Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, icra takibinde haczedilen mallar üzerindeki istihkak iddiasının yetkisiz kişi tarafından yapılması, üçüncü kişi vekilinin mülkiyet beyanının bulunmaması ve malın aidiyetinin başka bir kuruma atfedilmesi nedeniyle geçersizliğine karar vermiştir.
Özet: Bu hukuki evrak, haczedilen mallar üzerindeki istihkak iddiasının geçerliliği üzerine yapılan yargılamada, üçüncü kişi adına yetkisiz bir şahıs tarafından ilk iddiada bulunulduğu ve yetkili temsilcice yasal süre içinde usulüne uygun, malın aidiyetini açıkça belirten bir istihkak iddiası ileri sürülmediği anlaşıldığından, bölge adliye mahkemesinin yetkisiz talep ve yetersiz dilekçeler üzerinden geçerli bir istihkak iddiası olduğuna dair kabulünün hatalı olduğu ve ayrıca haciz mahallindeki borçluya ait emarelerin tespiti ile üçüncü kişinin borç sonrası kurulması gibi durumların istihkakın esasına ilişkin değerlendirmeyi karmaşıklaştırdığı bir uyuşmazlığı ele almaktadır.

MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki davalılardan üçüncü kişi tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: Talep, alacaklının İİK 97-99. maddelerinin uygulanmasına ilişkin şikayet ile terditli olarak ileri sürdüğü istihkak iddiasının reddi istemine ilişkindir.Mahkemece, 26/08/2024 tarihli haciz sırasında davalı üçüncü kişi yararına istihkak iddiasına bulunan ...'ın ticaret sicil kayıtlarına göre üçüncü kişi İş ... ve .. San. Ve Tic. Limited Şirketinin yetkilisi olmadığı, şirket yetkilisi ...’in oğlu olduğu, takip dosyasına hacizden sonra şirket yetkilisi tarafından usulünce ileri sürülmüş bir istihkak iddiası bulunmadığı, geçerli bir istihkak iddiası bulunmamasına rağmen icra memurunca haczin İİK. 99. maddesine göre yapılmasının doğru bulunmadığı, ek olarak davalı üçüncü kişi şirketin takibe konu borcun doğumundan sonra kurulduğu, haczin borçlunun önceki faaliyet adresinde yapıldığı, haciz mahallindeki tabelalarda ve beton dökme araçlarının üzerinde borçlu şirketin eski ünvanı ''İşeri’' logolarının mevcut olduğu gerekçesi ile şikayetin kabulü haciz işleminin İİK 96-97. maddesi uyarınca yapılmış sayılmasına, davacının şikayeti kabul edildiğinden fer'i talebi olan istihkak iddiasının reddi davası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş karara karşı üçüncü kişi istinaf yoluna başvurmuştur.Bölge Adliye Mahkemesince, takip dosyasına hacizden sonra, üçüncü kişi şirket vekili tarafından 27.08.2024 tarihli dilekçe ile istihkak iddiasında bulunulduğu, dayanak ilamda yer alan adreste haciz yapıldığı, haciz mahallinde bir çok yerde "İşeri" ibaresi bulunduğu, davaya konu beton santralinin borçlu elinde iken haczedildiğinin kabulünün zorunlu olduğu gerekçesi ile başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.İİK'nun 96/3. maddesi uyarınca, malın haczini öğrenen borçlu veya üçüncü şahsın öğrenme tarihinden itibaren yedi gün içinde istihkak iddiasında bulunması gerekir, aksi halde aynı takipte bu iddiayı ileri sürme hakkını kaybeder. Yedi günlük süre hak düşürücü mahiyette olup, yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilmesi gerekir. İstihkak iddiası, tüzel kişilerde tüzel kişiyi temsile yetkili organlarca, gerçek kişilerde ise ya kendisi tarafından ya da bu kişiyi temsile yetkili kişilerce ileri sürülebilir. Tüzel kişiyi veya gerçek kişiyi temsil yetkisi olmayan kişinin yaptığı iddia, geçerli bir istihkak iddiası sayılmaz.Somut olayda, haciz mahallinde bulunan ..., "Buradaki şirket babamın üzerine kayıtlıdır. İş ... ve ... San. Ve Tic. Limited Şirketi adına bir işletmedir. ... Şti'ye aittir, bu mahalde ... Çimentonun yeridir" şeklinde beyanda bulunmuştur. Davaya konu hacizde hazır bulunan üçüncü kişi şirket ortağının oğlu tarafından istihkak iddiasında bulunulmuş olup anılan şahsın üçüncü kişi yararına istihkak iddiasında bulunmaya yetkili olmadığı sabittir. Davalı üçüncü kişi tarafından hacizden itibaren, İİK’nun 96/3. maddesinde belirtilen 7 günlük süre içerisinde yapılmış bir istihkak iddiası da bulunmamaktadır. Mahkemece, bu husus dile getirildikten sonra esasa ilişkin inceleme yapılması hatalıdır. Öte yandan, Bölge Adliye Mahkemesince, üçüncü kişi şirket vekili tarafından 27.08.2024 tarihli dilekçe ile istihkak iddiasında bulunulduğu kabul edilmiş ise de, anılan dilekçe de sadece üçüncü kişi şirketin işyerinde haciz yapıldığı belirtilmiş, menkullerin aidiyetine dair bir beyanda bulunulmamıştır. Kaldı ki, üçüncü kişi vekilinin sunduğu 26.09.2024 tarihli cevap dilekçesinde, "Haciz edilen beton santrali müvekkil şirkete ait olmayıp ....Sanayi ve T.A.Ş'ye aittir. Ayrıca müvekkil şirketin işlettiği işletmenin mülkiyeti de ... Sanayi ve T.A.Ş'ye aittir. müvekkil şirket, beton santralini her yıl bu şirketten kiralamakta en son da bu şirketten 01.03.2024 tarihli kira kontratı ile beton santralini kiralamıştır. davacı taraf ne asıl borçluya ait olan, ne de müvekkil şirkete ait olan tamamen dosyalardan bağımsız 3.kişi konumunda bulunan ... San. T.A.Ş. isimli şirketin beton santralini haciz etmiştir. Bu nedenle yapılan işlemin hiçbir hukuki tarafı bulunmamaktadır" şeklinde beyanda bulunulmuştur. İİK'nin 96/1. maddesinde, üçüncü kişinin haczedilen mal ve hak üzerinde mülkiyet veya rehin hakkına dayanarak istihkak davası açabileceği öngörülmüştür. Gerek doktrinde ve gerekse Yargıtay uygulamasında “mülkiyet ve rehin hakları” sözcüklerinin sınırlandırıcı anlam taşımadığı, ayrıca sınırlı ayni haklara, tapuya şerh verilmiş kişisel haklara, hapis hakkına, mülkiyeti muhafaza sözleşmesine, intifa hakkına dayanarak da istihkak davası açılabileceği kabul edilmektedir. Davalı üçüncü kişi şirket vekili dosyaya ibraz ettiği cevap dilekçesinde açıkça; hacze konu menkulün mülkiyetinin vekil edeni şirkete ya da borçlu şirkete ait olmadığını, dava dışı başka bir şirketten kiralandığını beyan etmiştir. O halde Mahkemece, davalı üçüncü kişi şirketin mülkiyete dayalı istihkak iddiasında bulunmadığı kiracılık sıfatına dayalı istihkak iddiasının ise geçerli olmadığı nazara alınarak şikayetin ve terditli istihkak iddiasının reddi davasının usulden reddine karar verilmesi için hükmün bozulması gerekmiştir.SONUÇ: Davalı üçüncü kişinin temyiz itirazlarının kabulü ile yukarıda yazılı nedenlerle 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nun 364/2. maddesinin göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nun 373/1. maddesi uyarınca, istinaf talebinin esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene iadesine, dosyanın İlk Derece Mahkemesi'ne, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, 19.11.2025 gününde oy birliğiyle karar verildi.