Yüksek vergi borcundan mal kaçırmak amacıyla yapılan muvazaalı taşınmaz devrinin, icra satışıyla bedel davasına dönüşen tasarrufun iptali yargılaması.
Özet: Bir vergi dairesi, yüksek vergi borcu olan bir şirketin yöneticisi tarafından yapılan ve gerçek değerinin çok altında gösterilen taşınmaz devirlerinin vergi borcundan mal kaçırma amaçlı muvazaalı olduğunu iddia ederek açtığı tasarrufun iptali davasını, taşınmazın icra yoluyla satılması nedeniyle bedel davasına dönüştürmüş; mahkeme ise devirlerin alacaklıdan mal kaçırma kastıyla, düşük bedellerle ve ödeme kanıtı olmaksızın yapıldığı, dolayısıyla 6183 sayılı Kanun kapsamında iptal koşullarının oluştuğu sonucuna varmıştır.
12. Hukuk Dairesi         2025/5628 E.  ,  2025/7637 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekilince temyiz edilmiş incelemenin duruşmalı olarak yapılması temyiz eden tarafından istenilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 25.11.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde gelen davacı vekili Av....’ın sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili, Zincirlikuyu Vergi Dairesi Müdürlüğünün ... sicil numarasında kayıtlı mükellef davalı ... Tic.İnş.Ltd.Şti.'nin idareye vadesi geçmiş toplam 22.240.150 TL vergi borcunun bulunduğunu, yapılan araştırmalarda şirketin herhangi bir mal varlığının tespit edilemediğini, hakim ortağı ve şirket müdürü davalı ... tarafından müvekkili idareye sunulan dilekçe ekinde ... Mah., 1065 Ada, 54 Parsel sayılı taşınmazı 17.06.2008 tarihinde düzenlenmiş özel ortaklık sözleşmesi ile diğer davalı .... Makineleri Tic.Ltd.Şti.'ye devrettiklerini bildirdiğini, tapu kaydında yapılan sorgulamada taşınmazın 19.02.2001 tarihinde davalı ... tarafından davalı ...'ye satıldığını, 17.08.2006 tarihinde ise davalı ... Makineleri Tic.Ltd.Şti.'ne satıldığının anlaşıldığını, sözleşmenin borçlu ... tarafından yapılıp taşınmazın muvazaalı şekilde satıldığını belirterek bu satışın davacı yararına iptaline, bu mümkün olmadığı takdirde davacı idareye taşınmaz üzerinde tasarrufta bulunma hakkı tanınmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir
Davacı vekili 28.08.2012 havale tarihli dilekçesi ile davalı ... ... Şti.'nin 04.07.2012 tarihi itibariyle tahakkuk etmiş ve kesinleşmiş 83.331.470,02 TL vergi borcu bulunduğunu belirterek bu bedelin yasal faizi ve diğer ferileriyle birlikte davalılar . ... Şti., ... ve ....'den tahsilini isteyerek davayı bedel (tazmin) davasına dönüştürmüştür.
Davalı .... Makinalaro Tic.Ltd.Şti. vekili cevap dilekçesi ile davanın reddini savunmuştur.
Davalı ... vekili davayı kabul etmiştir.
Mahkemece toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; dava konusu ... ilçesi, 1065 Ada, 54 Parsel sayılı taşınmazın, vergi borçlusu . ... Şti.'nin hakim ortağı ve müdürü davalı ... adına kayıtlı iken 19.02.2001 tarihinde 50.000.000.000 Eski TL bedelle davalı ... 'ye satış gösterilerek devir edildiği, davalı ... 'nin bu taşınmazı 17.06.2008 tarihinde 750.000,00 TL bedelle davalı .... Makineleri Tic.Ltd.Şti.'ne satış yoluyla devir yaptığı, Gelir İdaresi Başkanlığının yazısına göre davalı ... ... Ltd.Şti.'nin 04.07.2012 tarihi itibariyle 83.331.470,02 TL vergi borcunun bulunduğu, davacının bu bedel üzerinden davayı tazmin davasına dönüştürdüğü, uzman bilirkişi raporuna göre dava konusu taşınmazın 1.devir tarihi olan 19.02.2001 tarihinde 724.000,00 TL, 2. devir tarihi olan 17.06.2008 tarihinde 2.490.000,00 TL rayiç değerde olduğu, devir alanların satım bedelini devir verenlere ödediğine dair yazılı belge veya banka dekontu sunmadıkları, her iki devir bakımından tapuda gösterilen satış bedeli ile rayiç bedeller arasında misli çok aşan değer farkı bulunduğu, kaldı ki taşınmazın tapu kaydında dava dışı ... AŞ lehine 29.06.2000 tarihinde 700.000,00 TL bedelli ipotek konulduğu, bu şekilde ipotek yüklü bir taşınmazın alım satımının riskli olduğu için normalde ipotek yükle taşınmazı kimsenin satın almak istemeyeceği, birlikte dikkate alındığında dava konusu iki devir işleminde alacaklıya zarar verme kastı bulunduğu ve bu durumun devir alanlarca da bilinebileceği, davalı ..Şti. yetkilisi ...un verdiği cevap dilekçesinde, taşınmazın ilk sahibi olan davalı ... ile dava dışı ... Şti.'nde ortak olduklarını, finansal ihtiyaçları karşılamak için birlikte iş yaptıklarını, ...'ın davacıya vergi borcu olduğunu bilmediğini, taşınmazı şirket adına satın alırken tapu maliki görünen davalı ... i'ye bazı ödemeler yaptığını, davalı ... ile davalı şirket yetkilisinin birbirini tanıdığı, başka bir şirkette ortak durumunda bulundukları, dava konusu taşınmazın davalı ... aracı kılınmak yoluyla davalı şirkete devir yapıldığı, zarar verme kastını davalıların bilebilecek durumda oldukları, muvazaalı şekilde devir yaptıkları, davacının sunmuş olduğu ... ile ... arasında imzalanan 30.05.2001 tarihli özel anlaşma belgesine göre bu satışların alacaklıdan mal kaçırma gayesiyle yapılmış muvazaalı işlemler olduğu, bu nedenle 6183 sayılı Yasanın 24 ve devamı maddelerindeki iptal koşullarının bulunduğu anlaşılmaktadır.
Dava konusu taşınmazın dava dışı ... Bankasına icra yoluyla satışının yapıldığı ve bu nedenle tasarrufun iptali kararı verilse bile taşınmaz üzerinde davacının tasarruf yapma yetkisinin ortadan kalktığı açıktır. Davacı iptal davasını bedel davasına dönüştürmüştür.
Bu tür tasarrufun iptali davalarında ancak (maksimum) dava konusu taşınmazın dava tarihindeki değeri kadar (somut olayda 2.490.000 TL) bedel istenmesi mümkün iken 02.08.2012 havale tarihle dilekçesinde 83.331.470,02 TL asıl alacağın ferileriyle birlikte tahsilini istemiştir. Bilindiği gibi Hazine harçtan muaf olduğu için kendisinden harç alınmamış ancak dava konusu değer bu miktar üzerinden hesaplanmıştır.
Bu nedenlerle; davacının açtığı tasarrufun iptali davasının 28.08.2012 tarihli davacının talebi ile bedel alacağına dönüştüğü dikkate alınarak; davalılar .. Şti. ve ... zaten davacının vergi borçluları olduğu için onlar hakkında mükerrer tahsilata yol açmamak için tazmin hükmü kurulamayacağı anlaşılmakla davalı ... ve davalı ... Şti. aleyhine açılan tazmin davalarının, taşınmazı elden çıkardıkları tarihteki rayiç değeri üzerinden kısmen kabulüne, davalı ...'nin 724.000,00 TL'den, davalı .. Şti.'nin ise 2.490.000,00 TL'den sorumlu olacak şekilde toplam 2.490.000,00 TL tazminatın davalılar ... ile ... Şti.'den 28.02.2012 (davanın tazmine dönüşme) tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, karar davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve bilgileri verilen kararı ile; "borcun doğum tarihinin tespiti için alınan bilirkişi raporunda "davalı borçlunun 01.07.2008 tasarruf
tarihine kadar olan vergi borçlarının hesaplandığı, oysa tasarruf tarihindeki vergi borçlarının hesaplanması gerektiği, ilk tasarruf tarihinin ise 19.02.2001 tarihi olduğu, bilirkişi raporu incelendiğinden raporun 2., 3. ve 4. sayfalarında bulunan tablolardan mükellefin en eski vadesi gelmiş borcunun 11/2000-01/2001 dönemine ait 119,10 TL vergi borcu ile 324,25 TL gecikme cezasının vade tarihinin 27.08.2002 olduğu, sonra ki muaccel vergi borçlarının ise 2006, 20 07... yıllarına ait bulunduğu, taşınmazın davalı 3. kişiye devir tarihi olan 19.02.2001 tarihi öncesine ait mükellefin vergi dairesine vadesi gelmiş borcu bulunmadığı, bu halde vergi mükellefi olan ... Tic.İnş.Ltd.Şti.'nin vergi dairesine karşı tahakkuk etmiş borcunun 27.08.2002 ve sonrasına ait olduğu, iptali istenen taşınmazın 3. kişi ...'a devrine ilişkin tasarruf tarihinin 19.02.2001 olduğu anlaşılmasına göre borcun tasarruf tarihinden önce olması gerektiğine ilişkin dava ön koşul gerçekleşmediğinden davanın usulden reddine, davalı 3. kişi için iptal koşulu oluşmadığından davalı 4. kişi . ... Ltd.Şti. bakımından da davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığı" gerekçesi ile davalı ... vekilinin istinaf talebinin kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeni hüküm kurulmasına, davacı vekilinin istinaf taleplerinin ise reddine karar verilmiş, karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava 6183 sayılı Yasanın 24 ve devamı maddelerine göre açılmış tasarrufun iptali davasıdır.
6183 sayılı yasanın 26. maddesi "27, 28, 29... uncu maddelerde sözü geçen tasarrufların vukuu tarihinden beş yıl geçtikten sonra mezkür maddelere istinaden dava açılamaz." hükmüne haizdir. İlk tasarrufun 19.02.2001 tarihinde yapılmış olmasına ve davanın 26.07.2010 tarihinde açılmış olmasına göre 6183 sayılı yasanın 26. maddesine göre 5 yıllık hak düşürücü süre aşımından davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın ön koşul yokluğundan usulden reddine karar verilmesi doğru değil ise de sonuçta istem reddedildiğinden, sonucu itibariyle doğru olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanması gerekmiştir.
SONUÇ:
Davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile sonucu itibari ile doğru olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA,
Temyiz eden davacı harçtan muaf olduğundan, harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,26.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.