7 Esas ve 1992/4 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında da benimsendiği gibi bozma nedenidir. Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamında belirtilen şekilde, karardaki çelişkiyi kaldırmak suretiyle yeniden bir hüküm kurulması gerekmekte olup, temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden kabulü ile usul ve kanuna aykırı olan hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan sebeplerle; davalı vekilinin temyiz itirazlarının REDDİNE,Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle; asli müdahil vekili yönünden; temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA,İstek halinde peşin harcın temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine,1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,28.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.