Yargıtay, milletvekiline internet üzerinden hakaret suçunda, eylemin görevle bağlantılı olmadığı gerekçesiyle genel hakaret maddesi yerine kamu görevlisine hakaret uygulanmasını hukuka aykırı bularak hükmü bozdu.
Özet: Bir sanık hakkında verilen ve istinaf başvurusunun esastan reddedilmesiyle kesinleşme aşamasına gelen hakaret mahkumiyetine ilişkin dosyada, eylemin bir milletvekiline yönelik olmasına rağmen görevi nedeniyle işlenmediği, bu nedenle sanığın kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret suçundan (TCK m.125/4) değil, genel hakaret suçundan (TCK m.125/1) cezalandırılması gerektiği ve ayrıca mükerrir olan sanık hakkında cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasının gözetilmemesi hukuka aykırı bulunarak, bölge adliye mahkemesinin kararı bozulmuş ve dosya yeniden değerlendirilmek üzere ilk derece mahkemesine geri gönderilmiştir.
4. Ceza Dairesi         2023/14115 E.  ,  2025/18704 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SAYISI : 2022/2550 E., 2023/1515 K.
SUÇ : Hakaret
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince verilen mahkumiyet hükmüne yönelik yapılan başvuru üzerine Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz istemi, eylemin katılanın görevi nedeniyle işlenmediğine, 5237 sayılı Kanun’un 125/1-4 maddesi uyarınca sanığın cezalandırılması gerekirken kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret suçundan cezalandırılması nedeniyle hükmün bozulması gerektiğine yöneliktir.
Sanık müdafinin temyiz istemi, lehe hükümlerin uygulanmasına, eylemin kamu görevlisine görevinden dolayı işlenmediğine, yeterli delil bulunmadığına, suçun unsurlarının oluşmadığına, şüpheden sanık yararlanır ilkesinin uygulanmadığına, kararın bozulması gerektiğine yöneliktir.
III. GEREKÇE
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, incelenen dava dosyası içeriğine göre, bozma dışındaki temyiz sebeplerinin reddine karar vermek gerekmiştir. Ancak;
1. Olay tarihinde milletvekili olan katılana yönelik, sanığın internet üzerinden yaptığı canlı yayın esnasında hakaret içeren sözler söylemesi, ancak konuşma içeriğinden de anlaşılacağı üzere suça konu sözlerin katılanın icra ettiği görev ile ilgili söylenmediği ve eylemin katılanın görevinden dolayı gerçekleştirilmediğinin anlaşılması karşısında, sanığın 5237 sayılı Kanun'un 125/1. maddesinde düzenlenen hakaret suçundan cezalandırılması gerekirken, kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret suçundan mahkumiyet hükmü kurulması,
2. Sanık hakkındaki cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesinden sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Hukuka aykırı bulunmuştur.
l
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafii ve Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz istemleri yerinde görüldüğünden Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304. maddesi uyarınca Uşak 4. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
19.11.2025 tarihinde karar verildi.