Kadastro tespitine itirazda, mirasçılar ve hazine arasında zilyetlik iddialarına dayalı taşınmazın parsellere ayrılarak tescili hakkında karmaşık hukuki süreç.
Özet: Kadastro tespitine itiraz davasında, Hazine adına kayıtlı 277 parselin bölünerek değerlendirilmesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin önceki bozma kararlarına uyarak, taşınmazın (a) ve (b) kısımlarını zilyetlikle edinim koşulları oluştuğu gerekçesiyle davacı mirasçıları adına tescillerine, (c) ve (d) kısımlarını ise usuli kazanılmış hak uyarınca Hazine adına tescile bırakan kararının temyiz incelemesinde, delil takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığı ve bozmaya uygun hareket edildiği kanaatiyle onanmasına karar verilmiştir.

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2022/95 E., 2024/35 K.Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Dairemizce, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.İlk Derece Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A RKadastro sırasında, Birecik ilçesi ... köyü çalışma alanında bulunan 277 parsel sayılı 99.500 m² yüzölçümündeki taşınmaz, vergi kayıt miktar fazlası nedeniyle Hazine adına tespit edilmiştir.İtirazı kadastro komisyonunda reddedilen davacı ..., irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine; davacı ..., satın alma ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, dava açmışlardır.İlk Derece Mahkemesince dava dosyaları birleştirilerek verilen önceki tarihli hüküm, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 22.02.2008 tarihli ve 2008/942 Esas, 2008/936 Karar sayılı ilamıyla; "dava konusu taşınmazın zeminde fen bilirkişisi krokisinde (A), (B), (C) ve (D) harfleri ile gösterilen bölümlere ayrıldığı, (A) harfi ile gösterilen 25.600 m²lik bölümünün davacılardan ... ve müşterekleri, (B) harfi ile gösterilen 34.500 m²lik bölümünün davacılardan ..., (C) harfi ile gösterilen 20.500 m²lik bölümünün dava dışı ..., (D) harfi ile gösterilen 18.900 m²lik bölümünün dava dışı ... tarafından kullanıldığının belirlendiği, İlk Derece Mahkemesince, bozmadan önceki hükümde, taşınmazın (C) ve (D) harfleri ile gösterilen bölümlerinin Hazine adına tesciline karar verildiği; kararın, Hazine vekili tarafından davacılar adına tesciline karar verilen ve krokide (A) ve (B) harfleri ile gösterilen bölümleri yönünden temyiz edildiği gözönüne alındığında önceki hükümle Hazine adına tesciline karar verilen taşınmazın (C) ve (D) harfleri ile gösterilen bölümleri yönünden Hazine yararına kazanılmış hak oluşmuşluğu açıklanarak, davada ... ile ...’ın müdahillikleri de bulunmadığı halde taşınmazın (C) harfi ile gösterilen bölümünün dava dışı ..., (D) harfi ile gösterilen bölümünün ise ... adına tesciline karar verilmesi isabetsiz olduğu, dava konusu taşınmazın krokide (A) ve (B) harfleri ile gösterilen bölümleri yönünden ise bozma ilamında davacılar hakkında belgesizden zilyetlikle kazandıkları taşınmaz bulunup bulunmadığı hakkında ilgili mercilerden araştırma yapılması gerektiği belirtildiği halde belgesiz araştırması sadece tapu sicil müdürlüğünden yapıldığı, kadastro müdürlüğü ile mahkemeler yazı işleri müdürlüğünden herhangi bir araştırma yapılmadığı, ayrıca keşif sırasında davacılardan ...’a taşınmazın nasıl, kimden ve ne zaman intikal ettiğinin araştırılmadığı ve buna göre varsa bu kişinin bayi ve murisi ya da müşterekleri hakkında araştırma yapılmasının gerekip gerekmediğinin de düşünülmediği, eksik inceleme ile ve kazanılmış hak ilkesini ihlal eder şekilde karar verilmiş olmasının isabetsizliğine" değinilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.İlk Derece Mahkemesinin bozmaya uyularak verilen kararı, Dairemizin 14.06.2022 tarihli ve 2022/3653 Esas, 2022/5806 Karar sayılı kararı ile, kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki bulunmasının usulsüzlüğüne değinilerek bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; "fen bilirkişisi raporunda (C) ve (D) harfleriyle gösterilen kısımlarla ilgili olarak önceki tarihli kararla Hazine adına tesciline karar verildiği, bu hükmün davacılar tarafından temyiz edilmediği anlaşıldığından (C) ve (D) harfleri ile gösterilen kısımlarla ilgili Hazine yararına usuli kazanılmış hak oluştuğu; (A) ve (B) harfleri ile işaretli alanlar yönünden davacılar lehine ayrı ayrı senetsizden kazanım koşullarının oluştuğu" gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, dava konusu 277 parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişisi ... tarafından hazırlanan 15.11.2017 tarihli raporun eki olan krokide (A) harfi ile gösterilen kısmın davacı ... mirasçıları adlarına, (B) harfi ile gösterilen kısmın davacı ... miraçıları adlarına hüküm yerinde gösterilen payları oranında tesciline, (C) ve (D) harfleri ile gösterilen kısımların aynı parsel numarası altında tesbit gibi Hazine adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.1. Dosya içeriğine, İlk Derece Mahkemesince hükmüne uyulan bozma kararında açıklandığı gibi işlem yapılıp sonucuna göre hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, dava ve temyize konu 277 parsel sayılı taşınmazın hükme esas alınan fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen taşınmaz bölümü yönüyle tüm temyiz itirazları, (B) harfi ile gösterilen taşınmaz bölümü yönüyle aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Kadastro hakimi, doğru, infazı kabil ve infaz sırasında tereddüt oluşturmayacak şekilde hüküm kurmak zorunda olup İlk Derece Mahkemesince, dava konusu taşınmazın hükme esas alınan bilirkişi raporunda (B) harfi ile gösterilen bölüm yönünden taşınmaz bölümü 100.800 hisse kabul edildiği halde, toplamda (102.240) pay dağıtılmak suretiyle pay-payda eşitliği sağlanmaksızın, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 1. maddesine aykırı şekilde hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca, 3402 sayılı Kanun'un 25. maddesi gereğince kadastro mahkemesinin veraset uyuşmazlık kararını çözebileceği ve kadastro davalarına münhasıran veraset belgesi de verebileceği göz önüne alınarak, davacı ... mirasçıları belirlenerek ve pay-payda eşitliği sağlanacak şekilde infazı kabil hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. İlk Derece Mahkemesince bu husus göz ardı edilerek, hüküm kurulması isabetsiz olup, temyiz itirazları açıklanan nedenle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ : Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle; davalı ... vekilinin dava ve temyize konu (A) harfiyle gösterilen bölüm yönünden tüm, (B) harfiyle gösterilen bölüm yönünden sair temyiz itirazlarının REDDİNE; Davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,1086 sayılı Kanun'un 440/1 maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 27.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.